Makale
KVKK kapsamında çocuğun kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, çocuğun ayırt etme gücüne ve rıza ehliyetine göre şekillenir. Sınırlı ehliyetsiz çocukların sağlık verileri üzerinde söz hakkı bulunurken, tam ehliyetsizlerde yasal temsilcinin rızası aranır. Bu süreçte çocuğun üstün yararı daima ön planda tutulmalıdır.
Sağlık Verisi İşlenmesinde Çocuğun Rızası ve Ehliyeti
Günümüzde dijitalleşmenin ve sağlık teknolojilerinin hızla gelişmesi, en savunmasız bireyler olan çocukların kişisel sağlık verilerinin korunması ihtiyacını her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Türk hukuk sisteminde, ilgili kanunlar kapsamında çocuklara özgü ayrı bir düzenleme bulunmamakla birlikte, özel nitelikli kişisel veri statüsünde olan sağlık verilerinin işlenmesi genel hükümler ve Medeni Kanun kuralları çerçevesinde yürütülmektedir. Bir çocuğun sağlık verisinin hukuka uygun olarak işlenebilmesi için temelde aranan en önemli unsur, geçerli bir açık rıza beyanıdır. Ancak çocukların, verilerinin işlenmesinden doğabilecek riskleri ve uzun vadeli sonuçları yetişkinler kadar öngörebilmeleri beklenemez. Bu nedenle, veri koruma uygulamaları bağlamında çocuğun veri işleme faaliyetlerine göstereceği rızanın geçerliliği, doğrudan doğruya ayırt etme gücüne ve dolayısıyla hukuki ehliyetine bağlıdır. Hukuk büromuzun uzmanlık alanlarından biri olan veri koruma hukuku perspektifiyle değerlendirildiğinde, çocuğun kendi verisi üzerindeki tasarruf yetkisi, yaşından ziyade olgunluğuna ve işlemi kavrama kapasitesine göre tayin edilmektedir.
Çocuğun Rıza Ehliyeti ve Ayırt Etme Gücü
Kişisel verilerin işlenmesi hususunda geçerli bir irade beyanından söz edilebilmesi için kişinin rıza ehliyetine sahip olması şarttır. Rıza ehliyeti, veri işleme faaliyetinin amacını, niteliğini ve muhtemel risklerini kavrayarak mantıklı bir karar verebilme yeteneğini ifade eder. Hukukumuzda çocuklar fiil ehliyetleri bakımından tam ehliyetsiz ve sınırlı ehliyetsiz olarak iki temel kategoriye ayrılır. Ayırt etme gücünden yoksun olan tam ehliyetsiz çocukların, sağlık verilerinin işlenmesinin hukuki sonuçlarını idrak etmeleri mümkün olmadığından, bizzat rıza göstermeleri de hukuken geçersizdir. Buna karşılık, olayların sebep ve sonuçlarını mantık çerçevesinde değerlendirebilen ayırt etme gücüne sahip çocuklar, sınırlı ehliyetsiz kabul edilir. Sınırlı ehliyetsiz çocukların, özellikle kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kapsamında yer alan sağlık verileri üzerinde söz sahibi olması anayasal ve yasal bir gerekliliktir. Veri sorumlularının, rıza almadan önce çocuğun işlem hakkında yeterli olgunluğa sahip olup olmadığını somut olayın özelliklerine göre dikkatle değerlendirmesi hukuki bir yükümlülüktür.
Yasal Temsilcinin Rızası ve Çocuğun Üstün Yararı
Ayırt etme gücü bulunmayan veya yeterli olgunluğa erişmemiş tam ehliyetsiz çocuklar söz konusu olduğunda, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine rıza gösterme yetkisi bütünüyle yasal temsilcilere, yani genellikle anne ve babaya aittir. Kişisel verilerin korunması nispi manada kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan sayıldığı için, bu hakkın kullanımı velayet kuralları çerçevesinde veliler tarafından gerçekleştirilebilir. Ancak yasal temsilcinin bu yetkisi sınırsız değildir; veliler her türlü kararda mutlaka çocuğun üstün yararını gözetmek mecburiyetindedir. Çocuğun maddi ve manevi gelişimine hizmet etmeyen, onun geleceğini tehlikeye atabilecek nitelikteki veri işleme faaliyetleri için verilen rıza, hukuka uygun kabul edilemez. Üstelik yasal temsilci ile çocuğun menfaatlerinin çatıştığı durumlarda, çocuğun üstün yararı daima önceliklidir. Bu bağlamda, veri sorumlusu sıfatını taşıyan sağlık kuruluşlarının veya hekimlerin, rızanın gerçekten çocuğu temsile yetkili kişi tarafından ve çocuğun yüksek menfaatlerine uygun olarak verilip verilmediğini kontrol etme noktasında yüksek bir özen yükümlülüğü bulunmaktadır.
Sınırlı Ehliyetsiz Çocukların Aydınlatılması ve Katılımı
Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi sürecinde, ayırt etme gücüne sahip çocukların bizzat aydınlatılması ve rıza süreçlerine dahil edilmesi büyük bir hassasiyet gerektirir. Veri sorumlusunun yerine getirmekle mükellef olduğu aydınlatma yükümlülüğü, çocuğun anlayabileceği kadar yalın, şeffaf ve anlaşılır bir dille gerçekleştirilmelidir. Çocuğun kapasitesini aşan, karmaşık hukuki terimlerle dolu bir metin üzerinden alınan onay, özgür irade ve bilinçli rıza unsurunu sakatlayacaktır. Hukuk uygulamalarında, ayırt etme gücüne sahip çocuğun kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin rızası, velisinin rızasıyla birlikte alınabileceği gibi, belirli durumlarda çocuğun tek başına karar vermesi dahi mümkündür. Zira kişiliğin ve özel hayatın korunması doğrudan doğruya şahıs varlığına ilişkin bir haktır. Veri işleme faaliyetinin amaçları çocuğa açıkça anlatılmalı, olası riskler hakkında bilgi verilmeli ve çocuğun sürece katılımı sağlanmalıdır. İleride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda veri sorumlularının ispat yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için bu katmanlı ve şeffaf onam sürecini kayıt altına almaları tavsiye edilmektedir.
Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesinde Geçerli Rızanın Unsurları:
- Özgür İrade: Çocuğun veya yasal temsilcinin hiçbir baskı, tehdit veya yanıltma altında kalmadan, tamamen kendi hür iradeleriyle onay vermesidir.
- Bilgilendirmeye Dayanma: İşleme faaliyetinin amacının, yönteminin ve sonuçlarının, çocuğun yaşına ve idrak kapasitesine uygun, sade bir dille açıklanmasıdır.
- Açıklanma Şekli: Rızanın aktif ve olumlu bir hareketle şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte beyan edilmesidir. Sessiz kalmak veya eylemsizlik rıza sayılmaz.
- Rıza Ehliyeti: Rıza verecek kişinin, işlenen sağlık verisinin gelecekteki olası etkilerini muhakeme edebilecek zihinsel yetkinliğe ve kapasiteye sahip olmasıdır.