Anasayfa Karar Bülteni AYM | Bülent Aras ve Diğerleri | BN. 2023/20289

Karar Bülteni

AYM Bülent Aras ve Diğerleri BN. 2023/20289

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/20289
Karar Tarihi 22.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Enflasyon karşısında tazminatın erimesi mülkiyeti ihlal eder.
  • Geciken tazminat ödemesi şahsi ağır külfet yükleyemez.
  • Uzun yargılama iddialarında tazminat komisyonu tüketilmelidir.

Bu karar, idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılan taşınmazlar için ödenen tazminatların yargılama süreçlerindeki uzamalar nedeniyle enflasyon karşısında erimesinin, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkını ne ölçüde zedelediğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı kapsamında ödenmesi gereken bedellerin güncel ekonomik koşullar, özellikle de enflasyon oranlarındaki artışlar dikkate alınmadan ödenmesinin bireylere şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Ayrıca, yargılamaların uzun sürmesi şikâyetlerinde doğrudan bireysel başvuru yoluna gidilmeden önce yakın zamanda yasal düzenleme ile yetkileri genişletilen Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği vurgulanarak yargısal yolların tüketilmesine ilişkin ikincillik ilkesinin altı çizilmiştir.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin, ödeme tarihindeki alım gücünün mutlak surette korunması gerektiği yönündeki yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihadını daha da pekiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Derece mahkemelerinin bu tür uyuşmazlıklarda karar verirken enflasyonist etkileri hassasiyetle göz önüne alarak, taşınmaz bedellerini gerçek piyasa değerine uygun şekilde güncellemesi büyük bir zorunluluk hâlini almıştır. Aynı zamanda, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddialarda başvuru adresinin artık net bir şekilde Tazminat Komisyonu olduğunun kesinleşmesi, avukatların ve vatandaşların hak arama yollarını kullanırken usule ilişkin stratejilerinde önemli bir değişikliğe gitmelerini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara idare tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek, zararlarının tazmin edilmesi amacıyla Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tazminat davası açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda başvurucular lehine belirli bir kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine hükmedilmiştir. Ancak hukuki sürecin uzaması ve bu geçen süre zarfında ülkede yaşanan yüksek enflasyon oranları nedeniyle, mahkemece hükmedilen tazminat bedeli ödeme gününe gelindiğinde alım gücü bakımından ciddi anlamda değer kaybetmiştir.

Bunun üzerine başvurucular, hem kendilerine ait taşınmazların bedelinin enflasyon karşısında adeta eridiğini hem de yargılamanın makul olan süre içerisinde bitirilemediğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu uyuşmazlıktaki temel talep, kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminatın değer kaybının devlet tarafından karşılanması ve adaletin gecikmesinden doğan mağduriyetin tespit edilerek ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Bu uyuşmazlığın çözümü, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını düzenleyen anayasal hükümler ile usul hukukuna ilişkin güncel yasal değişiklikler çerçevesinde şekillenmektedir. Yargı makamları, bireyin mülkiyet güvencesi ile idarenin kamusal faaliyetleri arasındaki hassas dengeyi korumakla yükümlüdür.

Bu kapsamda yargılamaya yön veren en temel kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Bu madde uyarınca, herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla, kanunla usulüne uygun şekilde sınırlanabilir. Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında, malike ödenecek bedelin taşınmazın gerçek karşılığı olması anayasal bir emirdir. Enflasyon oranlarının yüksek olduğu ekonomik konjonktürlerde, tespit edilen bedelin geç ödenmesi veya güncellenmemesi, malikin mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde aşırı ve katlanılamaz bir külfete girmesine yol açmaktadır. Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, birey ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi malik aleyhine açıkça bozmaktadır.

Bununla birlikte, başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdükleri makul sürede yargılanma şikâyetleri açısından da yeni bir yasal düzenleme devreye girmiş durumdadır. 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında yapılan değişiklikler neticesinde, uzun yargılama şikâyetlerine bakmakla görevli hukuki merci olarak doğrudan Tazminat Komisyonu yetkilendirilmiştir. Anayasa m. 36 ile koruma altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddialarda, Anayasa Mahkemesinin ikincillik vasfı gereği, öncelikle hukuki bir çare olarak öngörülen bu idari komisyon yolunun tüketilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu kurala uyulmaması hâlinde başvurular doğrudan usulden reddedilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlali yönündeki iddialarını titizlikle incelemiştir. Kararda ilk olarak, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığına dair şikâyet usul yönünden ele alınmıştır. Mahkeme, 6384 sayılı Kanun'a yeni eklenen ve usul hukukunu doğrudan ilgilendiren hükümler doğrultusunda, 12 Mart 2024 tarihi itibarıyla derdest konumda olan makul sürede yargılanma hakkı şikâyetleri için öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğini açıkça tespit etmiştir. Bu yasal idari başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesi, bireysel başvurunun en temel kurallarından biri olan ikincillik ilkesine aykırı bulunmuş ve söz konusu iddia, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunarak usulden reddedilmiştir.

Esasa yönelik incelemede ise, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğramasının mülkiyet hakkı üzerindeki olumsuz ve yıpratıcı etkileri detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin daha önce benzer uyuşmazlıklarda geliştirdiği ve istikrar kazanan yerleşik ilkelerine göre, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma süreçlerinde belirlenen tazminatın, yargılamanın uzaması nedeniyle ödeme tarihindeki enflasyon oranları karşısında ciddi bir aşınmaya maruz bırakılması, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi bozmaktadır. Somut olayda, Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesince başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının, uzun süren yargılama sürecinde meydana gelen enflasyonist etkiler hiç hesaba katılmadan eksik bir reel değerle ödenmiş olması, başvuruculara şahsi, olağan dışı ve aşırı bir ekonomik külfet yüklemiştir.

Derece mahkemesinin uyuşmazlığı çözerken taşınmaz bedelini güncel ekonomik değerlere ve enflasyon gerçekliğine uygun olarak revize etmemesi, Anayasa'nın teminat altına aldığı mülkiyet hakkının sağladığı güvenceleri fiilen ortadan kaldırmıştır. Anayasa Mahkemesi, tespit edilen bu ihlalin ve sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesinde büyük bir hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu karara bağlamıştır. İhlalin bizzat ilk derece mahkemesinin kararından ve yargısal süreçteki gecikmelerden kaynaklanması sebebiyle, zararın gerçek anlamda giderilmesi adına en uygun telafi yolunun yeniden yargılama yapılması olduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: