Makale
Sağlık sektöründe çalışanların maruz kaldığı psikolojik taciz (mobbing), hiyerarşik yapıdan kaynaklanan dikey ve meslektaşlar arası yatay boyutlarıyla çalışma barışını zedelemektedir. Bu makale, sağlıkta mobbingin dinamiklerini hukuki bir perspektifle ele alarak, mağdurların karşılaştığı zorlukları incelemektedir.
Sağlık Sektöründe Yatay ve Dikey Psikolojik Taciz
Sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve yoğun doğası, çalışanlar üzerinde ciddi bir stres yaratırken, bu durum zaman zaman iş yerinde psikolojik taciz veya bilinen adıyla mobbing vakalarının yaşanmasına zemin hazırlamaktadır. Bir mobbing hukuku uzmanı olarak incelediğimizde, sağlık kurumlarındaki hiyerarşik yapı ve mesleki rekabetin, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit eden sistematik baskılara dönüştüğünü görmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle de kesişen bu durum, sağlık personelinin çalışma koşullarını ağırlaştırmakta ve kariyer gelişimlerini engellemektedir. Özellikle hastane ortamındaki düşmanca çevre, bireylerin sadece iş performansını değil, fizyolojik ve psikolojik sağlıklarını da derinden sarsmaktadır. Bu bağlamda, sağlık sektöründe yaşanan psikolojik taciz eylemlerinin niteliğini, uygulayıcıların konumuna göre yatay mobbing ve dikey mobbing olarak iki temel eksende değerlendirmek, sorunun kaynağını ve çözüm yollarını tespit etmek adına büyük önem taşımaktadır.
Sağlık Kurumlarında Dikey Psikolojik Taciz
İş hukukunda dikey psikolojik taciz, hiyerarşik olarak üst konumda bulunan kişilerin astlarına veya nadiren de olsa astların üstlerine yönelik gerçekleştirdiği sistematik baskı eylemleridir. Sağlık sektörünün katı hiyerarşik yapısı, özellikle kıdemli çalışanlar ve yöneticiler tarafından uygulanan dikey mobbing vakalarının sıklıkla görülmesine neden olmaktadır. Asistanlık veya stajyerlik gibi mesleğe giriş aşamalarında, kıdemlilerin astları üzerinde kurduğu aşırı baskı, onlara asıl görevleri dışında işler yüklemesi veya mesleki gelişimlerini keyfi olarak engellemesi dikey mobbingin tipik örneklerindendir. Bununla birlikte, çalışma yaşamında görülen bir diğer yansıma da alt kademede çalışan personelin, yönetici pozisyonundaki kişilerin otoritesini tanımaması veya onlardan emir almaktan rahatsızlık duyarak kurumsal işleyişi sabote etmesidir; bu da asttan üste doğru gerçekleşen nadir fakat etkili bir dikey psikolojik taciz türüdür. Bu tür sistematik eylemler, mağdurun özgüvenini zedeleyerek işten ayrılmasına veya ağır psikolojik sorunlar yaşamasına yol açmaktadır.
Meslektaşlar Arasında Gerçekleşen Yatay Psikolojik Taciz
Yatay psikolojik taciz, aynı hiyerarşik seviyede, benzer statüde veya aynı birimde görev yapan meslektaşlar arasında gerçekleşen bezdirme eylemleridir. Sağlık sektöründe, ağır iş yükü ve yoğun nöbet sistemleri, çalışanlar arasında dayanışmayı artırması gerekirken zaman zaman haksız rekabete ve yatay mobbinge zemin hazırlayabilmektedir. Özellikle personellerin hamilelik, doğum veya süt izni gibi yasal haklarını kullanmaları durumunda, iş yükünün diğer çalışanlara kalacağı endişesiyle çalışma arkadaşları tarafından dışlanmaları, alaya alınmaları veya kendilerine caydırıcı ve incitici ifadeler kullanılması yatay mobbingin en belirgin görünümlerindendir. İş arkadaşları tarafından uygulanan bu tür duygusal zorbalık ve dışlama taktikleri, mağdurun iş yerindeki sosyal ağlardan kopmasına, kendini yalnız ve değersiz hissetmesine neden olmaktadır. Hukuki açıdan değerlendirildiğinde, işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü kapsamında, yatay hiyerarşide gerçekleşen bu tür bezdirici davranışları önlemesi ve çalışma barışını koruması zorunludur.
Psikolojik Tacizin Sağlık Çalışanları Üzerindeki Etkileri
Psikolojik tacize maruz kalan sağlık profesyonelleri, mesleki yaşamlarında ve kişisel sağlıklarında ciddi tahribatlar yaşamaktadır. İş yaşamında travmalar olarak adlandırılabilecek bu eylemler, bireyin çalışma motivasyonunu ve yaşam kalitesini doğrudan düşürmektedir. Bir mobbing hukuku avukatı olarak sıklıkla karşılaştığımız, psikolojik tacizin mağdurlar üzerinde yarattığı başlıca etkileri şu şekilde sıralayabiliriz:
- Fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması veya mevcut hastalıkların hızla tetiklenmesi,
- Çalışanın iş yerindeki diğer bireylerden uzaklaşarak kendini sosyal anlamda izole etmesi,
- Taciz olayını inkar etme, unutmaya çalışma ve bu konuda kendini suçlayarak duruma pasif bir tolerans geliştirme eğilimi,
- Mesleki özgüvenin zedelenmesi, tükenmişlik sendromunun başlaması ve sonuç olarak işten ayrılma noktasına gelinmesi.
Sağlık sisteminin temel taşı olan personelin bu tür duygusal zorbalıklara maruz bırakılması, sadece bireyin değil, genel hizmet kalitesinin de düşmesine yol açan yıkıcı bir zincirleme reaksiyon yaratmaktadır.