Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayşe Şık | BN. 2021/35453

Karar Bülteni

AYM Ayşe Şık BN. 2021/35453

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/35453
Karar Tarihi 17.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Devlet, mülkiyet hakkını koruyucu mekanizmalar sunmalıdır.
  • Kanun değişiklikleri devam eden davaları etkisiz kılmamalıdır.
  • Yargılama sürecinde hakkın tahsili imkânsız hâle getirilmemelidir.
  • Etkili başvuru hakkı, mülkiyetin korunması için zorunludur.

Bu karar, vatandaşların bir şirkete yatırdıkları birikimlerini geri alabilmek amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama devam ederken yürürlüğe konulan yasal düzenlemelerle sonuçsuz bırakılmasının anayasal haklar üzerindeki etkisini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Mülkiyet hakkı, yalnızca bir malvarlığı değerine sahip olmayı değil, aynı zamanda bu değere yönelik haksız müdahalelere karşı etkili hukuki yollara başvurabilmeyi ve alacağı tahsil edebilmeyi de güvence altına almaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama aşamasında ihdas edilen kanunların, bireylerin mahkeme önünde hak arama ve alacaklarına kavuşma imkânlarını fiilen ortadan kaldırmasının kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır.

Benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda emsal teşkil eden bu karar, kanun koyucunun ve derece mahkemelerinin tasarruflarının, bireylerin meşru beklentilerini ve mülkiyet haklarını zedelememesi gerektiği yönünde güçlü bir mesaj içermektedir. Özellikle çok sayıda vatandaşı ilgilendiren ve şirketlere yatırılan paraların iadesini konu alan davalarda, sonradan çıkarılan kanunlarla yargı yolunun fiilen kapatılması, devletin mülkiyet hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerine aykırılık teşkil etmektedir. Karar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin altını çizerek idarenin ve yasamanın müdahalelerinin anayasal sınırlara uygun olması gerektiğini net bir biçimde göstermektedir. Bu bağlamda, devam eden benzer uyuşmazlıklar için hak kayıplarının telafi edilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ayşe Şık, bir şirkete yatırım amacıyla yatırdığı paranın tarafına iade edilmemesi üzerine alacağının tahsili amacıyla ilgili şirket aleyhine hukuk davası açmıştır. Ancak başvurucunun başlattığı bu hukuki süreç devam ederken, uyuşmazlık konusu alacakların tahsilini doğrudan etkileyen yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu yasal düzenlemenin mahkemelerce derdest davalara uygulanması neticesinde, başvurucunun açmış olduğu davada alacağını tahsil etme imkânı hukuken ve fiilen ortadan kalkmıştır. Derece mahkemeleri, yeni kanuni düzenlemeyi gerekçe göstererek davanın esası hakkında başvurucunun aleyhine olacak şekilde karar tesis etmiştir. Başvurucu, devletin çıkardığı bir kanunla meşru alacağına kavuşmasının engellendiğini, mahkemeye başvurmasının bir anlamı kalmadığını ve elindeki tek hukuki yolun işlevsiz hâle getirildiğini belirterek mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken Anayasa m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa m. 40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkının birlikte ihlal edilip edilmediğini merkeze almıştır. Mülkiyet hakkı, bireylere sadece malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi vermekle kalmaz, aynı zamanda bu değerlere yönelik müdahalelere karşı koruyucu mekanizmaların devlet tarafından sağlanmasını da zorunlu kılar. Devletin, mülkiyet hakkına saygı gösterme şeklindeki negatif yükümlülüğünün yanı sıra, bu hakkı haksız müdahalelere karşı korumak için gerekli yasal ve yargısal altyapıyı kurma yönünde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır.

Etkili başvuru hakkı ise, bireylerin anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri durumlarda, iddialarını inceletebilecekleri, uyuşmazlığı esastan çözecek ve gerektiğinde uygun bir telafi sunacak hukuki yollara erişimini ifade eder. Bir hakkın yalnızca kâğıt üzerinde bulunması yeterli değildir; aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunan, erişilebilir ve uygulanabilir yargı yollarının açık tutulması gerekir.

Anayasa Mahkemesi, bu kapsamdaki incelemelerinde yerleşik içtihadı olan Turgay Kılıç kararına atıf yapmıştır. Anılan emsal kararda, bireylerin alacaklarını tahsil etmek için usulüne uygun şekilde hukuki yollara başvurmalarına rağmen, yargılama esnasında yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme ile bu hukuki mekanizmaların işletilmesinin engellenmesinin anayasaya aykırı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemelerin, yasama organı tarafından çıkarılan yeni düzenlemeleri uygularken, temel haklara ilişkin güvenceleri etkisiz kılacak yorum ve uygulamalardan kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın koşullarını değerlendirirken, başvurucu Ayşe Şık'ın alacağını tahsil etmek amacıyla hukuki süreci zamanında ve usulüne uygun olarak başlattığını tespit etmiştir. Başvurucu, alacağını elde etmek için yetkili mahkemeler önünde dava açarak mülkiyet hakkının korunmasını haklı olarak talep etmiştir. Ancak yargılama faaliyeti devam ettiği sırada, kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmiştir. Derece mahkemeleri, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi nezdinde görülen davada, bu yeni yasal düzenlemeyi derdest olan uyuşmazlığa doğrudan uygulayarak davanın esasına girilmesini ve alacağın tahsil edilmesini imkânsız hâle getirmiştir.

Yüksek Mahkeme, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan daha önceki emsal kararlarında uygulanan anayasal ilkeleri bu dosyada da yinelemiştir. Başvurucunun alacağının tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen, yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle mevcut hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılması açık bir anayasal hak ihlali olarak nitelendirilmiştir. Devletin, bir yandan uyuşmazlıkların çözümü için yargı yollarını açık tutarken, diğer yandan yasama faaliyetleri aracılığıyla bu yargı yollarını fiilen anlamsız ve işlevsiz kılması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkına kavuşabilmesi için kullanabileceği yegâne etkili yolun sonradan yürürlüğe giren bir kanunla elinden alındığını, bu durumun başvurucuyu devlete karşı aşırı ve katlanılamaz bir dezavantajlı konuma düşürdüğünü vurgulamıştır. Derece mahkemelerinin, uyuşmazlığı anayasal normlar ışığında çözmek yerine doğrudan kanuni düzenlemeyi katı bir biçimde uygulayarak başvurucuyu çaresiz bırakması, anayasal güvenceleri zedelemiştir. Meydana gelen bu ihlalin ortadan kaldırılması için yargılamanın yeniden yapılarak anayasal güvencelere uygun bir sonuca ulaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: