Makale
Türk Ceza Kanunu m.244/1'de düzenlenen bilişim sisteminin işleyişini engelleme ve bozma suçu, bilgi toplumunda sistemlerin kesintisiz çalışmasını korur. Bu makalede suçun maddi ve manevi unsurları, hukuki niteliği ile yargılama usulü, güncel ceza hukuku doktrini ışığında bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir.
TCK m.244 Bağlamında Sistemi Engelleme ve Bozma Suçu
Bilgi teknolojilerinin ve internetin insan hayatının her alanına nüfuz etmesi, ekonomik, sosyal ve kamusal faaliyetlerin bilişim sistemleri üzerinden yürütülmesini zorunlu kılmıştır. Nitekim e-Devlet, UYAP ve TAKBİS gibi projeler sayesinde tüm veriler sistemlerde tutulmakta ve bu sistemlerin kesintisiz işlemesi hayati önem taşımaktadır. Bilişim sistemlerinin bu denli merkezde olması, söz konusu sistemlerin işleyişine yönelik kötü niyetli müdahaleleri de beraberinde getirmiştir. Bu tür saldırılara karşı hukuki koruma sağlamak amacıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinin 1. fıkrasında bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma suçu ihdas edilmiştir. Bu düzenleme, tarafı olduğumuz Avrupa Konseyi Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi içerisinde yer alan sisteme müdahale eylemlerinin cezalandırılması yükümlülüğü ile de tam bir paralellik göstermektedir. İlgili suç tipi ile sistemlerin ve içerdiği verilerin güvenliği, bütünlüğü ve sistem sahiplerinin bu sistemleri uygun biçimde işletme hakları güvence altına alınmaktadır.
Suçla Korunan Hukuki Değer ve Tipikliğin Maddi Unsurları
TCK m.244/1'de tanımlanan suçla korunan hukuki değer, doktrindeki ağırlıklı görüşlere göre karma bir nitelik taşımaktadır. Suç, topluma karşı suçlar bölümünde yer aldığından, ilk olarak toplumun menfaatleri ve kamu düzeni korunmaktadır. Ayrıca bilişim sistemi sahiplerinin, işletmecilerinin ve kullanıcılarının sistemin işleyişini arızasız olarak sürdürmelerindeki hukuki yararları da bu suç ile güvence altına alınmıştır. Suçun maddi unsurunu oluşturan fiil, bilişim sisteminin işleyişini engellemek veya bozmak şeklinde icrai bir hareketle işlenmektedir. Kanunda eylemin nasıl gerçekleştirileceği sayılmadığı için bu suç, serbest hareketli suç niteliğindedir. Engelleme, sistemin olağan fonksiyonlarını yerine getirmesinin kısmen veya tamamen önlenmesini; bozma ise sistemin donanım veya yazılımına zarar verilerek beklenen işi yapamayacak hale getirilmesini ifade eder. Bu eylemler sonucunda sistemin işleyişi kesintiye uğradığında suç tamamlanır, ancak temadi özelliği taşıdığından, hukuka aykırı durum sona erene kadar suçun işlenmesi devam eder.
Suçun Konusu, Faili ve Mağduru
Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma suçunun faili bakımından kanunda herhangi bir özellik veya sınırlama öngörülmemiştir; dolayısıyla bu suç herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Eskiden yüksek teknik bilgi gerektiren bu eylemler, günümüzde hazır zararlı yazılımların yaygınlaşması sebebiyle temel bilgisayar bilgisine sahip kişilerce bile işlenebilmektedir. Tüzel kişiler bu suçun faili olamazlar, haklarında ancak belirli şartlar altında güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Suçun mağduru ise, suç konusu fiil nedeniyle hakkı veya menfaati ihlal edilen gerçek kişilerdir. Sistemin mülkiyetine veya kullanım hakkına sahip olan herkes suçun mağduru sıfatını taşıyabilir. Suçun konusunu ise bilişim sisteminin işleyişini sağlayan, fiziksel donanım ve soyut yazılım unsurlarının tamamı oluşturur. Çalışabilir durumda olmayan veya atıl bir bilişim sistemi bu suçun konusunu oluşturmaz. Eylem neticesinde sistemde meydana gelen arıza sebebiyle suç, tipik bir zarar suçu ve aynı zamanda neticeli suç özelliği gösterir.
Nitelikli Haller ve Suçun Manevi Unsuru
Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma suçu, ceza hukuku dogmatiği gereği yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur. Kanunda failin belirli bir saikle hareket etmesi aranmadığından, fiilin genel kastla işlenmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Ayrıca kanun koyucu, suçun taksirle işlenebilen halini öngörmediği için taksirli hareketlerle sistemin bozulması cezalandırılamaz. Suç doğrudan kastla işlenebileceği gibi olası kastla da işlenebilir. TCK m.244/3 uyarınca, bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi, suçun cezasını yarı oranında artıran nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Kamu kurumlarının ve bankaların geniş halk kitlelerine hizmet vermesi nedeniyle, sistemlerindeki bir engelleme veya bozulmanın yaratacağı zararın yoğunluğu gözetilerek bu özel artırım nedeni öngörülmüştür. Ayrıca, eylemin Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör amacıyla işlenmesi de ilgili kanun uyarınca ayrı bir ceza artırımı sebebidir.
Hukuka Aykırılık, İçtima ve Yargılama Usulü
Suçun hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran haller; kanun hükmünün yerine getirilmesi, meşru müdafaa ve ilgilinin rızasıdır. Örneğin, adli bilişim incelemeleri kapsamında Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yapılan işlemler kanun hükmünün icrası niteliğindedir. Suçların içtimaı yönünden ise, bir suç işleme kararı icrası kapsamında aynı kişiye ait bilişim sisteminin işleyişinin farklı zamanlarda birden fazla kez engellenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır. Eğer failin amacı, doğrudan donanıma zarar vererek sistemi bozmak ise, hem mala zarar verme hem de bilişim sistemini bozma suçu gerçekleşir ve fikri içtima kuralları gereği daha ağır cezayı öngören TCK m.244 uygulanır.
Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma suçuna ilişkin yargılama ve yaptırım süreci ile kanuni düzenlemeler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Soruşturma Usulü: Suç, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık makamı tarafından herhangi bir başvuru beklenmeksizin resen soruşturulur ve kovuşturulur.
- Görevli Mahkeme: Kanunda öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında, bu suç tipinde yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemelerine aittir.
- Yaptırım: Suçun temel şeklini ihlal eden fail için kanunda bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun işleniş biçimine göre ceza bireyselleştirilir.
- Zamanaşımı: Üst sınırı beş yıl hapis olan bu suç için belirlenen olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Nitelikli halin uygulandığı ihtimallerde ise zamanaşımı süresi on beş yıla çıkmaktadır.