Karar Bülteni
AYM 2021/46083 BN.
Anayasa Mahkemesi | Mizgin Erkoca | 2021/46083 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/46083 |
| Karar Tarihi | 30.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Aşırı şekilci usul yorumları hakkın özünü zedeler.
- Arabuluculukta tutanak değil, son imza tarihi esastır.
- Sürelerin öngörülemez şekilde daraltılması hukuka aykırıdır.
- Mahkemeye erişim hakkı etkili bir başvuru imkânı gerektirir.
Bu karar, iş davalarında zorunlu dava şartı olan arabuluculuk uygulamalarında yaşanan ve sıkça karşılaşılan çok kritik bir usul sorununa anayasal bir standart getirmektedir. Arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine tanzim edilen tutanağın tarihsel düzenlenme anı ile tarafların fiziken son imzayı attığı tarihlerin farklı olduğu senaryolarda, mahkemelerin dava açma süresini nasıl hesaplaması gerektiği netliğe kavuşturulmuştur. Anayasa Mahkemesi, fiilî durumu görmezden gelerek süreyi salt kâğıt üzerindeki tarihten başlatan yorumları, hakkaniyete ve hukukun evrensel ilkelerine aykırı bulmuştur.
Uygulamada, özellikle telekonferans veya uzaktan erişim yöntemleriyle gerçekleştirilen arabuluculuk oturumlarında, basılı evrakların taraflara kargo ile ulaştırılması ve imzalanması süreci kaçınılmaz olarak belirli bir zaman almaktadır. Karar, bu gerçekliği dikkate almayan, süreyi mekanik bir biçimde hesaplayarak hak arayışını süre aşımı engeline taktıran derece mahkemesi yaklaşımlarını, mahkemeye erişim hakkına yönelik aşırı katı ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Emsal niteliğindeki bu karar ile birlikte, usul kurallarının hakkın özünü zedeleyecek kadar şekilci yorumlanmasının önüne geçilmiş ve vatandaşların adalet mekanizmalarına erişimi güvence altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Özel bir şirkette mağaza şefi olarak görev yapan başvurucu, performans yetersizliği gerekçe gösterilerek işten çıkarılmıştır. Feshin haksız olduğunu düşünen başvurucu, işe iade ve çeşitli işçilik alacaklarının tarafına ödenmesi talebiyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmuştur. Gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. Bu sürecin ardından başvurucu, iş mahkemesinde işe iade davası açmış ve ilk derece mahkemesinde davayı kazanmıştır. Ancak davanın istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi, arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında yasal olarak öngörülen iki haftalık sürenin aşıldığını belirterek davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Başvurucu ise toplantıya uzaktan katılan işveren vekiline tutanağın sonradan kargoyla gönderildiğini, imzaların sonradan tamamlandığını ve dolayısıyla sürenin yanlış hesaplanarak mağdur edildiğini belirterek hakkını aramıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, kişilerin uyuşmazlıklarını bir mahkeme önüne taşıyabilmelerini ve davanın etkili bir şekilde esastan karara bağlanmasını isteyebilmelerini güvence altına alır. Mahkemeye erişim hakkı, dava açmak isteyen kişilerin açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları esastır. Mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hatalı hesaplanması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını doğrudan ihlal eden başlıca unsurlardan biridir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda öncelikle arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi gereğince, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine zorunlu olarak eklenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.11 hükmü uyarınca, iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmakla yükümlüdür. Arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlanması hâlinde ise, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren tam iki hafta içinde iş mahkemesinde davanın açılması yasal bir zorunluluktur. Sürelerin belirlenmesi ve mevzuatın bu yönüyle yorumlanması esasen yargı mercilerinin görevi olmakla birlikte, bu usul kurallarının kişilerin dava açma hakkını imkânsız kılacak şekilde uygulanmaması gerekmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından süresi içinde yasal arabulucuya başvurduğunu ve yapılan görüşmeye işveren vekilinin telekonferans yöntemiyle uzaktan dâhil olduğunu tespit etmiştir. Arabuluculuk sürecinin taraflar arasında anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine hazırlanan son tutanak, arabulucu tarafından fiziki imzanın tamamlanması amacıyla işveren vekiline kargo yoluyla gönderilmiştir. Dosya kapsamında elde edilen kargo takip verilerine göre, tutanak 11 Eylül tarihinde kargolanmış ve işveren vekiline ancak 13 Eylül tarihinde teslim edilmiştir. İlk derece mahkemesi de ara kararıyla bu durumu araştırmış ve tutanaktaki imzanın toplantı gününden sonra tamamlandığını net bir şekilde ortaya koymuştur.
7036 sayılı Kanun uyarınca davanın arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılması yasal bir gereklilik olsa da, somut olayda tutanaktaki imzaların toplantı gününden çok sonra tamamlandığı oldukça açıktır. İmzaların sonradan atılması durumunda, yasal iki haftalık dava açma süresinin mantıken tutanaktaki son imzanın fiilen tamamlandığı andan itibaren başlaması hukuki bir zorunluluktur.
Ancak bölge adliye mahkemesi, bu fiilî durumu, kargo sürecini ve imza işleminin tamamlandığı gerçek tarihi tamamen göz ardı ederek, henüz imzaları tamamlanmamış olan tutanağın başlığında yer alan kâğıt üzerindeki ilk tarihi esas almış; bu dar yoruma dayanarak davanın süre aşımından reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin dava açma süresinin başladığı tarihi belirlemeye yönelik bu tutumunun son derece katı, öngörülemez ve aşırı şekilci olduğunu tespit etmiştir. Bu aşırı şekilci yaklaşım, hak arayan başvurucu üzerinde hakkaniyete aykırı çok ağır bir külfet oluşturmuş ve uyuşmazlığın esastan, adil bir biçimde incelenmesini engelleyerek hakkın özünü zedelemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.