Karar Bülteni
AYM Efrahim Acaboğa BN. 2021/7171
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2021/7171 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Aile bağlarının sürdürülmesi için tedbir alınmalıdır.
- Ziyaret düzenlemelerinde çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.
- Pandemi tedbirleri aile hayatını ölçüsüzce kısıtlamamalıdır.
- Özel durumlara uygun esnek ziyaret planlaması yapılmalıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların aile hayatına saygı hakkının, olağanüstü kriz dönemlerinde dahi ne ölçüde korunması gerektiğine dair çok önemli bir anayasal standart getirmektedir. Mahpusların dış dünyayla, özellikle de eşleri ve çocuklarıyla olan bağlarının koparılmaması, devletin kaçınılmaz pozitif yükümlülükleri arasında yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi, koronavirüs pandemisi gibi istisnai halk sağlığı krizlerinin dahi idareye mahpusların aileleriyle görüşme hakkını tamamen ortadan kaldırma veya fiilen imkânsız hâle getirme yetkisi vermediğini net bir biçimde ortaya koymuştur.
Uygulamadaki emsal etkisi açısından bu karar, ceza infaz kurumlarının ziyaretçi gün ve saatlerini belirlerken yalnızca kendi idari kolaylıklarını, personel kapasitelerini veya genel idari kısıtlamaları değil, aynı zamanda mahpus yakınlarının özel çalışma şartlarını ve çocukların üstün yararını da dikkate almak zorunda olduklarını somutlaştırmaktadır. Özellikle sağlık çalışanı gibi mesai saatleri esnek olmayan veya hayati kamu görevleri üstlenen eşlerin ziyaret haklarının, makul çözümler ve alternatifler üretilerek karşılanması gerektiği vurgulanmıştır. İlerleyen dönemlerde, infaz kurumu idarelerinin ziyaret planlamalarında daha bireyselleştirilmiş, esnek ve aile bağlarını korumaya yönelik idari adımlar atması hususunda bu karar bağlayıcı bir rehber niteliği taşıyacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucu, ziyaret gününün hafta sonuna alınması talebiyle cezaevi idaresine başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun eşi, Tekirdağ Çorlu'da koronavirüs pandemisi döneminde filyasyon ekibinde görev yapan bir sağlık çalışanıdır ve çiftin iki küçük çocukları bulunmaktadır. Eşinin olağanüstü yoğun çalışma şartları, hafta içi izin alamaması ve şehirler arası mesafenin uzak olması sebebiyle hafta içi görüşlere gelemediğini belirten başvurucu, aile bütünlüğünün korunması adına ziyaret gününün hafta sonuna kaydırılmasını talep etmiştir. Cezaevi idaresi ise hafta sonu görüş taleplerinin yoğunluğu, personel yetersizliği ve pandemi tedbirleri kapsamında sokağa çıkma yasakları uygulandığı gerekçesiyle bu haklı talebi reddetmiştir. Başvurucunun infaz hâkimliğine ve ağır ceza mahkemesine yaptığı itirazların da olumsuz sonuçlanması üzerine, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli norm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 ile güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41'de düzenlenen ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin anayasal kurallardır. Anayasa Mahkemesi, bu maddeler uyarınca devletin, ebeveynlerin çocuklarıyla bütünleşmesini sağlama ve bu amaçla gerekli idari tedbirleri alma yükümlülüğü altında olduğunu kabul etmektedir.
Mahkemeler ve idari makamlar, çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde öncelikli olarak çocuğun üstün yararı ilkesini gözetmek zorundadır. Mahpusların tutulma koşulları gereği birtakım haklarının sınırlandırılması kaçınılmaz olsa da, devletin ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların aileleriyle temasını sürdürecek makul tedbirleri alma yönünde katı bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Ziyaret hakları, açık ve kapalı görüşler ile telefonla görüşme imkânları, bu temasın sağlanması açısından yadsınamaz en temel yollardır.
Kamu düzeninin korunması, ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması ve salgın hastalıkların önlenmesi gibi meşru amaçlarla ziyaret haklarına sınırlamalar getirilebilir. Ancak bu sınırlandırmaların, aile hayatına saygı hakkı ile adil bir denge içinde tutulması ve idare tarafından ikna edici, somut gerekçelerle desteklenmesi şarttır. Somut bir kanuni dayanak bulunmaksızın veya bireysel durumların hassasiyeti, örneğin bir eşin sağlık çalışanı olması, mesafenin uzaklığı ve küçük çocukların varlığı gibi etkenler göz ardı edilerek uygulanan katı kısıtlamalar, hakkın özüne dokunacak niteliğe bürünebilmektedir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarında da pandemi koşullarının, mahpusların aile bağlarını tamamen koparacak şekilde ölçüsüz ve katı kısıtlamalara gerekçe yapılamayacağı açıkça vurgulanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun ve ailesinin içinde bulunduğu özel şartları dikkatle değerlendirmiştir. Başvurucunun eşi, koronavirüs pandemisi döneminde halk sağlığı açısından kritik bir görev olan filyasyon ekibinde sağlık personeli olarak çalışmaktadır. Tekirdağ ilinden Düzce iline olan fiziki mesafe ve hafta içi çalışma zorunluluğu göz önüne alındığında, eşin ve iki küçük çocuğun idarece hafta içi olarak belirlenen ziyaret günlerine katılım sağlamasının fiilen imkânsız olduğu tespit edilmiştir. İdare tarafından bu zorunlu durumun dikkate alınmaması, mahpusun ailesiyle olan bağlarının dokuz ay boyunca sadece bir kez görüşebilecek kadar kopmasına neden olmuştur.
İnfaz Kurumu ve ilgili İnfaz Hâkimliği, ret kararlarını hafta sonu sokağa çıkma yasaklarına, personel eksikliğine ve genel pandemi tedbirlerine dayandırmışlardır. Ancak Anayasa Mahkemesi, sağlık çalışanı olan eşin zaten sokağa çıkma yasaklarından yasal olarak muaf statüde olabileceği gerçeğinin, cezaevi kurumu tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğine dikkat çekmiştir. Aile bütünlüğünün ve çocukların babalarıyla doğrudan görüşme hakkının korunması için, başvurucunun özel durumuna uygun esnek ve bireyselleştirilmiş bir çözüm üretilmesi gerekirken, idarenin genel geçer sebeplerle talebi kestirip atması hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Pandemi sürecinde ceza infaz kurumlarında sağlık ve güvenlik önlemleri alınması son derece meşru olmakla birlikte, idarece sağlanan bu önlemlerin mahpusun çocuklarıyla ve eşiyle asgari düzeyde temas kurmasını tamamen ortadan kaldıracak ölçüsüzlükte olmaması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun son derece makul ve meşru gerekçelere dayanan hafta sonu ziyaret talebi karşısında, yetkili makamların daha dengeli alternatifler sunma yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle müdahalenin orantısız olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.