Anasayfa Makale Ulusal ve Uluslararası Hukukta Mobbing...

Makale

Psikolojik taciz anlamına gelen mobbing, ulusal ve uluslararası hukukta çalışanları korumayı amaçlayan yasal düzenlemelere tabidir. Bu makalede, mobbingin uluslararası bildirgelerdeki yeri, farklı ülkelerdeki hukuki uygulamaları ve Türk hukuk sistemindeki güncel yasal çerçevesi uzman bir avukat perspektifiyle detaylıca incelenmektedir.

Ulusal ve Uluslararası Hukukta Mobbing Düzenlemeleri

Modern çalışma yaşamının en büyük sorunlarından biri olan işyerinde psikolojik taciz (mobbing), bireylerin onurunu zedeleyen ve çalışma barışını bozan ciddi bir hukuki ihlaldir. Toplumda büyük rahatsızlık yaratan bu yıldırma eylemlerinin önüne geçilebilmesi, ancak etkili hukuki düzenlemeler ve caydırıcı yaptırımlarla mümkündür. Hukuk sistemlerinin temel amacı, yasaların sağladığı koruyucu etki ile kötü niyetli düşüncelerin somut eylemlere dönüşmesini engellemektir. Mobbing hakkında bilinçlenme düzeyi arttıkça, dünya genelinde ve ülkemizde çalışanları güvence altına alacak yasal altyapılar oluşturulmaya başlanmıştır. Bu hukuki gelişim süreci, çalışanın maddi ve manevi varlığını koruma hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bir uzman mobbing avukatı bakış açısıyla ifade etmek gerekirse, psikolojik şiddet eylemlerinin hukuki bağlamda nasıl nitelendirildiği ve hangi kanun maddelerine dayandırıldığı, mağdurların hak arama özgürlüğü açısından hayati önem taşımaktadır.

Uluslararası Hukukta Mobbing ve Ülke Uygulamaları

Mobbing olgusu, uluslararası kamuoyunun gündemine ilk kez 1980'lerin sonunda gelmiş, özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 1998 yılında yayımlanan raporla evrensel bir boyut kazanmıştır. Bunun yanı sıra, hukuki korumanın temelini oluşturan 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, her bireyin şeref ve saygınlığına yönelik saldırılara karşı yasalarla korunma hakkına sahip olduğunu vurgulamaktadır. Günümüzde birçok Avrupa ülkesi, artan duyarlılıkla paralel olarak mobbingi yasal düzlemde tanımlamış ve iş sağlığı yasaları üzerinden çalışanlarını koruma altına almıştır. Farklı ülkelerdeki yasal uygulamalar, hukuki yapılara göre şu şekilde çeşitlilik göstermektedir:

  • İsveç: Çalışma ortamında psikolojik şiddeti yasaklayan ilk ülke unvanına sahiptir. İlgili yasalar, mağdura derhal destek sağlanmasını hükme bağlamıştır.
  • Belçika: 2002 yılında yürürlüğe giren kanunla, işverene çalışanın sağlığı için önlem alma ve mobbing önleme danışmanlığı bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.
  • Avustralya: İş kanunu kapsamında yer alan güvenlik kavramı genişletilmiş, psikolojik tehlikeler yasaya dâhil edilerek hapis cezaları öngörülmüştür.
  • Amerika Birleşik Devletleri: Doğrudan bir mobbing yasası bulunmasa da, eylemler ayrımcılık kapsamında değerlendirilerek Yurttaş Hakları Yasası çerçevesinde yaptırımlara tabi tutulmaktadır.

Türk Hukuk Sisteminde Mobbingin Yeri

Türk hukuk sisteminde mobbing eylemlerini doğrudan tanımlayan ve tek başına yaptırıma bağlayan özel bir kanun bulunmamaktadır. Ancak, bu durum eylemlerin cezasız kalacağı anlamına gelmez. Mobbingi oluşturan davranışlar, mevzuatımızdaki birçok farklı normatif düzenlemeyi ihlal ettiği için yargı organlarınca bu hükümler üzerinden kararlar tesis edilmektedir. En üst norm olan 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvence altına alarak psikolojik tacize karşı temel korumayı sağlar. Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu, herkesin haklarını dürüstlük kurallarına uygun kullanmasını emreder ve kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümleriyle mobbing davalarına doğrudan dayanak oluşturur. Borçlar Kanunu kapsamında da işçinin kişiliğinin korunması ilkesi çerçevesinde, işverenin psikolojik ve cinsel tacize karşı koruma yükümlülüğü açıkça belirtilmiş, bu hüküm sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat taleplerinin önünü açmıştır.

Mobbing Kapsamında İlgili Kanunlar ve Yargısal İçtihatlar

Çalışma yaşamındaki temel hakları düzenleyen yasalara ek olarak, mobbing eylemleri ceza hukuku bağlamında da değerlendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu kapsamında; eziyet, tehdit, hakaret, haberleşmenin engellenmesi, ayrımcılık ve iş hürriyetinin ihlali gibi suçlar mobbing sürecinde sıklıkla karşılaşılan ve hapis cezası öngörülen ihlallerdir. Kamu sektöründe ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, amirlerin memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranmasını şart koşmakta; mağdurlara haksız eylemler karşısında şikâyet ve dava açma hakkı tanımaktadır. Hukuki süreçlerin en önemli kilometre taşı ise Ankara 8. İş Mahkemesi tarafından 2006 yılında verilen ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2008 yılında onanan karardır. Bu emsal kararla birlikte mobbing kavramı Türk yargı sistemine resmen girmiş, maruz kalınan haksız davranışlar karşısında manevi tazminat talep etme hakkı kesin olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, çalışma mevzuatımızdaki 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere bu konuda net idari sorumluluklar yüklemektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: