Karar Bülteni
AYM Ferhat Küçük BN. 2020/19910
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/19910 |
| Karar Tarihi | 24.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Arabuluculuk son tutanağı taraf iradelerini yansıtır.
- Dava şartı incelemesinde aşırı şekilcilikten kaçınılmalıdır.
- Usul kuralları hakkın özünü zedeleyecek şekilde yorumlanamaz.
- Hak arama hürriyeti katı yorumlarla engellenemez.
Bu karar, iş hukuku uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculuk kurumunun işleyişinde, şekil ve öz arasındaki hukuki dengeyi net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, arabuluculuk sürecinin tarafların gerçek iradesini yansıtan "son tutanak" ile somutlaştığını vurgulamıştır. Arabuluculuk bürosundaki memurların yönlendirmesiyle veya matbu olarak doldurulan başvuru formlarındaki eksikliklerin, son tutanakta ilgili talebin görüşüldüğüne dair açık bir kayıt varken davayı usulden reddetmek için tek başına yeterli bir gerekçe olamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, anayasal bir güvence olan mahkemeye erişim hakkına yönelik aşırı şekilci ve katı bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
İş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun dava şartı olması, adalete hızlı erişim ve tarafların menfaatlerinin dengelenmesi amacını taşımaktadır. Ancak bu amacın, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getirecek katı bürokratik engellere dönüştürülmemesi gerekir. Verilen bu ihlal kararı, özellikle işe iade ve işçilik alacakları davalarında istinaf ve ilk derece mahkemeleri için kritik bir emsal teşkil etmektedir. Yargı mercileri bundan böyle dava şartı incelemesi yaparken yalnızca başvuru formundaki işaretli kutucuklara değil, arabulucu ve taraflarca imzalanan son tutanakta fiilen müzakere edilen uyuşmazlık konularına odaklanmak durumundadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, özel bir şirkette şoför olarak çalışmaktayken iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği gerekçesiyle işe iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, işverenin feshini haksız bularak feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Ancak işveren kararı istinafa taşımış ve istinaf mahkemesi, başvurucunun arabuluculuk başvuru formunda "işe iade" talebini açıkça işaretlememesi gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine hükmetmiştir. Başvurucu ise, formu memurların yönlendirmesiyle doldurduğunu, ancak arabuluculuk süreci sonunda tutulan ve her iki tarafça da imzalanan son tutanakta "işe iade" hususunun müzakere edildiğinin ve anlaşılamadığının açıkça belirtildiğini öne sürmüştür. Başvurucu, talebinin fiilen arabuluculukta görüşülmesine rağmen davasının usulden reddedilmesi üzerine mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı, hak arama hürriyetinin temel unsurlarından biridir. Yargı mercilerinin usul kurallarını uygularken hakkın özüne zarar verecek, yargılamayı anlamsız kılacak ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları anayasal bir zorunluluktur. İş uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurulması, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 gereğince dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşıp anlaşamadıkları hususu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.17 uyarınca bir son tutanak ile belgelendirilir. Bu tutanak, arabulucu ve taraflarca imzalanır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği kapsamında da arabuluculuğun sonuçlandığını gösteren bu tutanağın içeriğinin tarafların beyanına göre oluşturulması esastır. Dava şartı olan arabuluculukta temel amaç, uyuşmazlığın taraflarca dostane, masrafsız ve hızlı biçimde çözülmesidir.
Yargıtay içtihatlarına göre, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği 2 Haziran 2018 tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurularında başvuru formunun esas alınması gerektiği belirtilse de, formdaki genel ve soyut ifadelerin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı durumlarda son tutanağa bakılması büyük önem taşımaktadır. Arabuluculuk başvuru formlarında eksiklik bulunması hâlinde, görevli memurların başvurucuları uyarması gerektiği yerleşik bir kuraldır. Uyuşmazlık konularının son tutanakta tarafların ortak iradesiyle imza altına alınmış olması, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin en güçlü ispatıdır. İlgili usul kurallarının vatandaşın dava açma hakkını imkânsız kılacak derecede katı yorumlanması adil yargılanma hakkının ihlaline vücut verir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun arabuluculuk başvuru formunda genel olarak "işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan" ibaresine yer verdiğini ve çeşitli tazminat ile alacak kalemlerini işaretlediğini tespit etmiştir. Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda düzenlenen son tutanakta ise, uyuşmazlık konusunun "işe iade" hususunda anlaşılamadığı açıkça belirtilmiş ve bu tutanak bizzat arabulucu ve taraflarca imza altına alınmıştır. İşe iadenin taraflarca müzakere edildiği bu kadar açıkken, sürecin arabuluculukla çözülmediği sabittir.
İstinaf mahkemesinin, sadece başvuru formunda işe iade talebinin işaretlenmemiş olmasını gerekçe göstererek davayı usulden reddetmesi, arabuluculuk kurumunun doğasına ve hak arama hürriyetinin amacına aykırı bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, başvuru formunda eksiklik olsa dahi, tarafların bizzat katıldığı görüşmeler sonucunda hazırlanan ve işe iadenin müzakere edildiğini şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlayan son tutanağın göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır.
Ayrıca, arabuluculuk bürosunda formu doldururken memurun olası eksiklikler veya soyut ifadeler konusunda başvurucuyu uyardığına dair herhangi bir tespitin bulunmaması da yargısal süreçteki eksikliklerden biri olarak görülmüştür. Kurumun işleyişindeki bu aydınlatma eksikliğinin faturasının ve sorumluluğunun tamamen başvurucuya yüklenmesi, kişinin hak arama sürecinde aşırı ve orantısız bir külfetle karşılaşması anlamına gelmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, arabuluculuk dava şartına ilişkin kanun hükmünü olağanın dışında, son derece katı ve aşırı şekilci bir yaklaşımla yorumlaması, başvurucunun uyuşmazlığı mahkeme önüne taşımasını ve davasını esastan gördürmesini imkânsız hâle getirmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.