Makale
Yapay zeka sistemlerinin neden olduğu zararlarda hukuki sorumluluğun tespiti, mevcut borçlar hukuku prensipleri çerçevesinde büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, yapay zekanın otonom eylemlerinden doğan haksız fiil ve kusursuz sorumluluk halleri, Türk Borçlar Kanunu hükümleri ışığında hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Yapay Zekanın Haksız Fiil ve Kusursuz Sorumluluğu
Günümüzde hızla gelişen ve hayatımızın her alanına entegre olan yapay zeka sistemleri, otonom ve akıllı davranışları neticesinde çeşitli hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle sözleşme dışı sorumluluk hallerinde, yapay zekanın kendi aldığı kararlar sonucunda üçüncü kişilere veya mallara zarar vermesi durumunda bu zararın kim tarafından ve nasıl tazmin edileceği sorunu hukukçuların karşısına çıkmaktadır. Bir bilişim hukuku perspektifiyle yaklaşıldığında, hukuki bir kişiliği bulunmayan bu otonom sistemlerin eylemleri neticesinde meydana gelen zararların tespiti oldukça karmaşık bir yapı arz etmektedir. Mevcut hukuk sistemimizde yapay zekanın eylemlerinin doğrudan tabi olacağı özel bir yasal düzenleme bulunmadığından, uyuşmazlıkların çözümünde Türk Borçlar Kanunu bünyesinde yer alan genel hükümlere başvurulması zarureti doğmaktadır. Bu bağlamda, yapay zekanın eylemlerinin sorumluluk hukukuna yansıması, temelde haksız fiil sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Geleneksel sorumluluk kurallarının bu yeni nesil otonom varlıklara uygulanabilirliği, mevcut yasal çerçevenin sınırlarını da test etmektedir.
Yapay Zeka ve Haksız Fiil Sorumluluğu
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bir kimsenin haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilmesi için öncelikle hak ehliyetine sahip bir gerçek veya tüzel kişi olması, fiili gerçekleştirecek iradeye ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekmektedir. Ancak günümüz hukuki düzenlemelerinde yapay zekanın henüz bağımsız bir yasal varlığı bulunmadığından, doğrudan kendi eylemlerinden ötürü haksız fiil faili olarak nitelendirilmesi ve bizzat sorumlu tutulması mümkün değildir. İrade, kusur ve tercih gibi kavramlar yalnızca insanlar için geçerli hukuki kavramlardır. Bu sebeple, otonom kararlar alabilen bir algoritmanın verdiği zararda, zarara neden olan haksız fiilin bizzat makineye izafe edilmesi yürürlükteki mevzuatımız açısından imkân dahilinde görünmemektedir. Zarar görenlerin tazminat talepleri, makinenin doğrudan kendisine değil; yapay zekayı kullanan, programlayan veya üzerinde fiili hakimiyet kuran gerçek veya tüzel kişilere yöneltilmek durumundadır. Meydana gelen zarar ile bu kişilerin kusurlu eylemleri veya ihmalleri arasında uygun illiyet bağının tespit edilmesi halinde bu kişilerin kişisel haksız fiil sorumluluğuna gidilebilecektir.
Mevcut Düzenlemelerde Yapay Zekanın Kusursuz Sorumluluğu
Sorumluluk hukukunda genel kural kusur sorumluluğu olmakla birlikte, kanun koyucu bazı durumlarda kusur şartı aramaksızın doğan zararın tazminini öngörmüştür. Kusursuz sorumluluk, teknik gelişmelerin ve karmaşıklaşan sosyal ilişkilerin bir neticesi olarak adaleti ve hakkaniyet ilkesini sağlama amacıyla hukukumuza girmiştir. Yapay zekanın eylemlerinin neden olduğu zararlarda, her zaman bir insanın kusurunu ispat etmek son derece zor, hatta imkansız olabilmektedir. Zira yapay zeka, makine öğrenimi yoluyla gelişen ve tamamen öngörülemeyen otonom kararlar alabilen bir algoritmik yapıya sahiptir. Kusurun ispat edilemediği bu gibi durumlarda, zararın tazmin edilebilmesi için Hukukumuzdaki çeşitli kusursuz sorumluluk halleri gündeme gelmektedir. Bu sorumluluk türünde zarar gören kişi, zarara neden olanın kusurunu kanıtlamak zorunda kalmaksızın, yalnızca meydana gelen zarar ile zarara neden olan olay arasındaki uygun illiyet bağını ispatlayarak tazminat talebinde bulunabilmektedir. Özel bir yasal nitelendirmesi bulunmayan yapay zeka sistemlerinin sebep olduğu uyuşmazlıklar, mevcut mevzuatımızdaki tehlike sorumluluğu ve özen yükümlülükleri kapsamında emsal kurallara dayanılarak hukuken değerlendirilmelidir.
Nesne Olarak Yapay Zeka ve Uygulanabilecek Hükümler
Hukuk düzenimizde yapay zekaya dayalı yazılımlar ve bu yazılımların entegre edildiği donanımlar temel olarak nesne ya da eşya niteliğinde kabul edilmektedir. Bu nedenle, yapay zekanın eylemlerinden doğan sözleşme dışı uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ilgili diğer özel kanunlarda yer alan bazı objektif sorumluluk hükümleri dikkate alınmalıdır. Yapay zekanın kullanım alanlarına göre uygulanabilecek temel kusursuz sorumluluk türleri şunlardır:
- Yapı Malikinin Sorumluluğu: Ev otomasyonları ve akıllı ev sistemleri binanın bütünleyici parçası veya eklentisi niteliğindeyse, bu sistemlerin bakım eksikliği veya yapım bozukluğundan doğan zararlardan TBK m. 69 uyarınca doğrudan yapı maliki sorumludur.
- Tehlike Sorumluluğu: Otonom savunma silahları veya çevre için ciddi risk barındıran yapay zeka destekli sanayi robotlarının kullanıldığı durumlarda, işletmenin faaliyetlerinden doğan zararlardan TBK m. 71 çerçevesinde işletme sahibi ve işleten müteselsilen sorumludur.
- Araç İşletenin Sorumluluğu: Otonom özelliklerle donatılmış taşıtların karayollarında neden olduğu ölüm, yaralanma veya maddi kayıplı kazalarda, Karayolları Trafik Kanunu m. 85 gereğince araç işleteni tehlike esasına dayalı olarak tazminat ödemekle yükümlüdür.
Özen Sorumluluğu ve Hakimiyet İlkesi Çerçevesinde Yapay Zeka
Sözleşme dışı sorumluluk bağlamında yapay zekanın doğrudan eylemleri, bir takım özen ve gözetim yükümlülüklerinin ihlali olarak karşımıza çıkabilmektedir. Mevcut mevzuatımızda yer alan objektif özen yükümlülüğü ihlalleri, teknolojik otomasyon sistemlerinin kullanımı sırasında da kıyasen uygulama alanı bulmaya elverişlidir. Üretim ve hizmet sektörlerinde, insan çalışanların yerine faaliyet gösteren yapay zeka sistemlerinin üçüncü kişilere verdiği zararlar, işletme sahipleri açısından bir gözetim eksikliği yaratabilmektedir. İşini otomatik sistemlere devreden bir işverenin, bu sistemlerin işleyişini denetleme ve zarar doğmasını önleme yükümlülüğü devam etmektedir. Ayrıca, doğrudan içgüdüsel veya algoritmik hareket eden otonom donanımların kullanımı esnasında, sistem üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kişilerin de gereken güvenlik tedbirlerini almaları zorunludur. Dolayısıyla bir yapay zeka uygulamasının kullanımı sırasında doğabilecek aksaklıklar, kullanıcısının veya işleticisinin özen sorumluluğu ilkelerine aykırı davranması neticesinde doğrudan tazminat yükümlülüğüne sebebiyet verecektir. Meydana gelen zarar ile bu otonom donanımların faaliyetleri arasındaki illiyet bağının kesilmediği hallerde, teknoloji sahibinin söz konusu zararı bütünüyle tazmin etmesi sorumluluk hukuku prensiplerinin doğal ve zorunlu bir sonucudur.