Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi C.B. Kararı 2022/58462 B.

Anayasa Mahkemesi C.B. Kararı 2022/58462 B.

Bu karar, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında ve özellikle eş cinsel evliliklerden doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin uluslararası sözleşmeleri nasıl uygulayacağına dair önemli hukuki değerlendirmeler içermektedir. Karar, aynı cinsiyetten ebeveynlerin bulunduğu durumlarda Türk hukuk sisteminin kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı kavramlarını nasıl ele aldığını göstermesi bakımından kritiktir. Yargı mercileri, sadece şekli bir iade prosedürü işletmek yerine çocuğun mevcut yaşam koşullarını, psikolojik gelişimini ve bakımını fiilen üstlenen ebeveyn ile olan ilişkisini merkeze alarak bir sonuca varmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/58462
Karar Tarihi 04.02.2025
Taraf C.B.
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Çocuğun iadesinde üstün yarar her zaman gözetilmelidir.
  • gavel Uluslararası çocuk kaçırma davalarında hızlı prosedür işletilmelidir.
  • gavel Mahkemeler çocuğun uyum sürecini dikkate alarak karar verebilir.
  • gavel Aile hayatının tesisinde ebeveyn ile çocuk menfaati dengelenmelidir.

Bu karar, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında ve özellikle eş cinsel evliliklerden doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin uluslararası sözleşmeleri nasıl uygulayacağına dair önemli hukuki değerlendirmeler içermektedir. Karar, aynı cinsiyetten ebeveynlerin bulunduğu durumlarda Türk hukuk sisteminin kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı kavramlarını nasıl ele aldığını göstermesi bakımından kritiktir. Yargı mercileri, sadece şekli bir iade prosedürü işletmek yerine çocuğun mevcut yaşam koşullarını, psikolojik gelişimini ve bakımını fiilen üstlenen ebeveyn ile olan ilişkisini merkeze alarak bir sonuca varmıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın en belirgin emsal etkisi, iade taleplerinde çocuğun yüksek menfaatinin diğer tüm hukuki ve usuli tartışmaların önünde tutulmasıdır. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin uzman raporlarına dayanarak ve somut olayın özelliklerini derinlemesine irdeleyerek verdiği ret kararlarını aile hayatına saygı hakkı kapsamında yeterli bulmuştur. Uygulamada, farklı ülkelerin hukuk sistemlerinde farklı kabul gören aile yapılarının Türkiye'deki yansımalarında, mahkemelerin objektif ve çocuğun menfaatini koruyan bir denge kurması gerektiği bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan C.B. ile hem Türk hem ABD vatandaşı olan N. S., 2013 yılında Amerika'da eş cinsel evlilik yapmıştır. N. S., sperm bankasından alınan anonim bir spermle hamile kalarak 2016 yılında S. C. isimli çocuğu dünyaya getirmiştir. Çift 2019 yılında boşanmış ve çocuğun ortak velayetini almışlardır. Ancak N. S., çocuğu 2020 yılında Türkiye'ye getirmiş ve bir daha Amerika'ya geri götürmemiştir. Bunun üzerine C.B., Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca çocuğun haksız yere Türkiye'de alıkonulduğunu belirterek mutad meskeni olan Amerika'ya iade edilmesi talebiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme, çocuğun Türkiye'de mutlu olduğunu, annesinin bakımını eksiksiz yerine getirdiğini ve Türk hukukunda eş cinsel evliliğin tanınmaması nedeniyle hukuken tek ebeveynin doğuran anne N. S. Olduğunu belirterek iade talebini reddetmiştir. Kararın kesinleşmesinin ardından C.B., mahkeme kararı yüzünden ebeveynlik haklarından mahrum kaldığını belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uluslararası çocuk kaçırma veya alıkoyma vakalarını değerlendirirken hem ulusal mevzuatı hem de uluslararası sözleşmeleri dikkate almaktadır. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde temel kural, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi hükümleridir. Bu sözleşme, yasa dışı olarak yer değiştiren veya alıkonulan çocuğun ivedi bir şekilde mutad meskeninin bulunduğu ülkeye iadesini amaçlamaktadır. Ancak bu iade kuralının bazı istisnaları bulunmaktadır. Çocuğun iadesi hâlinde ağır fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacak olması ya da katlanılmaz bir duruma sürüklenmesi durumunda mahkemeler iade talebini reddedebilir.

Ayrıca, Türk hukuk sisteminde soybağı ve velayet ilişkileri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Türk hukukuna göre evlilik birliği ayrı cinsiyetten kişiler arasında kurulabildiği için, eş cinsel birliktelikler hukuken evlilik olarak tanınmamakta ve bu birlikteliklerden doğan soybağı ilişkilerinde çocuğu doğuran kadın doğrudan anne ve yasal veli kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, ebeveyn ile çocuk arasındaki aile yaşamının tesisinde ve bu tarz iade davalarında gözetilmesi gereken en temel ilke her zaman çocuğun üstün yararıdır. Kamu makamları ve mahkemeler, çocuğun üstün yararını daima dikkate alarak ebeveyn ile çocuğun menfaatleri arasında adil bir denge kurmakla yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun çocuğunun iadesi talebiyle açtığı davanın reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahale iddiası taşıdığını belirterek incelemesini bu kapsamda yürütmüştür. Değerlendirmede, yerel mahkemelerin karar verirken izlediği usul ve benimsediği gerekçeler merkeze alınmıştır.

İlk derece mahkemesinin yargılama aşamasında uzman raporlarına başvurduğu, çocuğun Türkiye'deki yaşam koşullarını, annesiyle ve diğer otizmli kardeşiyle olan uyumunu detaylı olarak incelediği görülmüştür. Uzman raporunda, çocuğun Türkiye'de mutlu olduğu, yaşına uygun gelişimsel özellikler gösterdiği ve annesi ile yaşamayı tercih ettiği tespit edilmiştir. Mahkeme ayrıca Türk hukuk sistemi uyarınca velayetin doğrudan çocuğu doğuran anneyi tanımlayan yasal mevzuata dayandığını ve başvurucunun çocuk üzerinde hukuki bir hak ileri süremeyeceği gerekçesine de yer vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin Lahey Sözleşmesi'nin istisnai hükümlerini ve çocuğun yüksek menfaatini göz önünde bulundurarak karar verdiğini saptamıştır. Yargılama sürecinde başvurucunun iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde dile getirdiği, mahkemelerin bu iddiaları karşılayarak yeterli ve ilgili gerekçeler sunduğu, tarafların çıkarları ile çocuğun üstün yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu vurgulanmıştır. Başvurucu adil yargılanmanın usuli haklarından tam olarak yararlandırılmış ve derece mahkemelerince keyfi bir uygulama yapılmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Çocuğumu eşim Türkiye'ye kaçırdı. Eşcinsel evliliğimiz Türkiye'de geçerli mi? expand_more
Türk hukuk sistemine göre evlilik birliği ayrı cinsiyetten kişiler arasında kurulabildiği için eş cinsel birliktelikler hukuken evlilik olarak tanınmamaktadır. Bu nedenle soybağı ilişkilerinde çocuğu doğuran kadın doğrudan anne ve yasal veli kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin velayetin doğrudan çocuğu doğuran anneye ait olduğunu belirten bu yasal mevzuata dayalı kararlarını hukuka uygun bulmaktadır.
Çocuğum Türkiye'de çok mutlu. Mahkeme yine de onu yurt dışına iade eder mi? expand_more
Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi haksız alıkonulan çocuğun iadesini amaçlasa da bunun istisnaları bulunmaktadır. Çocuğun iadesi onu ağır fiziki, psikolojik tehlikeye veya katlanılmaz bir duruma sürükleyecekse iade talebi reddedilebilir. Yargı mercileri, şekli bir iade prosedürü işletmek yerine çocuğun Türkiye'deki mevcut yaşam koşullarını, uzman raporlarıyla tespit edilen mutluluğunu ve üstün yararını dikkate alarak iade talebini reddedebilmektedir.
Çocuğumu doğuran eşim onu Türkiye'ye getirdi. Çocuğu geri alabilir miyim? expand_more
Yurt dışında gerçekleşen eş cinsel birlikteliklerde çocuğu doğurmayan taraf konumundaysanız, Türk hukukunda hukuken bir hak veya velayet ileri sürmeniz zordur. Türk mahkemeleri velayetin doğrudan çocuğu doğuran anneye ait olduğunu kabul etmektedir. Ayrıca yargılama sürecinde çocuğun annesi ve varsa diğer kardeşleriyle uyumu, gelişimsel özellikleri ile üstün yararı uzman raporlarıyla değerlendirilerek iade talebiniz reddedilebilir. Anayasa Mahkemesi, ebeveyn ile çocuğun menfaatleri arasında adil bir denge kurulduğu sürece bu durumu aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak görmemektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir