Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mustafa Tosun Kararı 2022/63522 B.

Anayasa Mahkemesi Mustafa Tosun Kararı 2022/63522 B.

Bu karar, beraat kararı ile tahliye edilen bir sanık hakkında uygulanmaya devam eden yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin, kişinin özel ve aile hayatı üzerinde yarattığı ağır etkilerin yargı makamlarınca dikkate alınmamasının anayasal hak ihlali doğurduğunu hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, koruma tedbirlerinin rutin, soyut ve şablon gerekçelerle uzatılmasının veya sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Özellikle kişinin merkezî yaşam alanının, ailevi ilişkilerinin ve zorunlu tedavi süreçlerinin başka bir ülkede olduğu durumlarda, yurt dışına çıkış yasağının sadece seyahat özgürlüğünü değil, doğrudan doğruya özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını derinden sınırladığı tespit edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Mustafa Tosun Kararı 2022/63522 B.

8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/63522
Karar Tarihi 03.12.2025
Taraf Mustafa Tosun
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Adli kontrol tedbirleri ölçülülük ilkesine daima uygun olmalıdır.
Yurt dışına çıkış yasağı özel hayatı ağır kısıtlayabilir.
Koruma tedbirlerinin devamı somut ve yeterli gerekçelendirilmelidir.
Ailevi bağlar ve sağlık durumu tedbir değerlendirmesinde gözetilmelidir.

Bu karar, beraat kararı ile tahliye edilen bir sanık hakkında uygulanmaya devam eden yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin, kişinin özel ve aile hayatı üzerinde yarattığı ağır etkilerin yargı makamlarınca dikkate alınmamasının anayasal hak ihlali doğurduğunu hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, koruma tedbirlerinin rutin, soyut ve şablon gerekçelerle uzatılmasının veya sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Özellikle kişinin merkezî yaşam alanının, ailevi ilişkilerinin ve zorunlu tedavi süreçlerinin başka bir ülkede olduğu durumlarda, yurt dışına çıkış yasağının sadece seyahat özgürlüğünü değil, doğrudan doğruya özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını derinden sınırladığı tespit edilmiştir.

Mahkemelerin, yargılama süreçlerinde uygulanan adli kontrol tedbirlerini periyodik olarak gözden geçirirken, çatışan menfaatler arasında adil ve hassas bir denge kurması gerektiği bu kararla bir kez daha net bir şekilde teyit edilmiştir. Kamu makamları, koruma tedbirlerinin uygulanmasında bireyin maruz kaldığı orantısız yükü değerlendirmekle mükelleftir.

Benzer davalardaki emsal etkisi yönünden bu karar, ceza muhakemesi pratiğinde adli kontrol tedbirlerine karar veren sulh ceza hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri için son derece önemli bir yol göstericidir. Yargı mercileri, kişi hürriyetini kısıtlayan tedbirleri uygularken veya bu tedbirlerin devamına karar verirken yalnızca dosyanın genel durumunu değil, şüphelinin veya sanığın bireysel durumunu, sosyal ve ailevi bağlarını, özel sağlık gereksinimlerini de somut deliller ışığında ayrıntılı olarak tartışmak zorundadır. Aksi takdirde, alınan tedbirin ulaşılmak istenen kamusal menfaat ile bireyin anayasal hakları arasındaki dengeyi bozacağı ve kaçınılmaz olarak ihlal sonucunu doğuracağı, uygulamada gözetilmesi gereken net bir içtihat standardı olarak benimsenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda beraat eden ancak yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri devam ettirilen bir vatandaşın, bu durumun özel hayatına ve aile hayatına verdiği ciddi zararlar temelinde şekillenmektedir.

Mustafa Tosun isimli başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmış, daha sonra yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan beraat ederek tahliye edilmiştir. Ancak beraat kararıyla birlikte tahliye edilirken kendisine yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur. Başvurucu; eşi, çocukları ve torunlarının yıllardır Almanya'da yaşadığını, kendisinin de ciddi hayati sağlık sorunları bulunduğunu ve devam eden tedavisinin Almanya'da sürdüğünü belirterek söz konusu yasağa itiraz etmiştir. İlaçlarını temin edemeyen ve yurt dışındaki ailesiyle bir araya gelemeyen başvurucu, bu ağır mağduriyetlerini dile getirerek tedbirin kaldırılması için mahkemelere başvurmuş, ancak itirazları mahkemelerce soyut ifadelerle reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, maruz kaldığı uygulamanın anayasal haklarını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin önündeki uyuşmazlığın çözümünde dayandığı hukuki altyapı, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile koruma tedbirlerine ilişkin ceza muhakemesi kurallarından oluşmaktadır. Uyuşmazlığa konu müdahalenin yasal dayanağını, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.109 ve 110 hükümlerinde düzenlenen adli kontrol tedbirleri oluşturmaktadır. Bu kurallar çerçevesinde yurt dışına çıkamamak, tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiri olarak öngörülmüş olup, kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir yöntem olarak kanunda yer bulmuştur.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle tedbirin hukuki niteliğini Anayasa'nın yerleşme ve seyahat hürriyeti bağlamında ele almış; ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek (4) No.lu Protokol'e Türkiye taraf olmadığı için meselenin doğrudan seyahat hürriyeti ortak koruma alanı içinde değil, Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı boyutunda incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, pasaport iptali veya yurt dışına çıkış yasağı gibi idari ya da adli tedbirlerin kişinin mesleki, ekonomik, sosyal ve ailevi ilişkileri yönünden ağır olumsuz etkiler doğurması durumunda, bu tedbirler özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır.

Temel hak ve hürriyetlere yönelik içtihat kurallarına göre, tüm koruma tedbirleri geçicidir ve herhangi bir kritere bağlı olmaksızın ilanihaye uygulanması mümkün değildir. Yargı mercileri, koruma tedbirleri hakkında karar verirken lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri titizlikle incelemek ve temel haklara yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamu yararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını somut olarak göstermek zorundadır. Süregelen koruma tedbirlerinin devamında da çatışan kamusal menfaat ile bireysel menfaat arasında adil bir denge kurulması zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kişisel durumu ile derece mahkemelerinin verdiği ret kararlarının gerekçelerini detaylı bir şekilde inceleyerek bir dizi önemli tespitte bulunmuştur. Öncelikle başvurucunun ailesinin Almanya'da ikamet ettiği, çocuklarının ve torunlarının orada yaşadığı, kendisinin de hayati risk taşıyan ciddi sağlık sorunları bulunduğu ve zorunlu tedavisinin yine Almanya'da sürdüğü hususları dosyada sabit görülmüştür. Bu bağlamda, başvurucu hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin, onun ailevi bağlarına, sosyal ilişkilerine ve tedavi sürecine doğrudan ve ağır bir biçimde olumsuz etki ettiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu müdahalenin doğrudan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında güçlü bir etki yarattığı değerlendirilmiştir.

Olayın gelişimine bakıldığında, tutuklu olarak yargılanan başvurucunun üzerine atılı suçtan beraat ettiği ve bu kararla birlikte tahliyesine karar verildiği ancak aynı anda yurt dışına çıkış yasağı uygulandığı anlaşılmıştır. Başvurucu, farklı tarihlerde mahkemelere sunduğu ayrıntılı dilekçelerde Almanya'daki tedavisinin aksadığını, ilaçlarını temin edemediğini ve ailesini göremediğini açıkça belirterek bu haksızlığın sonlandırılmasını talep etmiştir. Buna karşın, derece mahkemeleri tarafından verilen itirazın reddi kararlarında, başvurucunun beraat ettiği gerçeği de gözetildiğinde, bu tedbirin devamının kovuşturmaya ne gibi bir fayda sağlayacağı açıklanmamıştır. Ayrıca kararlarda başvurucunun iddialarına yönelik başka hangi delillerin toplanması gerektiğine dair de hiçbir somut açıklama yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının tedbirin devamı yönündeki kararlarında başvurucunun Almanya'daki kişisel ve ailevi bağlarına yönelik spesifik itirazlarını gerektiği gibi tartışmadığını, sadece genel, soyut ve klişe tekrar içeren gerekçelerle talepleri geri çevirdiğini belirlemiştir. İtirazları inceleyen merciler, özel ve aile hayatına ilişkin iddialara dair ilgili ve yeterli bir değerlendirme yapmamıştır. Bu durum, muhakemenin sağlıklı yürütülmesi amacına dayanan kamusal menfaat ile başvurucunun bireysel menfaatleri arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu göstermektedir. Üstelik müdahale konusu tedbire alternatif olabilecek daha hafif koruma tedbirlerinin varlığı da hiçbir şekilde tartışılmamıştır. Tüm bu unsurlar ışığında uygulanan yurt dışına çıkış yasağının demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adli kontrol tedbirinin ölçüsüz bir şekilde uygulanması ve sürdürülmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Beraat etmeme rağmen yurt dışı yasağım neden kalkmıyor? expand_more
Ceza yargılaması sonucunda beraat etseniz dahi, mahkemeler bazı durumlarda hakkınızdaki yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerini derhal kaldırmayabilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, beraat eden bir kişi hakkında bu tedbirin devam ettirilmesi, uygulamanın kovuşturmaya ne gibi bir fayda sağlayacağı somut olarak açıklanmadığı sürece hukuka aykırıdır. Mahkemeler, beraat kararı ile birlikte bu yasağın devamının hangi kamusal menfaate hizmet ettiğini açık ve ikna edici bir gerekçeyle ortaya koymak zorundadır. Aksi takdirde, alternatif ve daha hafif koruma tedbirleri tartışılmadan, sadece genel ve soyut gerekçelerle yasağın sürdürülmesi hak ihlali yaratmaktadır.
Yurt dışı yasağım yüzünden ailemi göremiyorum, ne yapmalıyım? expand_more
Yurt dışına çıkış yasağı yalnızca seyahat özgürlüğünüzü kısıtlamaz; eşiniz, çocuklarınız veya torunlarınız yurt dışında yaşıyorsa bu durum doğrudan Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınıza yönelik ağır bir müdahale teşkil eder. Mahkemelere yapacağınız tedbirin kaldırılması itirazlarında, ailenizin nerede yaşadığını, ailevi bağlarınızı ve merkezî yaşam alanınızın neresi olduğunu mutlaka somut delillerle sunmalısınız. Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının bireylerin ailevi bağlarına yönelik spesifik itirazlarını dikkate almadan, şablon gerekçelerle reddetmesini açık bir hak ihlali olarak kabul etmektedir. Yargı mercileri, hürriyeti kısıtlayan tedbirleri uygularken dosyanın genel durumuyla yetinemez; sizin aile bütünlüğünüz ile kamusal menfaat arasında adil bir denge kurmakla yükümlüdür.
Yurt dışında tedavi olmam gerekiyor ama yasağım var, haklarım neler? expand_more
Hayati risk taşıyan ciddi sağlık sorunlarınız bulunuyor ve zorunlu tedaviniz ile ilaç temininiz yurt dışında gerçekleşiyorsa, adli kontrol tedbirine itiraz ederken bu durumu mutlaka mahkemeye somut olarak bildirmelisiniz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, koruma tedbirleri hakkında karar veren merciler, şüphelinin veya sanığın özel sağlık gereksinimlerini somut deliller ışığında ayrıntılı olarak tartışmak zorundadır. Hastalığınızı ve tedavi zorunluluğunuzu gösteren belgelere rağmen itirazlarınızın mahkemelerce ilgili ve yeterli bir değerlendirme yapılmadan geri çevrilmesi, ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Kamu makamları, koruma tedbirlerinin uygulanmasında bireyin maruz kaldığı orantısız yükü, özellikle de sağlık durumu söz konusu olduğunda titizlikle değerlendirmekle mükelleftir.
Mahkeme itirazımı basmakalıp ifadelerle reddetti, bu yasal mı? expand_more
Hayır, yargı makamlarının adli kontrol tedbirlerinin devamına yönelik kararlarında itirazları sadece genel, soyut ve klişe tekrarlar içeren gerekçelerle reddetmesi Anayasa Mahkemesi tarafından anayasal hak ihlali olarak nitelendirilmektedir. Hâkimlikler ve ağır ceza mahkemeleri, koruma tedbirlerini periyodik olarak gözden geçirirken lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri titizlikle incelemek ve somut bir gerekçe sunmak zorundadır. Sizin kişisel, hukuki ve sosyal durumunuza özgü iddialarınıza dair hiçbir ek araştırma veya değerlendirme yapılmadan kalıp gerekçelerle verilen ret kararları, devletin kamu yararı ile sizin bireysel haklarınız arasında kurması gereken adil dengeyi bozmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir