Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Zlatan Begıć - Bosna Hersek Kararı 16613/23 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Zlatan Begıć - Bosna Hersek Kararı 16613/23 B.

Bu karar, Bosna Hersek'in karmaşık anayasal yapısı içinde etnik kökene dayalı siyasi kotaların ve kısıtlamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ayrımcılık yasağı ile açıkça çeliştiğini bir kez daha ve kesin bir dille hukuken teyit etmektedir. Mahkeme, devletin en üst düzey yürütme organlarından biri olan Bosna Hersek Federasyonu Başkanlığı ve Başkan Yardımcılığı makamlarına aday olabilmek için anayasada tanımlanan "kurucu halklar"dan birine (Boşnak, Hırvat veya Sırp) mensup olma şartının aranmasının, Sözleşme'ye Ek 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında genel ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karar, etnik köken temelli siyasi dışlamanın günümüz demokratik toplum düzeninde hiçbir geçerli mazereti olamayacağını güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.
search
8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 4. Bölüm
Başvuru No 16613/23
Karar Tarihi 03.02.2026
Taraflar Zlatan Begıć - Bosna Hersek
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Etnik kökene dayalı ayrımcılık demokratik toplumda meşrulaştırılamaz.
  • gavel Seçilme hakkı salt etnik aidiyet şartına bağlanamaz.
  • gavel Kurucu halklara mensup olmama gerekçesi mutlak ayrımcılıktır.
  • gavel Siyasi hakların kullanımında tam eşitlik ilkesi esastır.

Bu karar, Bosna Hersek'in karmaşık anayasal yapısı içinde etnik kökene dayalı siyasi kotaların ve kısıtlamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ayrımcılık yasağı ile açıkça çeliştiğini bir kez daha ve kesin bir dille hukuken teyit etmektedir. Mahkeme, devletin en üst düzey yürütme organlarından biri olan Bosna Hersek Federasyonu Başkanlığı ve Başkan Yardımcılığı makamlarına aday olabilmek için anayasada tanımlanan "kurucu halklar"dan birine (Boşnak, Hırvat veya Sırp) mensup olma şartının aranmasının, Sözleşme'ye Ek 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında genel ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karar, etnik köken temelli siyasi dışlamanın günümüz demokratik toplum düzeninde hiçbir geçerli mazereti olamayacağını güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi açısından bu karar, Mahkeme'nin daha önce verdiği Sejdić ve Finci, Zornić ve Pilav gibi Bosna Hersek'in seçim ve anayasa sistemini dönüştürmeyi hedefleyen dönüm noktası niteliğindeki içtihatların doğal bir devamı niteliğindedir. Mahkeme, barışı tesis etme amacıyla Dayton Antlaşması ile getirilen ve başlangıçta geçici olması öngörülen etnik güç paylaşımı modelinin, günümüz çoğulculuk anlayışında "Diğerleri" kategorisindeki vatandaşların temel siyasi haklarını süresiz olarak ellerinden alamayacağını netleştirmiştir. Bu durum, anayasal reformların uluslararası insan hakları standartlarına uyum sağlayacak şekilde hayata geçirilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Ayrıca, ulusal Anayasa Mahkemesinin ihlal tespiti yapmasına rağmen yasal çerçevenin yıllardır değiştirilmemiş olmasının, başvurucunun devam eden mağdur sıfatını ortadan kaldırmayacağı tespiti de usul hukuku açısından son derece değerli bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Zlatan Begić, Bosna Hersek vatandaşı ve Bosna Hersek Parlamentosu Temsilciler Meclisi üyesi olarak görev yapan aktif bir siyasetçidir. Kendisi, ülke anayasasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olan "kurucu halklardan" (Boşnak, Hırvat veya Sırp) herhangi birine aidiyet bildirmediği için anayasal çerçevede "Diğerleri" kategorisinde yer almaktadır.

Söz konusu olayda başvurucu, Bosna Hersek Federasyonu Başkanı veya Başkan Yardımcısı pozisyonuna aday olmak için gerekli girişimlerde bulunmuş, ancak Merkezi Seçim Komisyonu, onun kurucu halklardan birine mensup olmaması ve ilgili etnik şartları taşımaması nedeniyle adaylık başvurusunu kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, sadece etnik kimliği nedeniyle bu üst düzey devlet görevlerine aday olmasının engellenmesinin açık bir ayrımcılık oluşturduğunu belirterek iç hukuk yollarını sonuna kadar tüketmiş ve Bosna Hersek Anayasa Mahkemesinden kendi lehine bir ihlal kararı almayı başarmıştır. Ancak, anayasal ve yasal düzenlemelerin fiilen değiştirilmemesi ve mağduriyetinin uygulamada aynen devam etmesi üzerine, devlet makamları tarafından kendisine karşı etnik ayrımcılık yapıldığı ve siyasi haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle Sözleşme'ye Ek 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde düzenlenen genel ayrımcılık yasağını temel dayanak olarak kullanmıştır. İlgili yasal düzenleme, kanunla sağlanan herhangi bir hakkın kullanımının cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet gibi herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılığa tabi tutulmasını kesin bir dille yasaklamaktadır. Bosna Hersek Anayasası, tüm vatandaşların kamu işlerinin yürütülmesine katılma ve seçilme hakkına sahip olduğunu güvence altına aldığından, uyuşmazlık doğrudan bu protokolün uygulama alanına girmektedir.

Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, Sözleşme'nin 14. maddesinde vücut bulan ayrımcılık tanımı, 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki değerlendirmeler için de birebir aynı şekilde geçerlidir. Benzer veya kıyaslanabilir durumlarda bulunan kişilere yönelik farklı bir muamelenin ayrımcılık sayılmaması için nesnel ve makul bir gerekçeye dayanması zorunludur. Diğer bir deyişle, söz konusu muamelenin meşru bir amaç gütmesi ve kullanılan araçlarla ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması şarttır. Taraf devletlerin bu alandaki takdir marjının kapsamı, söz konusu kısıtlamanın niteliğine ve arka planına göre değişkenlik gösterebilmektedir.

Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereğince, etnik kökene dayalı ayrımcılık, sonuçları itibarıyla son derece tehlikeli olan ve yetkililerin özel bir dikkatle, çok güçlü bir tepki göstermesini gerektiren en ağır ayrımcılık türlerinden biridir. Mahkeme, münhasıran veya belirleyici ölçüde bir kişinin etnik kökenine dayanan farklı bir muamelenin, çoğulculuk ve farklı kültürlere saygı ilkeleri üzerine inşa edilmiş çağdaş demokratik bir toplumda nesnel olarak hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini kabul etmektedir. Bu bağlamda, devletin anayasal düzenini belirleme konusundaki geniş takdir yetkisi, kendi vatandaşlarının temel siyasi haklardan salt etnik kimlikleri veya kökenleri nedeniyle bütünüyle mahrum bırakılmasına asla cevaz vermemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayı incelerken, Bosna Hersek Federasyonu Anayasası'nın ve ilgili seçim kanunlarının getirdiği sistematiği dikkatle değerlendirmiştir. İlgili yasaların, yalnızca Boşnak, Hırvat veya Sırp kimliğine sahip olan "kurucu halklar"a mensup kişilerin Federasyon Başkanı veya Başkan Yardımcısı olarak seçilmesine olanak tanıdığı açıkça tespit edilmiştir. Başvurucu gibi bu kurucu halklardan herhangi birine aidiyet beyan etmeyen ve "Diğerleri" statüsünde kalan vatandaşların, ülkenin en önemli yönetim pozisyonlarına aday olmasının yasa gereği ve doğrudan engellendiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortadadır.

Mahkeme, bu katı kısıtlamanın, anayasal haklar bakımından benzer durumdaki kişiler arasında tamamen etnik kökene dayalı, bariz ve ağır bir farklı muamele teşkil ettiğini belirlemiştir. Hükümetin, Dayton Antlaşması ile kurulan bu sistemin yıllar önce savaşı bitirme, barışı koruma ve etnik gruplar arası diyaloğu sürdürme gibi çok hayati ve meşru bir amaca dayandığı yönündeki savunması dikkate alınmıştır. Ancak Mahkeme, tarihi ve siyasi arka plan ne olursa olsun, günümüz koşullarında bu durumun, bir vatandaşın salt etnik aidiyeti nedeniyle üst düzey devlet makamlarına seçilme hakkından tamamen ve otomatik olarak mahrum bırakılmasını haklı kılamayacağını kuvvetle vurgulamıştır. Mahkeme, devletin anayasal yapısının demokratik prensiplerle bağdaşması gerektiğini belirterek, etnik köken temelli bu tür siyasi dışlamaların objektif ve makul hiçbir haklılığının bulunmadığını kesin bir biçimde yinelemiştir.

Buna ek olarak Mahkeme, Hükümetin başvurucunun zaten bir milletvekili sıfatıyla yasama sürecine katılıp anayasayı kendisinin değiştirebileceği, bu sebeple mağdur olamayacağı yönündeki itirazını da incelemiştir. Bu iddia, hiçbir milletvekilinin tek başına anayasa değiştirme gücüne ve yetkisine sahip olmadığı gerçekliği karşısında bütünüyle yersiz ve temelsiz bulunmuştur. Ulusal Anayasa Mahkemesinin geçmişte açık bir ihlal tespiti yapmasına karşın, yasama organı tarafından gerekli anayasal ve yasal değişikliklerin halen gerçekleştirilmemiş olması sebebiyle başvurucunun hukuki mağdur statüsünün devam ettiği net bir şekilde onaylanmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bosna Hersek'in başvurucuyu etnik kökeni nedeniyle seçimlere katılmaktan men etmesinin haklı bir gerekçeye dayanmadığına ve Sözleşme'ye Ek 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesini ihlal ettiğine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Sadece etnik kökenim yüzünden seçimlerde aday olmam engellenebilir mi? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin münhasıran veya belirleyici ölçüde etnik kökenine dayanılarak siyasi haklardan mahrum bırakılması kesinlikle yasaktır. Bosna Hersek'teki uyuşmazlıkta olduğu gibi, en üst düzey devlet makamlarına aday olabilmek için belirli etnik gruplara mensubiyet şartı aranması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 12 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki genel ayrımcılık yasağının açık bir ihlalidir. Çoğulculuk ve farklı kültürlere saygı ilkeleri üzerine inşa edilen günümüz demokratik toplumlarında, seçilme hakkının salt etnik aidiyet şartına bağlanması hukuken hiçbir şekilde nesnel ve haklı gösterilemez. Aksine, etnik kökene dayalı siyasi dışlama, demokratik düzende en ağır ayrımcılık türlerinden biri olarak kabul edilmekte ve devlet makamlarının bu duruma karşı çok güçlü bir tepki göstermesi gerekmektedir.
Devlet, anayasal yapısını bahane edip beni siyasetten dışlayabilir mi? expand_more
Hayır, devletin kendi anayasal düzenini belirleme konusundaki geniş takdir yetkisi, vatandaşlarının temel siyasi haklarını salt etnik kimlikleri veya kökenleri nedeniyle bütünüyle ellerinden almasına asla cevaz vermemektedir. Mahkeme, Bosna Hersek örneğinde, Dayton Antlaşması ile kurulan etnik güç paylaşımı modelinin başlangıçta savaşı bitirme ve barışı koruma gibi çok hayati ve meşru amaçlara dayandığını dikkate almıştır. Ancak, aradan geçen zaman ve günümüz çoğulculuk anlayışı çerçevesinde, söz konusu tarihi ve siyasi arka planın bir vatandaşı sadece etnik aidiyeti nedeniyle üst düzey devlet makamlarına seçilmekten otomatik olarak mahrum bırakmasını haklı kılamayacağı kuvvetle vurgulanmıştır. Siyasi hakların kullanımında tam eşitlik ilkesi esastır ve anayasal kısıtlamalar uluslararası insan hakları standartlarına uyumlu olmalıdır.
Herhangi bir anayasal etnik gruba ait değilsem seçilme hakkım yok mu? expand_more
Hukuken kesinlikle seçilme ve kamu işlerinin yürütülmesine katılma hakkınız bulunmaktadır. Somut olayda başvurucu, Bosna Hersek anayasasında ayrıcalıklı konuma sahip "kurucu halklar" (Boşnak, Hırvat veya Sırp) dışındaki "Diğerleri" kategorisinde yer aldığı için Merkezi Seçim Komisyonu tarafından adaylıktan men edilmiştir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kanunla sağlanan hakların kullanımında ulusal bir azınlığa veya gruba mensubiyet gibi temellere dayalı ayrım yapılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Kurucu halklara mensup olmama gerekçesiyle vatandaşların en önemli yönetim pozisyonlarından dışlanması mutlak bir ayrımcılıktır ve hiçbir geçerli hukuki mazereti olamaz.
Milletvekili olmam, ayrımcı yasaları şikayet etmeme engel teşkil eder mi? expand_more
Kesinlikle engel teşkil etmez, bu ihlale karşı hukuki mağdur sıfatınız aynen devam eder. Somut dosyada Bosna Hersek Hükümeti, başvurucunun halihazırda bir milletvekili sıfatıyla yasama sürecine katıldığı, dolayısıyla ayrımcı anayasayı kendisinin değiştirebileceği gerekçesiyle "mağdur" sayılamayacağı yönünde bir itirazda bulunmuştur. Fakat Mahkeme, hiçbir milletvekilinin parlamentoda tek başına anayasa değiştirme gücüne ve yetkisine sahip olmadığı gerçekliğinden hareketle bu iddiayı bütünüyle yersiz ve temelsiz bulmuştur. Ulusal Anayasa Mahkemesinin geçmişte ihlal kararı vermesine rağmen yasama organının ilgili kanunları düzeltmemesi ve fiili imkansızlığın sürmesi, başvurucunun devam eden mağdur statüsünü usul hukuku açısından doğrulayan en temel unsurdur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir