Anasayfa Karar Bülteni AİHM | ENGELS | BN. 38110/18

Karar Bülteni

AİHM ENGELS BN. 38110/18

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 1. Bölüm
Başvuru No 38110/18
Karar Tarihi 27.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Duruşmaya katılmayan sanık haklarından feragat etmiş sayılır.
  • Tanık sorgulama hakkı yargılamanın bütününe göre değerlendirilir.
  • Savunma hakkının kısıtlanması devletin kusurundan kaynaklanmamalıdır.
  • Sanık aleyhine ifadelerin güvenilirliği mahkemece titizlikle incelenmelidir.

Bu karar, sanıkların yargılamada kendi kusurlarından kaynaklanan nedenlerle tanık veya diğer sanıkları sorgulama hakkından mahrum kalmalarının adil yargılanma hakkını otomatik olarak ihlal etmediğini ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, sanığın duruşmalara katılmayarak çelişmeli yargılama ilkesinden yararlanma fırsatını kendi iradesiyle veya ihmaliyle kaçırması durumunda, bu kısıtlamanın devlet makamlarına yüklenemeyeceğini açıkça vurgulamıştır.

Özellikle gıyabında yargılanan ve son aşamada itiraz yoluna başvuran sanıkların durumları için emsal teşkil eden bu içtihat, ulusal mahkemelerin yoklukta verilen beyanları değerlendirirken gösterdikleri titizliğin belirleyici olduğunu göstermektedir. Şayet yerel mahkemeler aleyhe olan ifadelerin güvenilirliğini ciddi bir süzgeçten geçirmiş ve yargılamanın genel adaletini sağlamışsa, salt yüzleşme imkânının kaybedilmiş olması Sözleşme'nin ihlali sonucunu doğurmamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Raphaël Engels, Belçika'da sahtecilik, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma iddialarıyla yargılanmış ve hapis ile para cezasına çarptırılmıştır. Yargılamanın ilk aşamalarında diğer sanıklarla birlikte yargılanan başvurucu, daha sonraki duruşmalara katılmamış ve avukatı tarafından da temsil edilmemiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kendisi hakkında gıyabında mahkûmiyet kararı vermiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş ve temyiz aşamalarında aleyhine ifade veren diğer sanıkları duruşmada bizzat sorgulama talebinde bulunmuştur. Ancak Belçika mahkemeleri, başvurucunun kendi kusuruyla duruşmalara katılmadığını ve bu talebini çok geç ileri sürdüğünü belirterek söz konusu talebi reddetmiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren kişileri sorgulama imkânından yoksun bırakıldığı için kendisine karşı adil bir yargılama yürütülmediğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 (adil yargılanma hakkı) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/3-d (iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme hakkı) hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, Sözleşme m.6/3 kapsamında yer alan güvenceler, Sözleşme m.6/1'de güvence altına alınan genel adil yargılanma hakkının özel görünümleridir. Bu nedenle, ihlal iddiaları bu iki fıkra birlikte değerlendirilerek çözülmelidir.

Ceza yargılamalarında genel ilke, adil bir yargılamanın sağlanması için tüm delillerin sanığın huzurunda, çelişmeli bir duruşmada sunulmasıdır. Ancak, bir sanığın tanıkları veya diğer sanıkları doğrudan sorgulama hakkından mahrum kalması her koşulda adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmez. Mahkeme, bu hakkın kısıtlanmasının yargılamanın bütünü üzerindeki etkisini incelemektedir. Eğer sanığın savunma haklarındaki kısıtlama kendi eylemleri veya ihmalleri sonucunda ortaya çıkmışsa, devlet yetkililerine herhangi bir kusur atfedilemez.

Belçika iç hukukunda Ceza Muhakemesi Kanunu m.187 ve ilgili diğer usul kuralları, gıyapta verilen kararlara itiraz süreçlerini ve tanık dinletme usullerini düzenlemektedir. AİHM standartlarına göre, duruşmaya katılmayan ve savunma hakkından kendi tercihiyle ya da ağır ihmaliyle feragat eden sanıkların daha sonraki aşamalarda ileri sürdükleri tanık dinletme taleplerinin reddedilmesi, yargılamanın genel adaleti sağlanmışsa ve delillerin güvenilirliği yeterince denetlenmişse hukuka uygundur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken öncelikle yargılamanın genel olarak adil yürütülüp yürütülmediğine odaklanmıştır. Başvurucu, soruşturma aşamasında aleyhine ifade veren diğer sanıklarla yüzleşme fırsatından mahrum kaldığını iddia etmiştir. Ancak Mahkeme, başvurucunun yerel mahkemelerdeki duruşmalara katılmadığını ve avukatının da kendisini temsil etmediğini tespit etmiştir.

İlk derece mahkemesi aşamasında diğer sanıklar ifadelerini tekrarlamış, ancak başvurucu bu duruşmalara katılmayarak onlara soru sorma şansını kendi eylemiyle kaybetmiştir. İstinaf aşamasında gıyabında verilen karara itiraz ettiğinde, diğer sanıkların dosyası çoktan ayrılmış ve kesinleşmiş bulunmaktaydı. AİHM, başvurucunun diğer sanıklarla doğrudan yüzleşme imkânından mahrum kalmasının tamamen kendi devamsızlığından kaynaklandığını ve bu durumun ulusal makamlara atfedilemeyeceğini vurgulamıştır.

Ayrıca Mahkeme, Belçika mahkemelerinin başvurucu aleyhine olan ifadeleri körü körüne kabul etmediğini, bu ifadelerin güvenilirliğini ve tutarlılığını detaylı bir şekilde incelediğini gözlemlemiştir. Avukatsız veya baskı altında alındığı iddia edilen ifadeler mahkemece dışlanmış, yalnızca birbirini doğrulayan, tutarlı ve hukuka uygun şekilde alınan beyanlar hükme esas alınmıştır. Başvurucunun tanık sorgulama talebini ancak sürecin en son aşamasında dile getirmesi de Mahkeme tarafından dikkate alınmış ve savunma stratejisindeki bu eksikliğin devletin sorumluluğunda olmadığı belirtilmiştir.

Bütün bu hususlar ışığında, yargılamanın bir bütün olarak adil olduğu ve başvurucunun savunma haklarının özüne dokunulmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: