Anasayfa/ Makale/ Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu

Makale

Gelişen otonom teknolojilerle birlikte, üretken yapay zekânın hukuki statüsü tartışmalı bir hal almıştır. Bu makalede, yapay zekâyı eşya, köle, gerçek kişi ve tüzel kişi olarak değerlendiren hukuki yaklaşımlar ile Avrupa Parlamentosu tarafından önerilen elektronik kişilik konsepti ve yapay zekânın hukuki sorumluluğu incelenmektedir.

Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu

Geleneksel hukuk sistemleri, meydana gelen zararların tanzimini genellikle gerçek veya tüzel kişilerin eylemlerine bağlayan bir yapıya sahiptir. Ancak günümüz teknolojisinde üretken yapay zekâ sistemlerinin ileri düzey otonom karar verme yetenekleri, yerleşik hukuki sorumluluk kavramının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Programlanmış sınırların ötesine geçerek deneyimlerinden öğrenen ve bağımsız karar alma kapasitesine sahip olan bu sistemlerin davranışlarını öngörmek giderek zorlaşmaktadır. Bu durum, yapay zekânın neden olduğu eylemlerin doğrudan bir insanın iradesiyle ilişkilendirilmesini imkânsız hale getirmektedir. Nitekim Türk hukuk sisteminde yapay zekâ sistemlerinin hukuki kişiliği ile ilgili spesifik bir düzenleme henüz bulunmadığından, otonom davranışlardan doğan sorumlulukların kime atfedileceği belirsizliğini korumaktadır. Teknolojinin hukukun önünde seyrettiği bu süreçte, yapay zekânın hukuki statüsü üzerine doktrinde çeşitli görüşler ortaya atılmış ve bu otonom varlıkların hukuk dünyasında nasıl konumlandırılacağı yoğun bir biçimde tartışılmaya başlanmıştır.

Yapay Zekâyı Eşya veya Köle Olarak Kabul Eden Görüşler

Güncel hukuk sistemimizde ağırlıklı olarak kabul gören yaklaşıma göre, üretken yapay zekâ sistemleri eşya statüsünde değerlendirilmektedir. Bu görüş çerçevesinde, yapay zekâ bir hukuk öznesi değil, gerçek veya tüzel kişiler tarafından mülkiyet hakkına konu edilebilen hukuki bir obje olarak görülmektedir. Yapay zekânın neden olduğu muhtemel zararların, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde üretici, ithalatçı, mal sahibi veya kullanıcı gibi taraflara yüklenerek ve entegre sigorta sistemleri kullanılarak çözülebileceği savunulmaktadır. Ancak gelişmiş bilişsel özellikler gösteren sistemlerin öngörülemez öğrenme yetenekleri dikkate alındığında, bu varlıkları basit bir eşya olarak nitelendirmenin yetersiz kalacağı eleştirileri getirilmektedir. Öte yandan, yapay zekâyı Roma hukukundaki gibi kendi amacı olmayan ve efendisine hizmet eden bir köle olarak gören yaklaşımlar da mevcuttur. Fakat insanlık tarihinin karanlık bir sayfası olan kölelik statüsünün modern hukuk sistemine uyarlanması, hem ahlaki hem de hukuki açıdan yoğun eleştirilere maruz kalarak kabul görmekten uzak kalmıştır.

Gerçek ve Tüzel Kişi Statüsü Çerçevesindeki Yaklaşımlar

Üretken yapay zekânın insan zekâsına yaklaşan özellikler sergilemesi, ona gerçek kişi benzeri bir hukuki statü verilmesi fikrini doğurmuştur. Ancak hukukumuzda kişiliğin tam ve sağ doğumla başlaması, yazılımsal bir varlık olan yapay zekânın doğum anının belirlenmesini imkânsız kılmaktadır. Ayrıca, yapay zekâya insan benzeri bir statü tanınmasının, bu sistemlerin temel hak ve hürriyetler talep etmesi gibi hukuk sistemini sarsacak öngörülemez sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır. Alternatif olarak, yapay zekânın eylemlerinden doğan sorumlulukları sınırlandırmak amacıyla tüzel kişi statüsünün daha uygun olacağı iddia edilmektedir. Bu görüş, yapay zekâyı bir e-şirket olarak konumlandırarak kendisine özgülenen malvarlığı üzerinden sorumluluk üstlenmesini hedefler. Ne var ki tüzel kişilerin fiil ehliyetini kullanmasını sağlayan insanlardan oluşan organların yapay zekâda nasıl vücut bulacağı ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması riski, bu yaklaşımın uygulanabilirliğini zedelemektedir. Türk hukukundaki sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi de bu değişimin önünde ciddi bir yasal engel teşkil etmektedir.

Avrupa Parlamentosu Önerisi: Elektronik Kişilik Konsepti

Otonom sistemlerin yol açtığı hukuki boşlukları doldurmak adına en dikkat çekici öneri, Avrupa Birliği Parlamentosu Robotikler Hakkında Medeni Hukuk Kuralları Tavsiye Raporu ile gündeme gelen elektronik kişilik statüsü kavramıdır. Bu statü, insan ve eşya arasında sui generis (kendine özgü) bir yapı barındırmaktadır. Elektronik kişilik statüsü kazanacak olan yapay zekâ sistemlerinin, resmi bir sicil sistemine kaydedilerek hukuki olarak tanımlanabilir hale gelmesi öngörülmektedir. Sicile kaydedilen bu sistemler, sahip oldukları otonomi seviyesi ve faaliyet alanlarına göre belirli haklara ve yapılarına özgü sorumluluklara sahip olabilecektir. Zararların tazmini için ise üreticilerin veya kullanıcıların katılımıyla özel bir fon oluşturulması veya zorunlu sorumluluk sigortası mekanizmalarının devreye sokulması planlanmaktadır. Bu sayede, yapay zekâ sistemleri hukuki bağlamda veri sorumlusu olarak kabul edilebilecek ve üçüncü şahıslara verilen zararlarda kendi malvarlıkları üzerinden bağımsız bir hesap verilebilirlik çerçevesine tabi tutulabilecektir.

Elektronik Kişilik Statüsünün Temel Unsurları

Yapay zekâ teknolojilerinin hukuki bir zemine oturtulması amacıyla doktrinde ve uluslararası raporlarda tartışılan elektronik kişilik statüsünün pratik hayata geçebilmesi için bazı yapısal şartların sağlanması gerekmektedir. Yeni bir hukuki özne yaratmayı hedefleyen bu yaklaşımın ve yasal altyapısının sürdürülebilirliğinin temel unsurları şu şekilde sıralanabilir:

  • Sicil Sisteminin Kurulması: Yapay zekânın üreticisi, kullanım amacı ve hukuki yetkilerinin şeffaf bir şekilde işleneceği resmi bir kayıt mekanizmasının oluşturulması.
  • Malvarlığı Özgülenmesi: Meydana gelebilecek zararların karşılanabilmesi amacıyla, sisteme asgari bir sermaye atanması veya zorunlu sorumluluk sigortasının şart koşulması.
  • Veri Sorumlusu Sıfatı: Yapay zekânın, işleme süreçlerinde bağımsız kararlar alarak hukuken doğrudan veri sorumlusu statüsüne sahip olmasının tanınması.
  • Teşhis Edilebilirlik: Otonom sistemlerin siber ortamda bıraktığı dijital izler sayesinde, diğer hukuki öznelerden ayırt edilebilir bir dijital kimliğe büründürülmesi.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: