Anasayfa Makale Sağlık Verilerinin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Makale

Sağlık verileri, bireylerin fiziksel ve ruhsal durumlarını yansıtan, hukuken "özel nitelikli kişisel veri" statüsünde kabul edilen son derece hassas bilgilerdir. Bu makalede, sağlık verilerinin ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesindeki hukuki tanımı, kapsamı ve kişilik hakları bağlamındaki temel niteliği detaylıca incelenmektedir.

Sağlık Verilerinin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Dijitalleşen dünyada bireylerin mahremiyet alanının korunması ihtiyacı, hukuki anlamda yeni kavramların doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu kavramların en önemlilerinden biri olan kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade ederken; bunun daha spesifik ve hassas bir alt dalını oluşturan sağlık verileri, hukuki korumanın merkezinde yer almaktadır. Hukuk sistemimizde kişinin bedensel, zihinsel ve ruhsal durumuna ilişkin her türlü bilgi özel nitelikli kişisel veri veya doktrindeki adlandırmasıyla hassas nitelikli kişisel veri kategorisinde değerlendirilmektedir. Kanun koyucu, bu verilerin doğası gereği üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde bireyin toplumdan dışlanma, ayrımcılığa uğrama veya çeşitli mağduriyetler yaşama riskini öngörmüş ve bu nedenle sağlık verilerini sıradan kişisel verilere kıyasla çok daha sıkı bir hukuki rejime tabi tutmuştur. Bu bağlamda, sağlık verilerinin hukuki niteliği, doğrudan anayasal güvence altındaki özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları ile sıkı sıkıya bağlantılıdır.

Mevzuat Işığında Sağlık Verisi Kavramı

Türk hukukunda sağlık verisinin hukuki sınırları, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik kapsamında net bir biçimde çizilmiştir. İlgili düzenlemeye göre kişisel sağlık verisi; kimliği belirli ya da belirlenebilir gerçek kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığına ilişkin her türlü bilgi ile bu kişiye sunulan sağlık hizmetiyle ilgili detayları kapsamaktadır. Uluslararası arenada ise Genel Veri Koruma Tüzüğü, sağlık verisini; bir gerçek kişinin sağlık hizmetlerinin sağlanması da dahil olmak üzere, fiziksel veya ruhsal sağlığına ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla, bir verinin hukuken sağlık verisi vasfı taşıyabilmesi için, kişinin mevcut, geçmiş veya gelecekteki sağlık durumu hakkında açık veya dolaylı bir bilgi sunması aranmaktadır. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın verdiği emsal kararlarda da görüleceği üzere, bir kişinin sadece ayağını incittiğinden veya tıbbi bir sebeple yarı zamanlı çalıştığından bahsedilmesi dahi sağlıkla ilgili kişisel veri olarak nitelendirilerek hukuken oldukça geniş bir yorum benimsenmektedir.

Biyometrik ve Genetik Verilerin Hukuki Statüsü

Sağlık verilerinin hukuki niteliği tartışılırken, teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkan biyometrik veriler ve genetik veriler hususuna da değinmek gerekmektedir. Hem ulusal kanunumuz olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hem de uluslararası bağlayıcılığı olan tüzükler, bu verileri de özel nitelikli kişisel veri sınıfında sayarak ayrıcalıklı bir koruma altına almıştır. Ancak bu verilerin her durumda doğrudan sağlık verisi sayılıp sayılmayacağı doktrinde önemli bir tartışma konusudur. Hukuki uygulamada benimsenen temel görüş, her somut olayın kendi şartları içerisinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Örneğin, hastanede tutulan sıradan bir yemek kaydı veya kişiye ait bir biyometrik ölçüm, eğer o kişinin sağlık durumuna ilişkin belirleyici veya belirlenebilir bir nitelik taşıyorsa, sıradan bir kişisel veri olmaktan çıkarak hukuken sağlık verisi niteliğini kazanır. Bu sebeple, hassas veri sınırları içerisindeki genetik veriler, kişinin fizyolojisiyle bağlantılı oldukları ölçüde sağlık verisi rejimi altında değerlendirilmektedir.

Kişilik Hakları Bağlamında Sağlık Verilerinin Yeri

Hukuki perspektiften bakıldığında, sağlık verilerinin korunmasının temelinde yatan en önemli değer kişilik hakları ve bu hakların ayrılmaz bir parçası olan mahremiyet olgusudur. Bir gerçek kişinin sadece bedensel rahatsızlıkları değil, psikolojik durumu, cinsel yaşantısı veya genetik yatkınlıkları da onun en mahrem gizli alan sınırları içerisinde yer alır. Türk Medeni Kanunu uyarınca, kişilik hakkı zedelenen kimse, hukuka aykırı saldırılara karşı mahkemelerden çok yönlü bir koruma talep edebilmektedir. Sağlık verilerinin hukuki niteliği, bireyin yalnızca hukuki bir veri objesi olmasından ziyade, doğrudan insan onurunun korunmasını temsil etmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da özellikle vurgulandığı üzere, tıbbi verilerin korunması, bireyin özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkını özgürce kullanabilmesi için hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlamda sağlık verisi, üzerinde kolayca mülkiyet iddia edilebilen sıradan bir meta değil, bireyin maddi ve manevi varlığının yansıması olan sıkı sıkıya bağlı bir kişilik hakkı unsurudur.

Sağlık Verisinin Hukuki Unsurları

Hukuk disiplininde bir bilginin korunmaya değer bir sağlık verisi niteliği kazanabilmesi ve bu kapsamda üst düzey koruma zırhından faydalanabilmesi için belirli hukuki unsurları bünyesinde barındırması şarttır. Bir uzman avukat gözüyle sağlık verilerinin hukuki niteliğini oluşturan temel unsurları şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Bilginin Varlığı: Herhangi bir fiziksel, zihinsel veya ruhsal duruma işaret eden somut veya soyut bir bilginin, tıbbi kaydın veya bulgunun bulunması.
  • İlişkilendirilebilirlik: Söz konusu bilginin doğrudan doğruya bir insanla bağlantılı olması ve verinin sahibinin tespit edilebilir durumda bulunması.
  • Hassasiyet Kriteri: Bilginin yetkisiz kişilere açığa çıkması halinde kişinin maddi veya manevi dünyasında, sosyal statüsünde ayrımcılığa veya zarara yol açma potansiyeline sahip olması.
  • Tıbbi Karakter: Bilginin salt bir tanımlayıcı olmaktan öte, kişinin doğrudan hastalık geçmişini yansıtması.

Bu unsurları barındıran tüm veriler, hukuken sıkı koruma rejimine tabi tutulan hassas nitelikli kişisel sağlık verisi statüsüne girerek, kişilik haklarının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: