Yaban Hayatı Kaçakçılığı Ve Cites İhlalleri
Yaban hayatı kaçakçılığı, uluslararası çevre hukukunun en kritik sorunlarındandır. CITES, türlerin korunmasını amaçlasa da takdir yetkisi ve yasal boşluklar nedeniyle ihlaller sürmektedir. Bu makale, yaban hayatı ticaretinin hukuki boyutunu andlaşma suçları bağlamında incelemektedir.*
Günümüzde sınıraşan çevre suçları, uluslararası hukukta devletlerin ve uluslararası toplumun ortak mücadele etmesi gereken en önemli ihlal alanlarından biri haline gelmiştir. Çok taraflı çevre andlaşmaları tarafından belirlenen yasakları veya düzenleyici rejimleri ihlal eden yaban hayatının yasadışı ticareti, bu suçlar arasında özel bir yere sahiptir. uluslararası çevre hukuku, tehlikeli atıklar, yasaklı kimyasallar ve yaban hayatı ticareti gibi konuları düzenleyen çeşitli andlaşmalar geliştirmiş olsa da bu kuralların artan ihlalleri, mevcut hukuki çerçevenin çevresel zararı önlemedeki zorluklarını gözler önüne sermektedir. yaban hayatı kaçakçılığı, doğrudan veya dolaylı olarak çok uluslu sınırlar ötesi bir etkiye sahip olduğundan, yalnızca ulusal mevzuatlarla değil, aynı zamanda devletlere belli yükümlülükler getiren önleme andlaşmalarıyla ele alınmaktadır.
Sınıraşan Bir Çevre Suçu Olarak Yaban Hayatı Ticareti
Uluslararası çevre hukuku öğretisine göre sınıraşan çevre suçları; ulusal yasalara veya çok taraflı andlaşmalara aykırı olarak nesli tükenmekte olan, tehdit altındaki ve koruma altındaki türlerin, kaynakların veya atıkların sınır ötesi ticareti anlamına gelmektedir. yaban hayatı kaçakçılığı, doğası gereği fiilen veya potansiyel olarak ulusal sınırları aşan ve uluslararası toplumda endişe uyandıran eylemler arasında yer alır. Bir uluslararası ceza mahkemesinin doğrudan yargı yetkisine girmeyen ancak devletlerarası andlaşmalar vasıtasıyla andlaşma suçları kapsamında değerlendirilen bu fiiller, devletlerin iç hukuklarında suç olarak düzenleme yükümlülüğü altına girdikleri ihlallerdir. Ne var ki, çok taraflı çevre andlaşmalarının birçoğu cezai yaptırımlar konusunda doğrudan bağlayıcı ceza hukuku hükümleri içermemekte, kural ihlallerinin denetimini ulusal hukuk mekanizmalarına bırakmaktadır.
Cites Sözleşmesi Ve Taraf Devletlerin Yükümlülükleri
Yaban hayatı kaçakçılığıyla hukuki mücadelenin temel dayanağını, 1973 yılında imzalanan Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) oluşturmaktadır. Sözleşmenin ana amacı, nesli tehlike altında olan yabani hayvan ve bitki türlerinin nesillerinin devamını, bu türlerin gelecek nesillere aktarımını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak üzere uluslararası ticareti sıkı bir denetime tabi tutmaktır. CITES'in Taraflarca Alınacak Tedbirler başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrası, taraf devletlere sözleşmeye aykırı ticareti önlemek için somut hukuki tedbirler alma yükümlülüğü getirmektedir. Bu kapsamda alınması gereken başlıca tedbirler şunlardır:
- Sözleşmeye aykırı örneklere ilişkin ticaretin ulusal boyutta yasaklanması ve cezalandırılması.
- Yasadışı türlerin elde bulundurulmasının iç hukuk mekanizmaları kapsamında yaptırıma bağlanması.
- İlgili örneklerin devlet yetkililerince müsaderesi veya ihraç eden devlete geri gönderilmesinin sağlanması.
Yaptırımların Uygulanmasında Hukuki Sınırlar
CITES, taraf devletlere yaban hayatı ticaretinin sınırlandırılmasına yönelik önemli yükümlülükler getirse de yaptırımların niteliği ve tesisi konusunda oldukça geniş bir takdir yetkisi sunmaktadır. 8. maddede öngörülen cezalandırma yükümlülüğü, mutlak surette ceza hukuku yaptırımlarını zorunlu kılmamakta; devletlerin idari veya özel hukuk yaptırımlarını tercih etmesine de hukuken olanak tanımaktadır. Dahası, Sözleşmenin 3. maddesinin 2. fıkrası ve 7. maddesi, Ek I kapsamında en güçlü koruma altında olduğu belirtilen türlerin ticareti için bile ulusal hukuk uygulamalarında çeşitli istisnalara cevaz vermektedir. CITES’in imzalanmasından sonraki on yıl içinde yaklaşık kırk devlet, ulusal hukuklarında yaban hayatı ticaretine dair hapis cezasını da içeren sert yasal düzenlemeler yapmış olsa da yaptırım iradesinin tamamen yerel otoritelerin serbestisine bırakılması yasadışı ticaretin zemin bulmasına neden olmuştur.
Avrupa Birliği Düzenlemeleri Ve Yaptırım Çerçevesi
Yaban hayatı kaçakçılığı ve CITES ihlallerinin önüne geçmek amacıyla bölgesel düzeyde de çeşitli hukuki enstrümanlar geliştirilmiştir. Bu bağlamda Avrupa Birliği, üye ülkeler nezdinde yaptırımların uyumlaştırılması için önemli adımlar atmıştır. Mart 2024’te Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen ve çevrenin ceza hukuku yoluyla korunmasına ilişkin önceki direktiflerin yerini alan yeni düzenleme, yaban hayatı kaçakçılığını cezai yaptırıma tabi tutulması gereken asgari suçlar listesinde genişleterek teyit etmiştir. Koruma altındaki vahşi hayvan ve bitki türlerinin yasadışı ticareti, ekosistemler üzerinde geri döndürülemez veya uzun süreli önemli hasarlar bırakması durumunda, uluslararası çevre hukukunun ruhuna uygun olarak doğrudan ceza hukuku mekanizmalarıyla cezalandırılması gereken eylemler arasında sayılmaktadır.