Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | İsmail Okut | BN. 2021/6601

Karar Bülteni

AYM İsmail Okut BN. 2021/6601

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/6601
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Banka hesabına konulan uzun süreli bloke ölçüsüzdür.
  • Ölçüsüz bloke işlemi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Aşırı külfet yükleyen idari tedbirler hukuka aykırıdır.

Bu karar hukuken, idari kurumlar tarafından vatandaşların banka hesaplarına konulan ve çok uzun süre kaldırılmayan bloke işlemlerinin mülkiyet hakkı üzerindeki olumsuz etkilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu gibi otoritelerin, yürüttükleri incelemeler veya el koyma işlemleri çerçevesinde kişilerin katılım fonu veya banka mevduatlarına yönelik uyguladıkları erişim kısıtlamalarının makul ve kabul edilebilir bir süreyi aşması, doğrudan doğruya Anayasa'nın güvencesi altındaki temel hakları zedelemektedir. Yaklaşık dört buçuk yıl gibi ciddi bir süre boyunca devam eden bir idari tedbirin, amaca ulaşmak için gerekli olan hukuki süreyi açıkça aşarak vatandaşa katlanılamaz, ağır bir yük getirdiği bu kararla tescillenmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idarenin tedbir uygularken ölçülülük ve orantılılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğini bir kez daha hatırlatması açısından çok kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. İdare, uyguladığı kısıtlayıcı önlemleri en kısa sürede sonlandırmalı veya işlemin zorunlu olarak devamını haklı kılacak güçlü hukuki sebepler sunabilmelidir. Bu tür davalarda Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu emsal kararlara yapılan atıf, banka hesabı blokelerinin mülkiyet hakkına olan müdahalelerindeki yerleşik yargısal denetim standardını tartışmasız biçimde pekiştirmektedir. Artık tüm mahkemeler ve idari merciler, geçici koruma tedbirlerinin kalıcı bir hak mahrumiyetine dönüşmemesi için süre unsurunu çok daha dikkatli bir şekilde değerlendirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, İsmail Okut isimli vatandaşın, yönetimi ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verilen bir bankada bulunan katılım fonu hesabına bloke konulması üzerine devlet kurumlarına karşı başlattığı hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucu, bankada bulunan şahsi birikimlerine erişiminin uzun bir süre boyunca engellendiğini iddia etmiştir. Bu engellemenin makul hukuki gerekçeye dayanmadığını, mülkiyet hakkının ölçüsüz şekilde kısıtlandığını belirterek idari yargıda dava açmıştır. Derece mahkemelerinde yürüttüğü süreçlerden olumlu bir netice alamayan başvurucu, şahsi hesabı üzerindeki erişim engelinin yaklaşık dört buçuk yıl gibi çok uzun bir süre devam ettirilmesinin kendisine telafisi güç, aşırı bir külfet yüklediğini savunmuştur. En nihayetinde, haksız idari bloke işleminin mülkiyet haklarını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, yaşanan hak ihlalinin tespit edilerek hukuki mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı çerçevesinde detaylı bir şekilde incelemiştir. Anayasa m. 35 uyarınca, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak üstün bir kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Kişilerin mülkiyet hakkına idare tarafından yapılan her türlü müdahalenin somut bir hukuki karara dayanması ve en önemlisi ölçülülük ilkesine katı bir şekilde uygun olması anayasal bir zorunluluktur.

Ölçülülük ilkesi, idare tarafından uygulanan tedbirin ulaşılmak istenen meşru amaç için mutlak surette elverişli olmasını, başka bir alternatif bulunmadığı için zorunlu olmasını ve orantılılık gereği bireye aşırı bir külfet yüklememesini emreder. Banka hesaplarına uygulanan idari bloke veya el koyma gibi geçici hukuki koruma önlemleri, doğası ve temel amacı gereği yalnızca geçici bir süreyle sınırlı olmalıdır. Mahkeme, olay ve olguları benzerlik taşıyan yerleşik içtihatlara atıf yaparak uyuşmazlığın anayasal sınırlarını çizmiştir. Bu prensiplere göre, idari makamlar tarafından kişilerin hesapları üzerine konulan blokenin uzun bir süre boyunca kaldırılmaması, tedbirin geçici doğasını aşarak mülkiyet hakkının özüne dokunan kalıcı ve ağır bir ihlale dönüşmektedir.

Bireylerin yasal güvence altındaki varlıklarına yıllar boyunca erişememesi, haklı bir amaca dayansa dahi, kamu yararı ile bireye yüklenen yük arasındaki adil dengeyi derinden bozmaktadır. İdarenin kanunlardan aldığı tedbir uygulama yetkisi bulunsa dahi, bu ağır yetkinin süresiz, kontrolsüz veya belirsiz bir zaman dilimi boyunca kullanılması, anayasal mülkiyet hakkı kapsamında korunan mal varlığından yararlanma hürriyetini işlevsiz kılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, dosya kapsamındaki verileri incelediğinde başvurucunun ödeme gücünden yoksun olduğunu saptamış ve öncelikle adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir. Esas inceleme aşamasında ise Mahkeme, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesine devredilen bankadaki katılım fonu üzerinde uygulanan kısıtlama tedbirinin mahiyetini ve süresini mercek altına almıştır.

Mahkemenin somut tespitlerine göre, başvurucunun hesabındaki varlıklar üzerinde yaklaşık dört buçuk yıl süren bir bloke işlemi uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu denli uzun süren bir idari tedbirin geçici koruma vasfını yitirdiğini ve başvurucunun mülkiyet hakkından faydalanmasını orantısız bir şekilde engellediğini saptamıştır. İdare tarafından uygulanan erişim kısıtlamasının devam etmesini haklı kılacak nitelikte zorunlu ve güncel nedenlerin varlığı somut olayda ikna edici biçimde ortaya konulamamıştır. Banka hesabı üzerindeki tedbirin makul süreyi açıkça aşarak devam etmesi, başvurucu açısından katlanılması oldukça zor, aşırı ve orantısız bir külfet yaratmıştır.

Daha önce benzer konularda verilen kararlara dikkat çeken Yüksek Mahkeme, somut başvuruda uygulanan dört buçuk yıllık erişim engelinin, birey ile idare arasında bulunması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğuna kanaat getirmiştir. Olayda, yerleşik içtihatlardan ayrılmayı gerektiren hukuki veya fiilî farklı bir durum bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Öte yandan, yargılama ve bireysel başvuru süreci devam ederken başvurucunun banka hesabı üzerindeki bloke kararının fiilen kaldırıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, hak ihlali kararı vermekle birlikte, idari işlemin sona ermesi nedeniyle mağduriyetin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına veya ayrı bir tazminat ödenmesine gerek olmadığına, yalnızca ihlalin tespit edilmesinin yeterli bir hukuki koruma sağlayacağına hükmetmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: