Makale
Eğitim kurumlarında öğretmenlerin maruz kaldığı veli ve meslektaş kaynaklı psikolojik şiddet, ruhsal bütünlüğü zedeleyen ciddi bir hukuki sorundur. Bu makalede, ebeveynlerin ve meslektaşların uyguladığı duygusal taciz ve mobbing eylemleri ile bu ihlallerin hukuki yansımaları incelenmektedir.
Veli ve Meslektaş Kaynaklı Psikolojik Şiddet ve Hukuki Boyutları
Eğitim kurumlarında öğretmenlere yönelen şiddet, yalnızca fiziksel boyutta kalmamakta; çoğu zaman psikolojik şiddet, duygusal taciz ve mobbing biçiminde kendini göstermektedir. Özellikle öğrenci velileri ve meslektaşlar tarafından uygulanan bu görünmez şiddet türü, mağdurun ruhsal bütünlüğünü derinden sarsan ve hukuki koruma gerektiren ciddi bir ihlaldir. Sosyoekonomik düzeyi yüksek olan veya belirli bir toplumsal statüye sahip veliler, talepleri karşılanmadığında şikayet mekanizmalarını bir baskı aracına dönüştürerek öğretmenler üzerinde ağır bir psikolojik baskı kurmaktadır. Aynı şekilde, çalışma ortamında meslektaşlar veya yöneticiler tarafından rekabet, kıskançlık veya ideolojik farklılıklar gibi nedenlerle gerçekleştirilen dışlama ve yıldırma politikaları, çalışma barışını bozan temel unsurlardandır. Bir mobbing hukuku avukatı olarak belirtmek gerekir ki; kişinin mesleki itibarını, onurunu ve çalışma hürriyetini hedef alan bu eylemler, hem iş hukuku hem de medeni hukuk kapsamında kişilik haklarına haksız saldırı niteliği taşımaktadır. Bu yazıda, veli ve meslektaş kaynaklı psikolojik şiddetin dinamikleri ve hukuki niteliği ele alınacaktır.
Velilerin Uyguladığı Psikolojik Şiddet ve Yasal Boyutu
Okul ortamında veli kaynaklı psikolojik şiddet, genellikle sosyoekonomik ve eğitim düzeyi yüksek olan ailelerin, fiziksel şiddet yerine kullandıkları daha sofistike bir baskı aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğretmenlerin aktardığı vakalara göre, bazı veliler çocuklarının aldığı notları beğenmediklerinde veya kendi asılsız beklentileri karşılanmadığında, öğretmenin mesleki yeterliliğini sorgulayarak aşağılayıcı ve onur kırıcı bir dil kullanmaktadırlar. Hukuki açıdan bu durum, doğrudan kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Ayrıca internetten edindikleri asılsız bilgilerle öğretmenin işine müdahale eden ve resmi şikayet hatlarını bir tehdit mekanizması olarak kullanan veliler, öğretmenler üzerinde sürekli bir denetim ve ruhsal terör ortamı yaratmaktadır. Öğretmenin sürekli mesleğini kaybetme veya soruşturma geçirme korkusuyla çalışmaya zorlanması, manevi tazminat davasına konu olabilecek ağır bir duygusal tahribat yaratmaktadır. Velilerin bu tür bilgiçlik taslayan ve haddi aşan müdahaleleri, öğretmenin eğitim verme hürriyetini ve çalışma huzurunu yasalara aykırı biçimde ihlal etmektedir.
Meslektaşlar Arası Yatay ve Dikey Mobbing
Öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik şiddetin bir diğer tehlikeli boyutu ise meslektaşlar ve eğitim yöneticileri tarafından uygulanan mobbingdir. Çalışma ortamında rekabet, kıskançlık, gruplaşma veya ideolojik farklılıklar gibi nedenlerle öğretmenler birbirlerine veya yöneticiler astlarına sistematik psikolojik baskı uygulayabilmektedir. Yöneticilerin, bazı öğretmenlere kasıtlı olarak en zor görevleri vermesi, ders programlarını bozması veya asılsız tutanaklarla yıldırma politikası izlemesi, tipik birer dikey mobbing (yukarıdan aşağıya psikolojik taciz) örneğidir. Öte yandan, öğretmenler odasında belirli bir grubun diğer öğretmeni dışlaması, hakkında asılsız dedikodular yayması veya selamını almaması gibi eylemler yatay mobbing oluşturur. Hukuk uygulamalarında mobbing, işçinin veya memurun iş yerinde huzurla çalışma hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilir. Kişiyi istifaya veya tayin istemeye zorlayan bu sistematik duygusal saldırılar, mağdurun psikolojisini bozarak çalışma hayatını çekilmez hale getirmekte ve faillerin hukuki sorumluluğunu doğurmaktadır.
Psikolojik Şiddet ve Mobbingin Tipik Görünümleri
Eğitim kurumlarında hukuki yaptırım gerektiren ve sistematik uygulandığında mobbing sayılan başlıca psikolojik şiddet eylemleri şunlardır:
- Asılsız şikayet mekanizmaları: Velilerin, öğretmeni sindirmek amacıyla sürekli idari makamlara haksız ve asılsız ihbarlarda bulunması.
- Mesleki itibarsızlaştırma: Meslektaşlar veya veliler tarafından öğretmenin uzmanlığının ve yetkinliğinin alenen sorgulanarak küçük düşürülmesi.
- Sosyal izolasyon: Öğretmenler odasında belirli bir öğretmenin kasıtlı olarak görmezden gelinmesi, dışlanması ve iletişimin kesilmesi.
- Görev tanımı dışı baskılar: Yöneticilerin yetkilerini kötüye kullanarak öğretmene görev tanımı dışında veya haksız ağırlıkta angarya niteliğinde işler yüklemesi.
- Sözlü taciz ve hakaret: Gerek yüz yüze gerekse veli iletişim gruplarında öğretmene yönelik onur kırıcı, aşağılayıcı ifadeler kullanılması.