Anasayfa Karar Bülteni AİHM | RENOUARD | BN. 46911/21

Karar Bülteni

AİHM RENOUARD BN. 46911/21

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5. Bölüm
Başvuru No 46911/21
Karar Tarihi 27.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Devletin yargı bağışıklığı mahkemeye erişimi sınırlayabilir.
  • Sınırlama uluslararası teamül hukukuna uygun olmalıdır.
  • İşlemin niteliği ve amacı birlikte değerlendirilmelidir.
  • Egemenlik yetkisi kapsamındaki işlemler bağışıklıktan yararlanır.
  • Mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak değildir.

Bu karar, uluslararası hukukta devletlerin yargı bağışıklığı ilkesi ile bireylerin mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengeyi yeniden teyit etmesi ve standartları netleştirmesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, egemen bir devletin başka bir devletin mahkemelerinde yargılanamamasını ifade eden yargı bağışıklığı kuralının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını güvence altına alan hükümleriyle uyumlu bir biçimde nasıl yorumlanacağına dair açık bir çerçeve çizmektedir. Karar, Birleşmiş Milletler Devletlerin ve Mallarının Yargı Bağışıklığı Sözleşmesi'nin henüz resmi olarak yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen, uluslararası teamül hukuku kuralı olarak iç hukuka doğrudan uygulanabileceğini kabul etmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle uluslararası kamu projelerinde veya yabancı devletlerle çalışan danışman, aracı ve şirketler için kritik bir emsal niteliği taşımaktadır. Mahkeme, yabancı bir devletle kurulan ilişkinin ticari bir işlem mi yoksa kamu hizmeti niteliğinde bir egemenlik tasarrufu mu olduğunun tespitinde sadece sözleşmenin doğasına değil, mutlaka amacına da bakılması gerektiğini vurgulamıştır. Eğitim gibi temel kamu hizmetleri alanında yapılan danışmanlık veya lobi faaliyetlerinin basit bir ticari işlemden ziyade devletin egemenlik yetkisinin kullanımı olarak değerlendirilmesi, uygulamada yabancı devletlere karşı açılacak alacak davalarında yargı bağışıklığı itirazlarının oldukça geniş bir koruma kalkanı sağlamaya devam edeceğini göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, uluslararası ilişkiler danışmanı olan başvurucu Pascal Renouard'ın, Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) karşı Fransa mahkemelerinde açtığı alacak davasından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, Paris-Sorbonne Üniversitesi'nin Abu Dabi'de bir şubesinin açılması projesinde BAE yetkilileri ile Fransız makamları arasında aracı olarak görev yaptığını ve bu yoğun lobi faaliyetleri karşılığında kendisine vaat edilen 2.000.000 avro tutarındaki ücretin ödenmediğini iddia etmiştir.

Bu kapsamda başvurucu, alacağının tahsili amacıyla BAE Başkanlık İşleri Bakanlığı ve ilgili diğer resmi kurumlara karşı dava açmıştır. Ancak Fransız mahkemeleri, BAE'nin bağımsız bir devlet olarak yargı bağışıklığı bulunduğunu belirterek davanın esasına girmeyi ve yargılama yapmayı reddetmiştir. Başvurucu, bu ret kararı nedeniyle adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkının elinden alındığını öne sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını değerlendirmiştir. Bu hak, herkesin medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme yetkisini içermektedir. Ancak yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkemeye erişim hakkı mutlak nitelikte bir hak değildir ve devletler tarafından meşru bir amaç doğrultusunda, ölçülülük ilkesine katı bir şekilde uyularak sınırlandırılabilir. Yapılan bu sınırlamanın hakkın özünü zedelememesi şarttır.

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel uluslararası hukuk kurallarından biri, devletlerin egemen eşitliği ilkesinden doğan yargı bağışıklığı prensibidir. Bu prensip, bir devletin kural olarak başka bir egemen devletin mahkemelerinde yargılanamayacağını ve taraf statüsünde dinlenemeyeceğini ifade eder. Mahkeme, bu kuralın sınırlarını belirlerken 2004 tarihli Birleşmiş Milletler Devletlerin ve Mallarının Yargı Bağışıklığı Sözleşmesi'nin ilgili maddelerine ve bu alanda gelişen uluslararası teamül hukukuna atıf yapmıştır.

Doktrin ve uluslararası hukuk uygulamasında, yargı bağışıklığının mutlak olmadığı, devletin egemenlik yetkilerini kullanarak yaptığı işlemler (jure imperii) ile özel hukuk kişisi gibi hareket ederek ticari amaçlarla yaptığı işlemler (jure gestionis) arasında kesin bir ayrım yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Devletin ticari nitelikteki işlemlerinde yargı bağışıklığı ileri sürülemez ve bu uyuşmazlıklar yerel mahkemelerde görülebilir. Bu ayrımın yapılmasında, mahkemelerin işlemin sadece hukuki niteliğine değil, aynı zamanda kamu hizmeti veya devletin egemenlik menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirilen amacına da bakması gerektiği temel bir kural olarak benimsenmiştir. İşlemin amacı kamu hizmeti ise yargı bağışıklığı kuralı uygulanmaya devam eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda Fransız mahkemelerinin yargı bağışıklığı ilkesini uygularken keyfi veya bariz şekilde mantıksız davranıp davranmadığını incelemiştir. Mahkeme, yerel mahkemelerin Birleşik Arap Emirlikleri'nin yargı bağışıklığını kabul ederken hem işlemin niteliğini hem de amacını dikkate alan kapsamlı bir değerlendirme yaptıklarını tespit etmiştir.

Yerel mahkemelerin tespitlerine göre, başvurucunun iddia ettiği lobi faaliyeti ve danışmanlık sözleşmesi, doğrudan Abu Dabi'de uluslararası bir yükseköğretim kurumunun kurulmasını hedeflemektedir. Eğitim alanı, BAE Anayasası uyarınca dışişleri veya savunma gibi doğrudan federal otoritelere verilmiş temel bir kamu hizmeti alanıdır. Bu nedenle, projenin sadece maddi veya ticari bir işlem boyutunda olmadığı, BAE'nin eğitim alanındaki kamu hizmeti menfaatlerini ve uluslararası politikalarını gerçekleştirmeye yönelik bir egemenlik tasarrufu olduğu açıkça ortaya konulmuştur.

Mahkeme ayrıca, Fransız mahkemelerinin başvurucunun argümanlarını hiçbir şekilde yanıtsız bırakmadığını, Sorbonne isminin kullanılması veya öğrencilerden alınacak kayıt ücretlerinin yüksekliği gibi ticari unsurların, projenin temelindeki devlete ait kamu hizmeti amacını ortadan kaldırmayacağını gerekçeli bir biçimde açıkladıklarını vurgulamıştır. Başvurucunun iddialarının aksine, Fransız mahkemelerinin devletin yargı bağışıklığı kuralını uluslararası teamül hukukuna ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin standartlarına tamamen uygun şekilde uyguladıkları kanaatine varılmıştır.

Bunun yanı sıra, mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulup dokunulmadığı incelenirken, başvurucunun davasını doğrudan BAE mahkemelerinde açmasını engelleyen, yani onu tamamen adaletsiz bırakan bir durumun veya o ülkenin yargı sisteminde peşinen bir bağımsızlık eksikliğinin de ispatlanamadığı belirtilmiştir. Bu şartlar altında, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu ve uluslararası hukukun genel ilkeleriyle bağdaştığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: