Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Perrin Kutun Kararı 2021/28213 B.

Anayasa Mahkemesi Perrin Kutun Kararı 2021/28213 B.

Bu karar, ceza yargılamasında sanığın savunma hakkının şekli bir usul işlemi olmaktan öte, adil yargılanma hakkının en temel yapı taşlarından biri olduğunu hukuken açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın mahkeme huzurunda dinlenilmeden, yalnızca dosya üzerinden veya vekilinin yazılı beyanlarıyla mahkûmiyetine karar verilmesini, savunma hakkının ağır bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Karar, özellikle sanığın haklı bir mazereti bulunduğunda ve bu mazeret bizzat mahkemece kabul edildiğinde, yargılamanın sanığın yokluğunda ve savunması alınmadan bitirilemeyeceğini vurgulaması açısından büyük bir hukuki anlama sahiptir.
search

Anayasa Mahkemesi
Perrin Kutun Kararı 2021/28213 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/28213
Karar Tarihi 10.07.2024
Taraf Perrin Kutun
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Adil yargılanma için savunma hakkı şarttır.
Sanığa savunma için gerekli zaman verilmelidir.
Mazeret kabulüne rağmen savunmasız hüküm kurulamaz.
Savunma hakkı şeklen değil özden sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamasında sanığın savunma hakkının şekli bir usul işlemi olmaktan öte, adil yargılanma hakkının en temel yapı taşlarından biri olduğunu hukuken açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın mahkeme huzurunda dinlenilmeden, yalnızca dosya üzerinden veya vekilinin yazılı beyanlarıyla mahkûmiyetine karar verilmesini, savunma hakkının ağır bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Karar, özellikle sanığın haklı bir mazereti bulunduğunda ve bu mazeret bizzat mahkemece kabul edildiğinde, yargılamanın sanığın yokluğunda ve savunması alınmadan bitirilemeyeceğini vurgulaması açısından büyük bir hukuki anlama sahiptir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça güçlü olacaktır. Uygulamada zaman zaman karşılaşılan, sanığın geçerli bir mazeret bildirmesine rağmen yargılamanın hızla sonuçlandırılması amacıyla savunma alınmadan hüküm kurulması pratiğinin kesin surette önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu yönüyle karar, alt derece mahkemelerine, sanığın savunmasını hazırlamak ve sunmak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olması kuralının istisnasız uygulanması gerektiği yönünde net bir mesaj vermektedir. Yargılama süresinin uzaması pahasına dahi olsa, sanığın bizzat mahkeme huzurunda iddialara karşı cevap verebilme imkânının korunması, ceza adalet sisteminin meşruiyeti açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, hakkında mala zarar verme suçundan ceza davası açılan bir vatandaş ile yargılamayı yürüten ilk derece mahkemesi arasındaki usuli bir sorundan kaynaklanmaktadır. Başvurucu, yargılama sürecinde ciddi sağlık sorunları yaşamış ve kanser tedavisi görmeye başlamıştır. Bu nedenle, mahkemede yapılan duruşmalara katılamayacağını bildirerek sağlık raporlarını sunmuş ve mazeretli sayılmayı talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun mazeretini haklı bularak kabul etmesine rağmen, savunmasını bizzat dinlemeden ve duruşmayı ertelemeden doğrudan adli para cezası vererek davayı bitirmiştir.

Bunun üzerine başvurucu, mahkeme huzurunda kendini ifade etme ve savunma yapma imkânı tanınmadan hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, yargılamanın bu şekilde sonuçlandırılmasıyla adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının elinden alındığını ifade ederek ihlal kararı verilmesini ve yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ilkelerine dayanmıştır. Anılan anayasa hükmü, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma yapma hakkına sahip olduğunu emretmektedir. Ceza yargılamasında savunma hakkının tam ve etkin bir şekilde güvence altına alınması, demokratik toplum düzeninin en temel ilkelerinden biridir. İddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece adil bir muhakemenin yapılması mümkün değildir.

Yüksek Mahkeme, yerleşik içtihatları çerçevesinde, suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının sadece şeklen değil, gerçek ve etkili bir biçimde sağlanması gerektiğinin altını çizmektedir. Bu ilke, sanığın savunmasını hazırlayabilmesi için yeterli imkâna, yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi, bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkını açıkça güvence altına almaktadır.

Doktrin ve yerleşik yargı kararlarında da vurgulandığı üzere, savunma için gerekli kolaylık kavramı, şüpheli veya sanığa savunmasında yardımcı olacak zorunlu imkânların tanınmasını ifade eder. Bu kural, ceza muhakemesinin temel prensiplerinden olan silahların eşitliği ilkesini gerçekleştirmeyi amaçlar. Sanığın, hakkında ileri sürülen iddialara ve sunulan delillere karşı çıkabilmesi, beraatini veya cezasının indirilmesini sağlayabilecek hususları mahkeme huzurunda bizzat dile getirebilmesi esastır. Bu imkânın kısıtlanması veya tamamen ortadan kaldırılması, adil muhakeme yapılmasına hukuken engel teşkil eden ağır bir usul ihlali olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelediğinde, ilk derece mahkemesinin yargılama sürecindeki usuli işlemlerinde telafisi imkansız eksiklikler bulunduğunu tespit etmiştir. Olayın gelişimine bakıldığında, başvurucuya öncelikle iddianame tebliğ edilerek hakkındaki suçlamalardan haberdar olması sağlanmıştır. Mahkeme, yargılamanın ilk ve ikinci celselerinde başvurucunun sağlık sorunlarına dayalı mazeret taleplerini haklı bularak kabul etmiş ve böylece kendisine savunma için gerekli hazırlıkları yapabileceği makul bir süre tanımıştır.

Ancak yargılamanın üçüncü ve karar verilen son duruşmasında, başvurucunun durumuyla ilgili ciddi bir hukuki çelişki meydana gelmiştir. Başvurucu vekili, müvekkilinin kanser teşhisi nedeniyle tedavi gördüğünü, kemoterapiye başlayacağını ve mevcut salgın koşulları sebebiyle yüksek risk grubunda bulunduğunu belirterek resmî sağlık raporlarıyla birlikte mahkemeye mazeret dilekçesi sunmuştur. Mahkeme, bu geçerli tıbbi belgelere dayanarak başvurucunun mazeret talebini kabul etmiştir. Hukukun genel işleyişi ve adil yargılanma kuralları gereği, mazereti kabul edilen bir sanığın savunması alınmadan davanın bitirilmemesi ve duruşmanın sanığın katılabileceği başka bir tarihe ertelenmesi gerekmektedir. Ne var ki mahkeme, mazereti açıkça kabul etmesine rağmen, başvurucunun mahkeme huzurunda bizzat savunması alınmadan, tamamen onun yokluğunda yargılamayı sonlandırarak mahkûmiyetine kesin olarak karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, yargılamanın hiçbir aşamasında bizzat savunması alınmadan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasını, savunma hakkının çekirdeğine yönelik çok ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Suç isnadı altındaki bir kişinin, hakkındaki iddialara karşı bağımsız bir hâkim önünde sözlü olarak kendini savunabilmesi, maddi gerçeğe ulaşılması ve ceza adaletinin sağlanması için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu hakkın somut olayda olduğu gibi kullandırılmaması, adil yargılanma hakkının açık bir ihlali anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkeme huzurunda savunma yapma imkânı sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Hastalığım yüzünden duruşmaya katılamazsam yokluğumda ceza alabilir miyim? expand_more
Geçerli bir sağlık mazeretiniz varsa ve bunu raporla belgelerseniz mahkemeden mazeretli sayılmayı talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, haklı bir mazeretiniz bulunduğunda yargılama makamı size savunmanızı hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıkları sağlamakla yükümlüdür.
Mahkeme mazeretimi kabul etmesine rağmen gıyabımda ceza verebilir mi? expand_more
Hayır, veremez. Mahkeme sunduğunuz geçerli tıbbi belgeleri ve mazeretinizi kabul etmişse, davanın sizin yokluğunuzda bitirilmesi hukuka aykırıdır. Mazereti haklı bulunan bir sanığın duruşması ertelenmeli ve bizzat savunması alınmadan kesinlikle mahkûmiyet hükmü kurulmamalıdır.
Savunmam hiç alınmadan hakkımda ceza kararı çıkması yasal mıdır? expand_more
Hakkınızdaki iddialara karşı mahkeme huzurunda bizzat savunma yapma imkânı tanınmadan mahkûmiyet kararı verilmesi adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Yargılamanın hiçbir aşamasında bizzat savunmanız alınmadan ceza verilmesi, savunma hakkının çekirdeğine yönelik çok ağır bir müdahale olarak nitelendirilmektedir.
Avukatımın dilekçe vermesi mahkemede bizzat konuşmamın yerine geçer mi? expand_more
Ceza yargılamasında bizzat dinlenilmeniz esastır. Sadece dosya üzerinden veya avukatınızın yazılı beyanlarına dayanılarak mahkûmiyetinize karar verilmesi, savunma hakkının ağır bir ihlalidir. Sanığın bizzat bağımsız hâkim önüne çıkarak iddialara cevap verebilmesi maddi gerçeğe ulaşılması için vazgeçilmezdir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir