Anasayfa Karar Bülteni AYM | Sağlık ve Sosyal Hizmet Ordusu | BN....

Karar Bülteni

AYM Sağlık ve Sosyal Hizmet Ordusu BN. 2021/26974

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/26974
Karar Tarihi 17.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Esaslı iddialar mahkemelerce mutlaka gerekçeli karşılanmalıdır.
  • Anayasaya aykırılık itirazları mahkemelerce cevapsız bırakılamaz.
  • Gerekçesiz bırakılan talepler adil yargılanmayı zedeler.
  • Hakkaniyete uygun yargılanma gerekçeli karar hakkını kapsar.

Bu karar, idari yargıda görülen iptal davalarında taraflarca ileri sürülen "uygulanacak kanun veya yönetmeliğin Anayasa'ya aykırılığı" itirazlarının mahkemeler tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini net bir şekilde vurgulamaktadır. Mahkemelerin, idari işlemin dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin ciddiye alınabilir ve davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı itirazları yanıtsız bırakması, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak tanımlanmıştır. Bu durum, yalnızca şeklî bir ret kararının ötesine geçilerek, iddiaların esastan tartışılmasının bir anayasal zorunluluk olduğunu göstermektedir.

Karar, özellikle norm denetimi talebi içeren itirazların yargı mercilerince "ciddi bulunup bulunmadığına" dair mutlaka tatminkâr bir açıklama yapılması yükümlülüğünü pekiştirmesi bakımından güçlü bir emsal niteliğindedir. Uygulamada derece mahkemelerinin uyuşmazlığı yalnızca ilgili mevzuatın lafzıyla çözüp Anayasa'ya aykırılık itirazlarını görmezden geldiği bilinmektedir. Anayasa Mahkemesi bu ihlal kararıyla, derece mahkemelerinin norm denetimi yapma ve kanunu iptal etme tekelini elinde bulundurmasa da, dosyayı Anayasa Mahkemesine göndermeyi gerekli görmedikleri hâllerde dahi bu takdirlerini makul, hukuki ve tatmin edici bir gerekçeyle izah etmeleri gerektiğini kesin bir dille ortaya koymuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sağlık ve Sosyal Hizmet Ordusu Sendikası (başvurucu), bir devlet hastanesinin döner sermaye komisyonu seçimi ile inceleme heyeti oluşumuna dair işlemleri ve döner sermaye gelirinden ek ödeme dağıtımına ilişkin işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Ordu 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Başvurucu sendika, dava dilekçesinde sadece idari işlemlerin iptalini talep etmekle kalmamış, aynı zamanda bu işlemlere dayanak teşkil eden kanun ve yönetmelik hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ve mevcut mevzuata göre yapılan ödemelerin eşitsizliğe yol açtığını öne sürmüştür. İlk derece mahkemesi ve istinaf mercii, işlemlerin ilgili kanun ve yönetmeliğe uygun olduğunu belirterek davayı ve istinaf başvurusunu reddetmiştir. Ancak yargılama süreçleri boyunca sendikanın ileri sürdüğü Anayasa'ya aykırılık iddiaları mahkemelerce hiçbir şekilde değerlendirilmemiş ve bu hususa dair bir gerekçe sunulmamıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümlenmesinde temel alınan normlar ve hukuki prensipler, Anayasa'nın adil yargılanma güvenceleri ile idari ödemelerin dayanağı olan mevzuattan oluşmaktadır. İdare tarafından tesis edilen işlemler, 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları İle Esenlendirme Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'un ek 3. maddesi ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümlerine dayanmaktadır. Bu düzenlemeler, hekim olan ve olmayan personele yapılacak ek ödemelerin oranlarını, kesintilerini ve dağıtım koşullarını belirlemektedir.

Ancak uyuşmazlığın asıl hukuki çekirdeğini Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında koruma altına alınan adil yargılanma hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141 kapsamında düzenlenen kararların gerekçeli yazılması zorunluluğu oluşturmaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılama makamlarının, tarafların davanın sonucuna etki edebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmalarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamasını emreder.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 152 hükmü uyarınca, bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, konuyu itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine taşımakla yükümlüdür. Mahkemelerin Anayasa'ya aykırılık itirazını ciddi bulmaması hâlinde ise, bu kararın nedenlerini ve iddianın neden kabule şayan görülmediğini kararın gerekçesinde tatminkâr bir biçimde açıklaması, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının doğal bir sonucudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda derece mahkemelerinin yargılama sürecindeki tutumunu gerekçeli karar hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Başvurucu sendika, idare mahkemesinde açtığı iptal davasında açıkça ve temellendirerek uyuşmazlığa uygulanan 209 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin Anayasa'ya ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Bu iddia, idari işlemin temelini sarsma ve doğrudan davanın sonucunu etkileme potansiyeline sahip, uyuşmazlığın esasına yönelik temel bir itiraz niteliğindedir.

İlk derece mahkemesi olan Ordu 1. İdare Mahkemesi ve istinaf incelemesini gerçekleştiren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, kararlarında yalnızca idari işlemlerin mevcut mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemekle yetinmiştir. Mahkemeler, uygulanan normların Anayasa'ya aykırı olduğuna yönelik itirazları hiçbir şekilde tartışmamış, bu iddiaları ciddi bulup bulmadıklarına dair herhangi bir değerlendirme yapmamış ve konunun Anayasa Mahkemesine taşınmamasının gerekçelerini kararlarına yansıtmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, kanun hükümlerini iptal etme tekelinin yalnızca kendisinde bulunmasına rağmen, mahkemelerin kendilerine sunulan anayasallık denetimi itirazlarını gerekçesiz bırakamayacağını vurgulamıştır. Yürürlükteki bir kanun kuralının Anayasa'yı ihlal ettiği şikâyetinin davanın sonucunu etkileyecek esaslı bir iddia olduğu ortadadır. Mahkemelerin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma zorunluluğu bulunmasa dahi, bu yöndeki talepleri neden reddettiklerini veya neden ciddi bulmadıklarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklamaları gerekmektedir. Somut olayda, tarafların esasa etkili ve yeterince temellendirilmiş anayasallık iddialarının cevapsız bırakılması, uyuşmazlığın tam manasıyla çözüme kavuşturulmasını engellemiş ve adil yargılanma hakkını zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: