Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2016/29336 E. | 2019/23449 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2016/29336 E. 2019/23449 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29336
Karar No 2019/23449
Karar Tarihi 17.12.2019
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Fazla çalışma iddiasını ispat yükü işçiye aittir.
  • Günlük çalışma süresi on bir saati aşamaz.
  • Gece çalışmaları günde yedi buçuk saati geçemez.
  • Yıllık ikiyüzyetmiş saat sınırı aşılırsa ücreti ödenir.

Bu karar, iş sözleşmelerinde yer alan ve fazla mesai ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna dair kısıtlayıcı hükümlerin hukuki geçerlilik sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Yargıtay, bu tür sözleşme hükümlerinin yalnızca yıllık 270 saatlik yasal sınırla geçerli olabileceğini, işçiyi koruyan günlük 11 saati ve gece çalışmalarında 7,5 saati aşan durumlarda ücrete dâhiliyet savunmasının yapılamayacağını ve mutlaka zamlı ücret ödenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, işçinin fazla çalışmasını ispatlamada zorlandığı durumlarda mahkemelerin sadece tanık beyanlarıyla yetinmemesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Uygulamada, özellikle bankacılık, finans ve satış gibi yoğun mesai saatlerine sahip iş kollarında, işverenler genellikle iş sözleşmelerine "fazla mesai ücrete dâhildir" maddesi koyarak bu mali yükümlülükten kaçınmayı amaçlamaktadır. Ancak bu emsal karar, sözleşmedeki kısıtlayıcı hükümlerin mutlak olmadığını ve işçinin günlük yasal sınırları aşan çalışmalarının kesinlikle karşılıksız bırakılamayacağını göstermesi açısından büyük bir güvence sağlamaktadır. Bilgisayar açılış kapanış saatlerini gösteren elektronik log kayıtlarının ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) gibi resmi otoritelerin uyarı yazılarının da delil olarak toplanmasının zorunlu kılınması, hak arama sürecinde işçiler lehine usuli bir çerçeve yaratmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı bankanın çeşitli şubelerinde uzun yıllar boyunca en son yönetici yardımcısı pozisyonunda görev yapmıştır. Çalışma süresi zarfında işverenin sistematik yıldırma (mobbing) politikasına maruz kaldığını ve aşırı yoğun mesai şartlarında, bazı günlerde gece geç saatlere kadar çalıştırıldığını belirtmiştir. Davacı işçinin iddiasına göre, istifa etmesi durumunda içeride kalan tüm yasal haklarının kendisine ödeneceği yönünde işverence söz verilmiş, bu güvenceye dayanarak istifa dilekçesini sunarak işten ayrılmıştır. Ancak işten ayrıldıktan sonra kendisine herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Davacı, bu haksız tutum ve davranışlar silsilesi üzerine eski işverenine karşı dava açarak ödenmeyen kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ile yaşadığı psikolojik baskı ve mobbing nedeniyle manevi tazminat alacaklarının tahsil edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki düzenlemeler, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışma süreleri, dinlenme hakları ve fazla çalışma ücretlerine ilişkin emredici prensiplerdir. İş Hukuku'nun temel ispat kuralları çerçevesinde, fazla çalışma yaptığını iddia eden bir işçi bu fiili durumunu kanıtlamakla yükümlüdür. İşçinin kendi imzasını taşıyan ve ihtirazi kayıt içermeyen düzenli ücret bordroları, sahteliği kesin delillerle ispat edilene kadar mahkemeler nezdinde kesin delil niteliği taşımaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu m. 41 uyarınca, kural olarak haftalık 45 saati aşan bütün çalışmalar "fazla çalışma" olarak kabul edilmektedir ve her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, işçinin normal saatlik çalışma ücretinin yüzde elli oranında yükseltilmesiyle ödenir. Eğer taraflar arasındaki iş sözleşmesi ile normal haftalık çalışma süresi 45 saatin altında (örneğin 40 saat) belirlenmişse, bu süreyi aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar yasal olarak "fazla sürelerle çalışma" sayılır ve bu durumda saatlik ücret yüzde yirmi beş oranında artırılarak ödenmelidir.

Bununla birlikte, yasa koyucu işçi sağlığını korumak ve sömürüyü engellemek amacıyla günlük azami çalışma süresini emredici olarak 11 saat şeklinde sınırlandırmıştır. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu m. 69 hükmü gereğince, işçilerin gece çalışmaları günde yedi buçuk saati geçemez. Bu mutlak sınırları aşan çalışmalar, haftalık 45 saatlik yasal sınır aşılmamış olsa dahi doğrudan fazla çalışma sayılarak işçiye zamlı ücrete tabi tutulmalıdır. Yerleşik içtihatlara göre, iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik genel geçer hükümler, sınırlandırma olmaksızın kabul edilemez ve yalnızca yasal sınır olan yıllık 270 saat ile kısıtlı olarak geçerli sayılır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme aşamasında alınan bilirkişi raporunda, taraf tanıklarının beyanlarının yeterince net olmadığı, davacının fazla çalışma ücretinin imzaladığı iş sözleşmesi gereği kendi maaşına dâhil edildiği ve ayrıca kendisine dönemsel primler ödendiği gerekçesiyle herhangi bir fazla mesai hesaplaması yapılmamış; mahkeme de bu bilirkişi raporunu esas alarak talebi tamamen reddetmiştir. Ancak davacı taraf, mesaiye sabah 08:00 sularında başlayıp gece 22:00'lere, hatta kredi kartı satışı yapılan yoğun dönemlerde gece 03:00'lere kadar mesaiye kalmak zorunda bırakıldığını iddia etmiş ve bu fiili durumun kesin tespiti için banka şube güvenlik kamerası kayıtları, bilgisayar giriş-çıkış sistem logları ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılan çalışma saatlerine ilişkin özel uyarı yazılarının mahkemece incelenmesini talep etmiştir.

Yüksek Mahkeme, davalı bankanın iş sözleşmesinde yer alan "aylık ücrete fazla çalışma dâhildir" şeklindeki standart matbu hükmün mutlak olarak uygulanamayacağını, bu kuralın sadece yıllık 270 saate kadar olan çalışmalar için geçerli olabileceğini açıkça belirtmiştir. Ayrıca, günlük 11 saatlik çalışma yasağı ve gece 7,5 saatlik çalışma sınırlarının fiilen aşılıp aşılmadığı titizlikle denetlenmelidir. Salt tanık beyanlarının muğlak olması gerekçe gösterilerek talebin toptan reddedilmesi ciddi bir eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir.

Mahkemece yeniden yapılacak yargılamada titizlikle yapılması gerekenler sıralanmıştır; davacının bilgisayar sistemini açılış ve kapanış saatlerini gösteren elektronik log kayıtlarının bankadan istenmesi, davalı bankanın hafta sonları açık olup olmadığının tespiti için bağlı bulunduğu emniyet birimleriyle yazışmalar yapılması ve BDDK tarafından bankaya gönderilen mesai saatleri uyarı belgelerinin ilgili kurumlardan celp edilmesidir. Elde edilecek tüm bu objektif delillerin ışığında, 45 saate kadar olan fazla süreli çalışma kısımları için yüzde yirmi beş, 45 saati ve günlük ile gecelik yasal sınırları aşan kısımlar için ise yüzde elli zamlı ücret üzerinden yeni bir hesaplama yapılması şart koşulmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: