Soru & Cevap
Açtığımız çevre ve hayvan hakları davalarında yasal kurallar neden hep insanların ekonomik çıkarlarını koruyor, doğanın kendi başına bir değeri yok mu?
Hukuk sistemlerinde çevre ve hayvan koruma normlarının genellikle insan çıkarlarını merkeze alması, yasaların Kartezyen düalizm üzerine kurulu olmasından kaynaklanmaktadır ve doğanın kendi içkin değerinin hukuken tam anlamıyla tanınmadığına dair önemli bir işarettir. Bu anlayışa göre insan akıl ve vicdan sahibi yegane özne kabul edilirken, doğa ve hayvanlar sömürülebilir nesneler olarak konumlandırılmaktadır. Uluslararası hukukta ve ulusal mevzuatta yer alan çevreyi koruyucu kurallar, çoğu zaman doğrudan hayvanların veya ekosistemin bizatihi haklarını korumaktan ziyade, bu unsurların zarar görmesi durumunda insanın yaşayacağı maddi kayıpları engellemek amacıyla oluşturulmuş gibi görünmektedir. Bu nedenle, açılan davalarda doğanın korunması argümanı, insanın mülkiyet hakları veya ekonomik kalkınma hedefleriyle çatıştığında, hukuki altyapının ekonomik çıkarları önceleyecek şekilde tasarlanmış olması, doğanın araçsallaştırıldığını gösteren güçlü bir emare olarak değerlendirilebilir.