Makale
Siber suçların sınır aşan doğası, ulusal yetki alanlarını aşarak devletler arası hukuki yardımlaşmayı ve adli işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Bu makale, siber suçlarla mücadelede uluslararası istinabe süreçlerini, Budapeşte Sözleşmesi'nin getirdiği yükümlülükleri ve uygulamada karşılaşılan temel hukuki engelleri analiz etmektedir.
Siber Suçlarda Uluslararası İşbirliği ve İstinabe
Siber suçlar, internetin ve bilişim teknolojilerinin sınır tanımayan doğası gereği, geleneksel suçlardan farklı olarak küresel bir etki alanına sahiptir. Faillerin bir ülkede bulunurken hedef aldıkları bilişim sistemlerinin veya mağdurların bambaşka coğrafyalarda yer alması, siber suçlarla mücadeleyi tek bir devletin iç hukuk meselesi olmaktan çıkarmaktadır. Bu durum, suçun soruşturulması, elektronik delillerin toplanması ve suçluların iadesi aşamalarında uluslararası işbirliğini ve adli yardımlaşmayı ceza adalet sisteminin en kritik unsuru haline getirmektedir. Devletlerin kendi sınırları içindeki egemenlik hakları ile siber uzayın sınırsızlığı arasındaki çatışma, soruşturma makamlarını karmaşık hukuki prosedürlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Özellikle elektronik delillerin uçucu niteliği ve siber suçluların anonim kalma yetenekleri göz önüne alındığında, devletler düzeyinde hızlı bir koordinasyonun sağlanması yasal bir zorunluluktur.
Uluslararası Adli Yardımlaşma ve İstinabe Süreçleri
Ceza hukukunda mülkilik prensibi gereğince devletlerin yargı yetkisi kendi sınırlarıyla ölçülmektedir. Siber suçlarda ise fail ve mağdurun farklı ülkelerde bulunması zorunlu olarak adli istinabe süreçlerini doğurur. Uluslararası istinabe, bir devletin yetkili adli makamının, diğer bir devletin adli makamı adına yerine getirdiği işlemler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda ceza istinabelerinde uluslararası sözleşmelerden ve uygulamadan kaynaklanan birtakım temel prensipler bulunmaktadır:
- Taleplerde kural olarak, talep edilen ülkenin mevzuatının uygulanması.
- İşlemler için talep eden devletten genel olarak masraf alınmaması.
- Yazışmaların talep edilen devletin resmi diline tercüme edilerek yapılması.
Bu süreçlerin ağır işlemesi ve tercüme zorunlulukları soruşturma süreçlerinin uzamasına ve verilerin kaybolmasına neden olabilmektedir. Yabancı teknoloji şirketlerinden elektronik delil temin edilmesi istinabe usullerindeki bürokratik hantallık nedeniyle sekteye uğramaktadır.
Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi
Siber suçlarla mücadelede en önemli uluslararası belge olan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi, devletler arasında ortak bir ceza politikası geliştirmeyi hedefler. Sözleşme, taraf devletlere etkili bir uluslararası işbirliği rejimi kurma, maddi ceza hukukunu uyumlu hale getirme ve usul hukuku yetkileri sağlama yükümlülüğü getirmektedir. Sözleşmenin uluslararası işbirliği bölümü, suçluların iadesi ve karşılıklı adli yardım konularını kapsamlı bir şekilde düzenlemektedir. İade taleplerinin yerine getirilebilmesi için ilgili suçların her iki devletin yasalarında da belirli bir ceza alt sınırına sahip olması öngörülmüştür. Ayrıca, acil durumlarda delillerin hızlıca güvence altına alınması ve yardımlaşmanın kesintisiz sürdürülebilmesi adına taraf devletlerin yedi gün yirmi dört saat ulaşılabilir irtibat noktası kurması zorunlu tutulmuştur. Türkiye adına bu merkez Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet göstermektedir.
Uluslararası İşbirliğinde Karşılaşılan Temel Engeller
Uluslararası siber suç soruşturmalarında karşılaşılan en büyük hukuki engellerden biri çifte cezalandırılabilirlik koşulu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir devletten suçluların iadesi veya delil talep edilebilmesi için, eylemin her iki ülkenin hukuk sisteminde de suç olarak tanımlanması gerekmektedir. Örneğin, Türkiye'de suç teşkil eden bir hakaret eylemi, başka devletlerde suç olarak düzenlenmediğinden, bu yöndeki adli yardımlaşma talepleri reddedilmektedir. Yabancı sosyal ağ sağlayıcılarının, temsilcilik bulundursalar dahi sunucularının yurt dışında olması sebebiyle kullanıcı verilerini paylaşmaktan kaçınmaları uygulamadaki sorunları derinleştirmektedir. Buna ek olarak, siber suçlarla mücadele kapsamında uluslararası kuruluşların çeşitli inisiyatifleri bulunmasına rağmen; uluslararası sözleşmelerin yaptırım gücünün zayıf olması ve devletleri işbirliğine zorlayacak üst düzey bir yürütme mekanizmasının eksikliği, bazı ülkelerin siber suçlular için güvenli sığınak haline gelmesine yol açmaktadır.