Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/9560 E. | 2021/3425 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/9560 E. 2021/3425 K.

Danıştay 2. Daire | 2021/9560 E. | 2021/3425 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/9560
Karar No 2021/3425
Karar Tarihi 14.10.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Atama işlemlerinde idare kamu yararını gözetmelidir.
  • Hizmeti olumsuz etkileyen personel branştan çıkarılabilir.
  • Çalışma barışını bozan eylemler görev değişikliği nedenidir.
  • İdarenin takdir yetkisi hizmet gerekleriyle sınırlıdır.

Bu karar, emniyet teşkilatı mensuplarının özel nitelikli branşlardan genel hizmet statüsüne aktarılması süreçlerinde idarenin takdir yetkisinin sınırlarını ve bu yetkinin hukuka uygunluk denetimini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle terörle mücadele gibi hassasiyet ve yüksek motivasyon gerektiren birimlerde görev yapan personelin, çalışma uyumunu ve hizmetin etkinliğini bozucu eylemlerinin, resmi bir disiplin soruşturmasına dönüşmese dahi branştan çıkarma nedeni sayılabileceği kabul edilmiştir.

İdare hukukunun temel prensiplerinden olan kamu yararı ve hizmet gerekleri ilkesi, personelin görev yeri veya branşının belirlenmesinde birincil ölçüt olarak ele alınmıştır. Memurun sadece yazılı olarak ikaz edilmesine yol açan hal ve hareketlerinin, bağlı bulunduğu özel birimin çalışma barışını zedelediği tespit edildiğinde idari tasarruf için yeterli dayanak oluşturduğu vurgulanmıştır.

Benzer davalarda bu karar, idarenin atama ve branş belirleme konusundaki geniş takdir yetkisine sahip olduğunu göstermesi bakımından güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Kolluk kuvvetleri bünyesindeki ihtisas birimlerinde görev yapan personelin sadece mesleki yetersizliklerinin değil, ekip çalışmasına uyumsuzluklarının da idari işlemlere yasal zemin hazırlayacağı uygulayıcılara gösterilmektedir.

Yüksek Mahkeme, mahkemelerin idari işlemlerin yerindeliğini denetleyemeyeceği kuralı çerçevesinde, somut olaydaki branştan çıkarma işleminin şekil ve sebep unsurları açısından hizmetin verimli yürütülmesi amacına hizmet ettiğini tescillemiştir. Bu durum, idarelerin kendi iç düzenlerini sağlarken esnek hareket edebilmelerine olanak tanıyan önemli bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan bir vatandaş, idare tarafından terörle mücadele branşından çıkarılarak genel hizmet statüsüne aktarılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü bu kararı alırken, polis memurunun şube çalışmalarıyla ilgili konulara duyarsız kaldığını, çalışma ortamında huzursuzluk çıkardığını ve diğer çalışanların şevkini kırdığını, bu nedenle de daha önce yazılı olarak ikaz edildiğini gerekçe göstermiştir.

Görev yeri ve statüsü değiştirilen polis memuru ise kendisine verilen bu yazılı ikazın herhangi bir soruşturmaya veya somut delile dayanmadığını, ortada bir yaptırım gerektirecek eylem olmadığını ve kendisine karşı kasıtlı tutum sergilenerek mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Davacı polis memuru, kendisi hakkında tesis edilen bu branştan çıkarma işleminin ölçüsüz, keyfi ve hukuka aykırı olduğunu öne sürerek Emniyet Genel Müdürlüğü ile Şanlıurfa Valiliğine karşı söz konusu işlemin iptal edilmesi talebiyle idari yargıda dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı hukuki ilkeler, idare hukukunun en temel yapıtaşlarından olan "idarenin takdir yetkisi" ve bu yetkinin sınırlarını çizen "kamu yararı ve hizmet gerekleri" prensiplerine dayanmaktadır. Kamu görevlilerinin bulundukları kadrolara atanması, görev yerlerinin değiştirilmesi veya özel ihtisas gerektiren branşlardan çıkarılarak genel hizmet kadrolarına aktarılması işlemlerinde kurumlara geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak yargı içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere, idarenin sahip olduğu bu yetki mutlak ve keyfi olmayıp, her zaman hizmetin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ile kamu yararının sağlanması amacına uygun olarak kullanılmalıdır.

Emniyet teşkilatı gibi üst düzeyde disiplin, sıkı hiyerarşi ve takım çalışmasının arandığı kurumlarda, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği ve ilgili yönergelerin hükümleri çerçevesinde personelin performansı, uyumu ve verimliliği düzenli olarak denetlenmektedir. Personelin görev yaptığı branşın gerektirdiği nitelikleri kaybetmesi, iş arkadaşlarıyla uyumsuzluk göstermesi veya kurum içi çalışma barışını bozucu tutumlar sergilemesi durumunda, idarenin kamu hizmetinin aksamaması adına ivedi tedbirler alması gerekliliği hukuk düzenince korunmaktadır.

Bu noktada yerleşik Danıştay içtihatlarına göre, bir personelin özel branştan çıkarılması veya görev yerinin değiştirilmesi için memurun mutlaka ağır bir disiplin cezası almış olması ya da hakkında resmi ve kapsamlı bir idari soruşturma yürütülmüş olması zorunlu değildir. Personelin çalışma ortamındaki olumsuz tutumu nedeniyle "yazılı ikaz" edilmesi dahi, idari hizmetin işleyişinin olumsuz etkilendiğine dair yeterli bir emare olarak kabul edilebilmektedir. İdare mahkemeleri, idarenin atama ve branş değişikliklerine ilişkin tasarruflarında yerindelik denetimi yapamaz; ancak tesis edilen idari işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından kamu yararına aykırı olup olmadığını, işlemde açık bir takdir hatası veya keyfilik barındırıp barındırmadığını hukuka uygunluk denetimi sınırları içerisinde inceler. Somut uyuşmazlıkta da mahkeme, bu idare hukuku prensipleri etrafında şekillenen bir yasal denetim mekanizması işletmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi tarafından yapılan hukuki incelemede, ilk derece mahkemesinin bozma kararına uyarak davanın reddi yönünde verdiği kararın usul ve yasalara uygun olup olmadığı detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ışığında, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli olan polis memurunun görev esnasındaki hal, hareket ve tutumları incelenmiştir.

Dosyaya yansıyan tespitlere göre, davacının şube çalışmalarıyla ilgili konularda uzun süredir duyarsız bir tutum sergilediği, işleyişi aksattığı, çalışma ortamında huzursuzluk meydana getirdiği ve iş arkadaşı olan diğer personelin de çalışma şevkini kırdığı yönünde belirlemeler yapılmıştır. İdare tarafından bu olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle daha önce yazılı olarak ikaz edilen davacının, söz konusu ikaza konu olan eylemleri sebebiyle yürüttüğü hassas terörle mücadele hizmetlerini zafiyete uğrattığı idare tarafından somut bulgularla desteklenerek ortaya konulmuştur. Terörle mücadele gibi yüksek koordinasyon, moral, dikkat ve personeller arası uyum gerektiren bir hizmet alanının kesintisiz ve etkin yürütülmesinin önemi dikkate alınmıştır.

Davacı her ne kadar hakkında somut bir idari disiplin soruşturması açılmadığını veya verilmiş resmi bir disiplin cezası olmadığını, yazılı ikazın tek başına bir yaptırım doğuramayacağını ve asıl amacın kendisine yönelik mobbing uygulamak olduğunu iddia etmiş olsa da; yüksek mahkeme idari yargı denetiminde personelin çalışma barışını bozan davranışlarının branştan çıkarma işlemi için makul ve yeterli hukuki sebep teşkil ettiğine karar vermiştir. İdarenin, hizmetin etkinliğini sağlamak amacıyla sahip olduğu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda uygun olarak kullandığı, tesis edilen branştan çıkarma işleminde herhangi bir keyfilik, husumet veya mevzuata aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İleri sürülen temyiz iddiaları, ilk derece mahkemesi kararını kusurlandıracak veya kararın bozulmasını gerektirecek hukuki ve somut bir ağırlıkta bulunmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yolundaki kararının usul ve hukuka uygun olması sebebiyle davacının temyiz isteminin reddine ve kararın onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: