Karar Bülteni
AYM Alper Özgür Karaçalıoğlu vd. BN. 2021/3966
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/3966 |
| Karar Tarihi | 08.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Aynı statüdeki kamu görevlilerine farklı uygulama yapılamaz.
- Ek gösterge farklılığı mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir.
- Ayrımcı idari işlemlerin nesnel ve makul gerekçesi olmalıdır.
- Mülkiyet hakkı bağlamında eşitlik ilkesi ihlal edilemez.
Bu karar, askeri yükseköğretim kurumlarının kapatılarak sivil üniversitelere devredilmesi sürecinde, devredilen akademik personelin mali haklarının korunması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, aynı unvan ve kadroda görev yapan profesörler arasında salt geldikleri kurumun askeri niteliği gerekçe gösterilerek ek gösterge rakamlarında farklılık yaratılmasının anayasal eşitlik ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmadığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Karar, kamu personel rejiminde unvan ve kadro esaslı mali hakların uygulanmasında, personelin kurum kökenine dayalı keyfi ayrımların yapılamayacağını yüksek yargı nezdinde tescillemektedir.
Benzer davalarda ciddi bir emsal niteliği taşıyan bu hüküm, özellikle kanun hükmünde kararnamelerle gerçekleştirilen kurum devirlerinde personelin kazanılmış haklarının ve emsalleriyle eşit muamele görme güvencelerinin korunması bakımından oldukça yol göstericidir. Uygulamadaki asıl önemi, idarenin mali hakları belirlerken nesnel ve hukuken kabul edilebilir makul bir neden olmaksızın farklı muamelede bulunmasını kati surette engellemesinde yatmaktadır. Bu karar, derece mahkemelerinin benzer idari davalarda, salt kurum devri gerekçesine dayalı mali hak kayıplarını mülkiyet hakkı ve ayrımcılık yasağı ekseninde titizlikle değerlendirmesi için son derece bağlayıcı ve güçlü bir hukuki zemin oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, askeri yükseköğretim kurumlarında profesör olarak görev yaparken bu kurumların kapatılması üzerine Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilmiş akademisyenlerdir. Üniversitede görev yapan sivil kökenli diğer profesörler 6400 ek gösterge rakamından faydalanırken, başvuruculara devredilen askeri personel statüsünde olmaları gerekçe gösterilerek daha düşük olan 5800 ek gösterge rakamı uygulanmıştır. Başvurucular, aynı işi yaptıkları ve aynı unvana sahip oldukları meslektaşlarıyla aralarında yaratılan bu ek gösterge farkının haksız olduğunu, bu durumun mali kayıplara yol açtığını belirterek idareye ve sonrasında derece mahkemelerine başvurmuşlardır. Mahkemelerin davaları reddetmesi üzerine, kendilerine yönelik bu farklı muamelenin mülkiyet hakkı ile eşitlik ve ayrımcılık yasağını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı ile 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kurallarına dayanmıştır. İlgili mevzuat bağlamında, yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin mali hakları ve ek gösterge rakamları 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu çerçevesinde belirlenmektedir.
Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen maaş, ek gösterge, tazminat ve benzeri mali hakların ödenmesinde, aynı veya benzer hukuki durumda bulunan kişiler arasında nesnel ve makul bir haklı neden olmaksızın farklı muamele yapılması ayrımcılık yasağını ihlal etmektedir. Eşitlik ilkesi, aynı statüde bulunan ve aynı görevi ifa eden kişilere aynı kuralların eşit şekilde uygulanmasını gerektirir. Sırf kurum kökeni veya devir süreci gibi idari yapılanma nedenleri, kişilerin tabi oldukları mali hak rejiminde aleyhe bir farklılık yaratılması için tek başına meşru bir temel oluşturmaz.
Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tespitinde, oluşturulan bu farklı muamelenin öncelikle açık bir kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı ve bu muamelenin haklı, meşru bir amaca hizmet edip etmediği dikkatle incelenir. Ayrıca, uygulanan farklı muamele ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir ölçülülük ilişkisi bulunmalıdır. İdare, aynı kadro unvanında görev yapan kişiler arasında mali haklar yönünden uyguladığı eşitsizliğin hukuken kabul edilebilir, makul ve nesnel bir gerekçesini sunmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, tesis edilen işlem hak ihlali doğurur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların Sağlık Bilimleri Üniversitesinde diğer sivil profesörlerle tamamen aynı unvan, yetki ve görev tanımı çerçevesinde akademik çalışmalarını yürüttüklerini tespitilmiştir. İdare tarafından başvuruculara, meslektaşlarına uygulanan 6400 ek gösterge yerine daha düşük olan 5800 ek gösterge rakamının uygulanmasının tek nedeni, bu kişilerin daha önce kapatılan askeri üniversite kurumlarından devredilmiş olmalarıdır. Mahkeme, idarenin ve derece mahkemelerinin bu farklı muameleyi haklı kılacak yeterli, nesnel ve makul bir gerekçe ortaya koyamadığını açıkça belirlemiştir.
Kararda, başvurucuların 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamındaki yüksek ek gösterge rakamına tabi olmalarını kanunen engelleyen hiçbir açık yasal düzenlemenin bulunmadığı bilhassa vurgulanmıştır. Başvurucular, sivil profesörler ile aynı işi yapmalarına, aynı idari çatı altında bulunmalarına ve aynı bilimsel statüde olmalarına rağmen, sırf geçmiş kurumları nedeniyle daha düşük bir ek göstergeden yararlandırılmışlardır. Bu durum, başvurucuların aylık maaş ve gelecekteki emeklilik hakları gibi mülkiyet hakkı kapsamındaki hayati parasal değerlerinde ciddi bir kayba uğramalarına yol açmış ve kendilerine olağan dışı, aşırı bir külfet yüklemiştir.
Anayasa Mahkemesi, aynı hukuki ve fiili durumda bulunan profesörler arasında salt geldikleri kurum nedeniyle yaratılan bu mali hak farklılığının nesnel ve makul bir temele dayanmadığını, dolayısıyla başvuruculara yüklenen bu külfetin hiçbir şekilde orantılı olmadığını değerlendirmiştir. Yargı mercilerinin, başvurucuların yargılama süreci boyunca ileri sürdüğü eşitsizlik iddialarını Anayasa'nın 10. maddesine uygun bir biçimde incelemediği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, asker kökenli olmayan öğretim üyelerinden farklı olarak başvurucuların 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulması sebebiyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.