Makale
Bilişim sistemleri ve iletişim araçları kullanılarak işlenen ısrarlı takip suçu, mağdurun huzurunu ve güvenliğini ihlal eden eylemleri kapsar. Uzman bilişim hukuku perspektifiyle hazırladığımız bu makalede, siber ısrarlı takip suçunun maddi, manevi ve hukuka aykırılık unsurlarını detaylı bir biçimde inceliyoruz.
TCK Madde 123/A Siber Israrlı Takip Suçunun Unsurları
Gelişen teknolojinin günlük yaşamımıza entegre olmasıyla birlikte, geleneksel suç tipleri şekil değiştirmiş ve dijital platformlara taşınmıştır. Türk Ceza Kanunu madde 123/A kapsamında düzenlenen ısrarlı takip suçu, sadece fiziki alanlarda değil, bilişim sistemleri ve iletişim araçları kullanılarak siber ortamda da işlenebilmektedir. Kanun koyucu, bu düzenleme ile bireylerin güven içinde yaşama hakkı ile huzur ve sükûnunu korumayı amaçlamıştır. Bir eylemin siber ısrarlı takip olarak nitelendirilebilmesi için kanunda öngörülen maddi ve manevi unsurların eksiksiz bir şekilde bir arada bulunması şarttır. Sıklıkla sosyal ağlar, e-posta servisleri ve anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu suçun unsurlarının doğru tespit edilmesi, hukuki niteleme açısından büyük bir önem taşımaktadır. Suçun yasal tanımında yer alan hareket, netice, fail, mağdur ve kast gibi yapıtaşları, eylemin cezalandırılabilirliğini belirleyen temel ölçütlerdir.
Siber Israrlı Takip Suçunun Maddi Unsurları
Eylem: Bilişim Sistemleri Üzerinden Israrla Temas Kurmak
Kanun metnine göre suçun oluşabilmesi için failin, haberleşme ve iletişim araçlarını veya bilişim sistemlerini kullanarak mağdurla ısrarlı bir şekilde temas kurmaya çalışması gerekmektedir. Failin, mağdurun rızası hilafına sosyal medya hesapları üzerinden mesaj göndermesi, e-posta yoluyla ulaşmaya çalışması veya sahte profiller yani anonim hesaplar açarak onu dijital yollarla gözetlemesi suçun icrai hareketlerini oluşturur. Burada en belirleyici ölçüt ısrar unsurudur. Failin tek seferlik bir mesaj atması suçun oluşumu için yeterli kabul edilmez; eylemlerin bir süreklilik arz etmesi, tekrarlanması ve failin mağdura musallat olması aranır. Siber alanın sağladığı anonimlik zırhının arkasına saklanan fail, SMS, WhatsApp, Instagram veya X gibi platformlar aracılığıyla mağdura ulaşarak dijital bir psikolojik şiddet sarmalı yaratmaktadır.
Netice: Ciddi Huzursuzluk ve Güvenlik Endişesi
Siber ısrarlı takip, yapısal olarak bir zarar suçudur ve tamamlanabilmesi için kanunda belirtilen neticenin mutlaka gerçekleşmesi zorunludur. Failin dijital ortamdaki ısrarlı eylemleri sonucunda mağdurun üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşması veya mağdurun kendisinin ya da yakınlarının güvenliğinden endişe duyması gerekmektedir. Şayet failin gönderdiği dijital mesajlar veya siber iletişim kurma çabaları mağdurda herhangi bir korku, kaygı veya yaşam rutinini değiştirecek düzeyde bir etki yaratmamışsa suçun tamamlandığından söz edilemez. Örneğin, siber takip mağdurunun dijital eylemler karşısında sosyal medya hesaplarını kapatmak zorunda kalması, iletişim numarasını değiştirmesi veya güvenliğinden şüphe etmesi, suçun neticesinin somutlaştığını gösteren önemli hukuki emarelerdir.
Fail ve Mağdur Kavramları
Türk Ceza Kanunu uyarınca siber ısrarlı takip suçunun faili ve mağduru herkes olabilir, yani suçun temel hali özgü suç niteliği taşımaz. Failin herhangi bir yaş, cinsiyet veya meslek grubundan olması suçun oluşumu açısından fark etmez. Ancak kanun koyucu, suçun belli kişilere karşı veya belli şartlar altında işlenmesini daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller olarak belirlemiştir. Bu kapsamda aşağıdaki durumlar suçun fail ve mağdur profilini daraltan nitelikli halleri oluşturur:
- Suçun çocuğa karşı işlenmesi,
- Suçun, ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
- Hakkında uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbiri kararı verilen fail tarafından işlenmesi.
Suçun Manevi ve Hukuka Aykırılık Unsuru
Bilişim sistemleri suretiyle işlenen ısrarlı takip suçunun manevi unsuru genel kasttır. Failin, eylemlerinin mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk yaratacağını ve güvenlik endişesi doğuracağını bilerek ve isteyerek hareket etmesi yeterlidir. Kanun, failin hareketlerinde hususi bir amacın, örneğin cinsel tatmin veya maddi çıkar sağlama gibi bir özel saikin varlığını aramaz. Bu durum, suçun uygulama alanını genişleterek mağdurların hukuki menfaatlerini güçlendirmektedir. Ayrıca bu suç tipi, niteliği gereği taksirle işlenemez. Hukuka aykırılık unsuru bakımından ise, eylemin mağdurun rızası dışında gerçekleşmesi şarttır. Mağdurun açık veya zımni rızasının bulunduğu durumlarda hukuka aykırılık unsuru ortadan kalkar ve bu sebeple eylem suç teşkil etmez. Kamu görevinin ifası gibi hukuka uygunluk nedenleri nadir görülmekle birlikte, suçun tesisi için eylemlerin mağdurun rızası hilafına icra edilmesi kilit noktadır.