Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2022/1718 E. 2023/5512 K.
Danıştay 12. Daire | 2022/1718 E. | 2023/5512 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2022/1718 |
| Karar No | 2023/5512 |
| Karar Tarihi | 01.11.2023 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Disiplinsizliği alışkanlık haline getirmek ihraç nedenidir.
- Verilen cezaların ıslah edici olmaması değerlendirilir.
- Çok sayıda disiplin cezası eylemlerin sübutunu gösterir.
- Mobbing iddiaları somut delillerle ispatlanmak zorundadır.
Bu karar, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan askeri personelin disiplin rejimine tabi tutulması ve disiplinsiz davranışların süreklilik arz etmesi durumunda karşılaşılabilecek yaptırımların hukuki sınırlarını netleştirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, personelin aldığı disiplin cezalarının ve ikazların sadece sayısını değil, bu yaptırımların personel üzerindeki ıslah edici etkisinin bulunup bulunmadığını mercek altına almıştır. Karar, askeri disiplin hukukunda amaca ulaşamayan, yani personelin davranışlarını düzeltmeyen uyarıların nihai olarak meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırıma hukuki zemin hazırlayacağını teyit etmektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idarelerin disiplin süreçlerinde personelin geçmiş sicil ve ceza dökümünü bir bütün olarak ele almasının yargısal denetimden geçebileceğini göstermektedir. Disiplinsizliği alışkanlık haline getiren personele uygulanan Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin, idarenin keyfi bir tasarrufu değil, kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi için gerekli bir adım olduğu Danıştay tarafından kabul edilmiştir. Davacının mobbing ve asılsız soruşturma gibi iddialarının ise somut ve hukuken geçerli delillerle desteklenmediği sürece iptal sebebi sayılamayacağı vurgulanarak, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı çerçevesinde hukuka uygun olarak kullanıldığına işaret edilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şırnak'ta bir hudut tugayında bakım astsubay başçavuş olarak görev yapan davacı, Milli Savunma Bakanlığına karşı dava açmıştır. Uyuşmazlığın temel nedeni, davacının "disiplinsizliği alışkanlık haline getirmek" suçlamasıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasıdır. Davacı taraf, söz konusu disiplin cezasının haksız olduğunu, kendisine mesai mefhumu gözetilmeksizin görevler verildiğini, önceki komutanının yolsuzluklarını ortaya çıkardığı için kasıtlı olarak tahkikatlar açıldığını ve asılsız suçlamalara maruz kaldığını iddia etmiştir. Ayrıca, amirlerinin günde defalarca savunma isteyerek kendisine ağır mobbing uyguladığını, ticaret yaptığı veya erlere fazla nöbet yazdığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını öne sürmüştür. Davacı, haksız yere ordudan ihraç edilmesine neden olan bu idari işlemin iptal edilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay'ın bu uyuşmazlığı çözerken başvurduğu temel hukuki düzenlemelerin başında 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu gelmektedir. Özellikle bu kanunun 11, 13 ve 20. maddeleri, askeri personelin disiplin eylemleri, verilecek cezalar ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının kurallarını düzenlemektedir. İdare, tesis ettiği işlemde Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında yer alan "disiplinsizliği alışkanlık haline getirmek" fiiline dayanmıştır. Bu kural, belirli bir zaman dilimi içinde veya görev süresi boyunca alınan disiplin cezalarının, personelin askeri disipline uyum sağlama kabiliyetini yitirdiğini ve ıslah edilemeyeceğini göstermesi durumunda meslekten çıkarılmasını öngörmektedir.
Uyuşmazlıkta ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği m. 9 hükümleri de idari işlemin yasal dayanakları arasında yer almıştır. Mahkemeler, yargısal denetim esnasında idarenin kamu hizmetini düzenli ve disiplinli bir şekilde yürütebilmesi adına sahip olduğu yetkiyi incelemiştir. Disiplin ceza ve ikazlarının sayısal çokluğu, amir kanaatleri ve somut eylemlerin birleşimi bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecinin temyiz aşamasında ise, bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının Danıştay tarafından bozulabilmesi için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 49 hükmünde yer alan hukuka aykırılık sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Danıştay, temyize konu kararın hukuka ve usule uygun olduğunu tespit ederek bu temel kural uyarınca değerlendirmesini tamamlamıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile mahkeme kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacıya isnat edilen disiplin eylemlerinin sübut bulduğu ve bu eylemlerin davacı açısından süreklilik arz eden yeni disiplinsizlikler oluşturduğu saptanmıştır. Mahkemeler, davacının disiplin safahatında yer alan ceza ve ikazların gözle görülür biçimde oldukça fazla olduğunu, yeni disiplin eylemleri işlemeye devam etmesi nedeniyle uygulanan bu yaptırımların personelin disipliner anlamda ıslahı için tesirsiz kaldığını net bir şekilde tespit etmiştir. Davacı hakkında disiplin amirleri tarafından düzenlenen belgelerdeki değerlendirmelerin de davacının disiplin konusundaki genel tutumunu ve kurallara karşı olan ahvalini açıkça yansıttığı ifade edilmiştir.
Davacının kendisine yönelik sistematik mobbing yapıldığı, önceki komutanının yolsuzluklarını ortaya çıkardığı için kasıtlı olarak asılsız iddialarla soruşturmalar açıldığı ve kararı veren Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinden bazılarının sonradan ihraç edildiği şeklindeki iddiaları, yargılama sürecinde işlemi sakatlayacak düzeyde somut ve inandırıcı bir hukuki gerekçe olarak görülmemiştir. Ceza yargılamalarından beraat etmesinin de bu disiplin işlemini doğrudan ortadan kaldıramayacağı dikkate alınarak, davacının eylemlerinin disiplinsizliği alışkanlık haline getirme kriterlerine uyduğu ve aldığı çok sayıda cezaya rağmen ıslah olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. İdarenin, söz konusu eylemler karşısında kamu hizmetinin etkin ve düzenli işleyişini korumak amacıyla sahip olduğu takdir yetkisini, mevzuatta öngörülen sınırlar ve hizmet gerekleri doğrultusunda hukuka uygun bir şekilde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Temyiz aşamasında dosyayı inceleyen Danıştay Dairesi, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin değerlendirmelerinde usule veya hukuka aykırı herhangi bir yön bulmamıştır.
Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması yönünde karar vermiştir.