Makale
TCK md. 245/A: Yasak Cihaz veya Programlar Suçu
Bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, ceza hukuku alanında yeni hukuki tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile eklenen TCK md. 245/A yasak cihaz veya programlar suçu, hukuk sistemimizde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyi ihdas etmesindeki temel amaç, bilişim suçları ile daha en başında, suçun hazırlık aşamasında etkin ve caydırıcı bir şekilde mücadele etmektir. Ayrıca bu madde, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmek maksadıyla iç hukukumuza entegre edilmiştir. Zararlı yazılımların ve suç işlemeye yarayan araçların piyasada kontrolsüzce dolaşımını engellemek, bilişim suçlarının hazırlık hareketlerini bağımsız bir suç tipi olarak cezalandırmak çağdaş ceza hukukunun bir gereğidir. Bu bağlamda, suçun temel özelliklerinin ve hukuki unsurlarının doğru kavranması, bilişim hukuku uygulamaları açısından kritik bir öneme sahiptir.
Yasak Cihaz veya Programlar Suçunun Maddi Konusu
Yasak cihaz veya programlar suçunun maddi konusu, kanun metninde açıkça sayıldığı üzere bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen suçların icrası için üretilmiş cihaz, bilgisayar programı, şifre ve sair güvenlik kodlarıdır. Suça konu olan cihazın, bilişim suçlarının işlenmesine elverişli, fiziki bir donanım parçası olması gerekir. Bilgisayar programları ise, bilgisayarın bilgi işlemesini veya belirli bir komutu gerçekleştirmesini sağlayan ve suç kastıyla tasarlanmış soyut yazılım kodlarını ifade eder. Bilişim sistemlerine erişim güvenliğini sağlayan dijital kilitler mahiyetindeki şifreler ve parmak izi, retina taraması ya da kredi kartlarının arkasında yer alan veri niteliğindeki sair güvenlik kodları da suçun maddi konusunu oluşturur. Kanun koyucu, bu araçların doğrudan doğruya veya münhasıran bilişim suçlarını işlemek amacıyla oluşturulmasını şart koşmuştur.
Suçla Korunan Hukuki Değer ve Taraflar
Her ceza normu belirli bir hukuki değeri korumayı hedefler. TCK 245/A maddesi ile korunan hukuki değer karma nitelik arz etmektedir. Düzenleme ile bir yandan bilişim sistemlerinin güvenliği ve güvenilirliği teminat altına alınırken, diğer yandan toplumun bu sistemlerin doğru ve sorunsuz işleyeceğine dair duyduğu güven duygusu korunmaktadır. Suçun faili herkes olabilir, zira kanunda fail için herhangi bir özel vasıf veya mesleki uzmanlık şartı aranmamıştır. Suçun mağduru ise belirli bir kişi veya zümre değildir. Bu suç, bilişim suçlarına yönelik genel bir hazırlık hareketini cezalandırdığından, toplumu oluşturan herkes bu suçun mağduru konumundadır. Tüzel kişiler ise suçun faili veya mağduru olamazlar, ancak şartları oluştuğunda tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi her zaman mümkündür.
Suçun Maddi Unsurları ve Seçimlik Hareketler
TCK 245/A maddesi, seçimlik hareketli bir suç tipidir ve kanunda belirtilen fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanmış olur. İlgili normda yer alan seçimlik hareketler, bilişim suçlarında kullanılan araçların üretiminden son kullanıcıya ulaşmasına kadar geçen tüm evreleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir:
- İmal veya İthal Etme: Suça konu araçların üretilmesi veya yurt dışından Türkiye'ye sokulmasıdır.
- Sevk veya Nakletme: Araçların fail tarafından bizzat veya üçüncü kişiler aracılığıyla alıcıya yönlendirilmesidir.
- Depolama veya Bulundurma: Suç konularının istenildiğinde ulaşılabilecek şekilde fiziki veya dijital ortamda saklanması ve failin fiili hakimiyetinde tutulmasıdır.
- Satma, Satın Alma veya Satışa Arz Etme: Bir bedel karşılığında araçların el değiştirmesi veya piyasaya sunulmasıdır.
- Kabul Etme veya Başkalarına Verme: Ticari bir ilişki olmaksızın araçların temin edilmesi veya bir başkasına teslimidir.
Bu hareketlerden birden fazlası aynı anda işlense bile, tek bir suçun oluştuğu kabul edilir.
Suçun Manevi Unsuru ve Özel Kast
Yasak cihaz veya programlar suçu, niteliği gereği ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işlenmesi kanunen mümkün değildir. Failin, kanun metninde sayılan fiilleri gerçekleştirirken eyleminin konusunu oluşturan şeyin suç işlemeye elverişli bir cihaz, program, şifre veya güvenlik kodu olduğunu bilmesi zorunludur. Dahası, kanun koyucu "münhasıran bilişim alanında yer alan suçların işlenmesi için" ibaresini kullanarak bu suçta özel bir saikin (amaca yönelik kastın) varlığını aramıştır. Yani failin, bu araçları bizzat bilişim sistemlerine yönelik suçlarda kullanmak veya kullandırtmak amacıyla hareket etmesi şarttır. Kanun metninden açıkça anlaşıldığı üzere, cihaz veya yazılımlar genel kullanıma yönelik üretilmiş ve suç işleme gayesi taşımıyorsa, suçun manevi unsuru oluşmayacağından kişilerin ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Özel kastın varlığının tespiti, suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde birincil ölçüttür.