Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/1239 E. 2023/4820 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/1239 E. 2023/4820 K.

Bu karar, iş hukukunda zorunlu arabuluculuk dava şartının zaman bakımından sınırlarını net bir şekilde çizmesi açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Yargıtay, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı veya bilirkişi hesaplamasının yapıldığı tarih arasındaki döneme ait işçilik alacaklarının, arabuluculuk sürecine dahil edilmediği gerekçesiyle doğrudan dava konusu yapılamayacağını hüküm altına almıştır. Bu durum, arabuluculuk sürecinin sadece geçmişe dönük ve o an muaccel olan alacakları kapsadığını, geleceğe yönelik veya son tutanaktan sonraki döneme ait taleplerin yeni bir uyuşmazlık konusu olduğunu vurgulamaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2023/1239
Karar No 2023/4820
Karar Tarihi 30.03.2023
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Arabuluculuk tutanak tarihi sonrası alacaklar dava edilemez.
  • gavel Son tutanak tarihinden sonraki dönem dava şartına takılır.
  • gavel Dava şartı yokluğu usulden ret sebebidir.
  • gavel Islah edilen dönemin arabuluculuk kapsamında olması gerekir.

Bu karar, iş hukukunda zorunlu arabuluculuk dava şartının zaman bakımından sınırlarını net bir şekilde çizmesi açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Yargıtay, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı veya bilirkişi hesaplamasının yapıldığı tarih arasındaki döneme ait işçilik alacaklarının, arabuluculuk sürecine dahil edilmediği gerekçesiyle doğrudan dava konusu yapılamayacağını hüküm altına almıştır. Bu durum, arabuluculuk sürecinin sadece geçmişe dönük ve o an muaccel olan alacakları kapsadığını, geleceğe yönelik veya son tutanaktan sonraki döneme ait taleplerin yeni bir uyuşmazlık konusu olduğunu vurgulamaktadır.

Benzer işçilik alacağı davalarında bu kararın emsal etkisi oldukça güçlüdür. Özellikle işçilerin iş ilişkisi devam ederken arabulucuya başvurmaları ve sonrasında dava açmaları durumunda, arabuluculuk son tutanak tarihi sonrasında işlemeye devam eden alacak kalemleri için mahkemelerin doğrudan hesaplama yapıp hüküm kurması usule aykırı kabul edilecektir. Uygulamada avukatların ve mahkemelerin, bilirkişi raporlarında hesaplanan alacak dönemlerinin arabuluculuk son tutanak tarihini aşıp aşmadığını titizlikle denetlemeleri gerekecektir. Aksi takdirde, bu dönemler için dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı verilmesi kaçınılmaz olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde uzun yıllar çalışmış ve posta başı görevine kadar yükselmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda kendi branşı dışında vasıfsız bir işçi olarak çalıştırıldığını, tekrar kendi mesleğine döndüğünde ise idareci pozisyonunun geri verilmediğini iddia etmiştir. Davacı, kendisinden daha kıdemsiz ve düşük eğitimli bir kişinin posta başı yapılmasının toplu iş sözleşmesine aykırı olduğunu, bu süreçte kendisine haksız yere psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını ve görevden alınması nedeniyle aylık ücretinin düştüğünü öne sürmüştür. Bu iddialarla mahkemeye başvuran davacı, doğru ücret derecesinin tespit edilmesini, bu dereceye bağlı ücret, ikramiye ve ilave tediye farklarının ödenmesini, ayrıca uygulanan psikolojik taciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise tüm intibak ve derece işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını, davacının önceki mesleği ile yeni mesleğinin farklı olması sebebiyle ücret düzeltmesi yapılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin ve Yargıtay'ın uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuki düzenlemelerin başında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 gelmektedir. Bu kanun hükmü uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, mahkemece başkaca herhangi bir esasa yönelik işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi emredici bir kuraldır.

Ayrıca yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.369 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.371 kapsamındaki inceleme ve bozma kuralları da devreye girmektedir. Arabuluculuk süreci, tarafların üzerinde anlaştığı ya da anlaşamadığı konuları belirleyen bir son tutanak ile sona erer. Hukuki olarak arabuluculuk faaliyeti, uyuşmazlığın arabulucuya intikal ettiği ve en geç son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar muaccel olan alacaklar için geçerlidir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı veya bilirkişi incelemesinin yapıldığı dönem arasında geçen zaman zarfı için arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiş sayılmaz. Çünkü bu dönemdeki alacaklar, henüz doğmamış veya arabuluculuk müzakerelerine konu edilmemiş alacaklardır. Bu nedenle, bilirkişi raporlarında hesaplama yapılırken veya ıslah dilekçesi verilirken, arabuluculuk son tutanak tarihinin aşılmaması büyük önem taşımaktadır. İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, uyuşmazlığın sınırlarını çizen ve davanın görülebilirliğini belirleyen en temel usul kuralı niteliğindedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı taraf dava açmadan önce kanuni bir zorunluluk olan arabuluculuk yoluna başvurmuş ve tarafların uzlaşamaması üzerine arabuluculuk süreci 13.11.2019 tarihli son tutanak ile sona ermiştir. Bu anlaşamama tutanağı dava dilekçesine eklenmiş ve asıl dava 23.12.2019 tarihinde mahkemede açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve davacının alacaklarına ilişkin hesaplamalar yapılmıştır. Ancak bilirkişi raporunda, davacının ıslahına da dayanak oluşturan alacak hesaplamalarının 14.12.2019 tarihine kadar uzatıldığı tespit edilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede, arabuluculuk faaliyetinin tarafların anlaşamadığına dair düzenlenen son tutanak tarihinden (13.11.2019) önce muaccel olan ve müzakereye konu edilen alacaklar için geçerli olduğu vurgulanmıştır. İhtilaf konusu olan 13.11.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile bilirkişi hesaplamasının son bulduğu 14.12.2019 tarihi arasında geçen bir aylık talep dönemi için, kanunun emredici kuralı olan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği açıkça saptanmıştır. Başka bir deyişle, arabuluculuk görüşmelerinden sonra ancak dava veya hesaplama tarihinden önce doğan yeni alacaklar için de ayrıca arabulucuya başvurulması gerekmektedir.

Mahkemece, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönem için dava şartı olan arabuluculuğa başvuru kuralının ihlal edildiği gözden kaçırılarak, bu süreyi de kapsayacak şekilde hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu döneme ait alacak talepleri yönünden mahkemenin davanın esasına girmeden, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı vermesi gerekmekteydi.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonraki dönem için dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Arabulucudan sonra biriken alacaklarımı da aynı davada isteyebilir miyim? expand_more
Yargıtay kararlarına göre, arabuluculuk süreci yalnızca son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar olan ve muaccel (istenebilir) hale gelmiş alacakları kapsamaktadır. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra işlemeye devam eden, yeni doğan veya bilirkişi hesaplaması aşamasına kadar geçen süredeki alacaklarınız için doğrudan aynı dava üzerinden talepte bulunamazsınız. Bu yeni dönem için tekrar arabulucuya başvurmanız yasal bir zorunluluktur; aksi takdirde mahkeme bu taleplerinizi dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedecektir.
Bilirkişi arabuluculuk tarihinden sonrasını hesaplamış, bu geçerli mi? expand_more
Hayır, bu durum hukuken geçerli kabul edilmez ve bozma sebebidir. İş mahkemelerinde görülen davalarda bilirkişilerin veya mahkemelerin, hesaplamaları arabuluculuk son tutanak tarihini aşacak şekilde yapması usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, arabuluculuk görüşmelerine konu edilmemiş olan ve son tutanak tarihinden sonraki döneme denk gelen alacak kalemleri hakkında karar verilemez. Uygulamada mahkemelerin, bilirkişi raporunun arabuluculuk tarihini aşan kısımları için dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı vermesi gerekmektedir.
Görevim değiştirildi, maaşım düştü ve mobbinge uğradım. Ne yapmalıyım? expand_more
İşyerinde daha önce yürüttüğünüz görevden alınıp vasıflarınıza uygun olmayan bir işe verilmeniz ve bu sebeple maaşınızın düşürülmesi durumunda; doğru ücret derecenizin tespitini, buna bağlı ücret farkı, ikramiye ve ilave tediye alacaklarınızı talep etme hakkınız bulunmaktadır. Ayrıca, bu süreçte haksız yere maruz kaldığınız psikolojik taciz (mobbing) nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Ancak hukuki olarak hak kaybı yaşamamak adına, dava açmadan önce 7036 sayılı Kanun gereği zorunlu arabuluculuk sürecini işletmeniz ve tüm bu taleplerinizi arabuluculuk müzakerelerine dahil etmeniz şarttır.
Arabulucuya gitmeden doğrudan dava açarsam davam düşer mi? expand_more
Evet, davanız esasa girilmeden doğrudan reddedilir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan alacak ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu bir dava şartıdır. Eğer arabuluculuk sürecini usulüne uygun tamamlamadan mahkemeye başvurursanız, mahkeme hiçbir araştırma yapmaksızın davanızı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddetmekle yükümlüdür. Bu emredici kural, dava sırasında ıslah dilekçesiyle sonradan eklenmek istenen dönemler için de aynen geçerliliğini korumaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir