Anasayfa/ Makale/ Sağlık Sektöründe Mobbing ve İşverenin Hukuki Sorumluluğu

Sağlık Sektöründe Mobbing ve İşverenin Hukuki Sorumluluğu

Sağlık sektöründe sıklıkla karşılaşılan mobbing vakalarında işverenlerin, çalışanlarını psikolojik tacizden koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Mevzuatımız kapsamında işverenler, mobbingi önlemek ve mağduriyeti gidermek için gerekli tüm idari ve hukuki tedbirleri almakla yükümlüdür. İşverenin bu sorumluluğunu ihlali, hukuki yaptırımları doğurur.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Sağlık sektörü, çalışma koşullarının zorluğu, yoğun hasta yükü ve uzun nöbet süreleri gibi etkenler sebebiyle psikolojik şiddet (mobbing) vakalarının en yoğun yaşandığı iş kollarından biridir. Bir hukukçu perspektifiyle değerlendirildiğinde, iş yerinde meydana gelen her türlü şiddet ve yıldırma eyleminin önlenmesi, temel bir yasal zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu, çalışma ortamında huzurun ve barışın sağlanması görevini öncelikli olarak kurumlara ve yöneticilere yüklemiştir. Özellikle sağlık kurumları yönetimlerinin, sistemli bir şekilde devam eden ve çalışanların ruhsal, fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bu saldırgan tutumlara karşı kayıtsız kalması hukuken kabul edilemez. Bir çalışanın mobbinge maruz kalması durumunda, işverenin koruma yükümlülüğü devreye girer. Yönetimin bu eylemlere göz yumması, gerekli tedbirleri almaması veya bizzat taraf olması, yaşanan psikolojik tacizin bir kurum politikası haline dönüştüğü şeklinde yorumlanabilmektedir.

İş Kanunu ve Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin Yükümlülükleri

Türk hukuk sisteminde mobbing, işçinin kişiliğinin korunması ilkesi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Özellikle 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, işverenlerin işçilerini psikolojik ve cinsel tacize karşı koruma zorunluluğu açıkça düzenlenmiştir. Yasal mevzuatımız, işverenin özellikle işçilerin psikolojik tacize uğramamaları ve bu nevi tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu yönünde kesin bir kural getirmektedir. Sağlık kuruluşlarında yönetici veya başhekim konumunda olanların, çalışanlar arasında meydana gelen kasıtlı ve sistematik bezdiri hareketlerini kısa süreli iş sürtüşmeleri olarak değerlendirip geçiştirmesi, hukuki sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Aksine, işverenin gözetim borcu kapsamında, ortamdaki hiyerarşik veya yatay güç dengesizliklerini tespit etmesi ve psikolojik terörü durduracak idari mekanizmaları derhal işletmesi gerekmektedir.

2011 Tarihli Başbakanlık Genelgesi Işığında İdari Sorumluluk

İşverenlerin hukuki sorumluluğunu somutlaştıran en önemli düzenlemelerden biri de iki bin on bir yılında yürürlüğe giren İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi konulu Başbakanlık Genelgesi'dir. Bu genelge, kamu kurumları ve özel sektör işyerlerinde psikolojik taciz ile mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğunu kesin bir dille hüküm altına almıştır. Sağlık sektörü özelinde düşünüldüğünde, hastane yönetimlerinin, çalışanların itibarını ve onurunu zedeleyen, verimliliğini düşüren dışlama ve küçümseme gibi eylemleri proaktif olarak durdurması elzemdir. İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma barışını tesis etmek adına, toplu iş sözleşmelerine önleyici hükümler koymakla ve farkındalık yaratıcı eğitimler düzenlemekle yükümlü kılınmıştır. Kurum içi disiplin süreçlerinin hızlı ve tarafsız şekilde işletilmemesi, işverenin psikolojik tacizi önleme borcuna aykırı davranması anlamına gelecek ve idarenin ağır hukuki yaptırımlarla karşılaşmasına zemin hazırlayacaktır.

Sağlık Kurumlarında Alınması Gereken Önleyici Tedbirler

Sağlık işletmelerinde yöneticilerin hukuki sorumluluktan kurtulabilmeleri ve sağlıklı bir çalışma ortamı yaratabilmeleri için idari stratejiler geliştirmeleri zorunludur. İşletme yönetimi tarafında psikolojik şiddet uygulamaları görmezden gelindiği takdirde olayların hukuki boyutunun ve kurumsal zararların çok daha ağır sonuçlar doğuracağı açıktır. Bir mobbing vakasının oluşmasını engellemek veya var olan tacize anında müdahale edebilmek, kurumun ahlak standartları çerçevesinde kurumsal hedefler belirlemesi ile mümkündür. Yöneticiler, hukuken kendilerinden beklenen özen yükümlülüğünü ancak kurumsal riskleri analiz ederek yerine getirebilirler. Bu doğrultuda, sağlık idarecilerinin, çalışanların görev ve sorumluluklarını iş tanımlarında açık ve net sınırlarla çizmeleri, adil şikayet mekanizmaları ile şeffaf iletişim kanalları kurmaları gerekmektedir. Böylece olası hak ihlalleri engellenerek, işverenin koruma yükümlülüğünün ihlalinden doğacak mali ve idari davaların da önüne geçilmiş olacaktır.

İşverenlerin mobbing riskini azaltmak ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla alması gereken idari önlemler şunlardır:

  • İşletmelerin kuruluş amaçları ve ahlak standartları çerçevesinde davranış hedefleri belirlemesi
  • Tüm çalışanların görev ve sorumluluklarının iş tanımlarında açıkça belirtilmesi
  • Disiplin konularının ve süreçlerinin hızlı, tarafsız ve kalıcı şekilde yürütülmesi
  • Her seviyedeki sorunu çözebilecek etkili ve güvenilir bir kurumsal mekanizmanın varlığı
  • Kurum içi iletişimin şeffaf, dürüst ve zamanında gerçekleştirilmesi
Hastanede yöneticiler bana yapılan eziyete göz yumuyor, onları şikayet edebilir miyim? expand_more
İş hukukumuz kapsamında, işverenlerin ve kurum yönetimlerinin çalışanlarını psikolojik tacizden (mobbing) koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Hastane yönetiminin veya amirlerinizin size uygulanan sistemli saldırgan tutumlara kayıtsız kalması yahut bunlara göz yumması hukuken kesinlikle kabul edilemez. İşverenin bu duruma müdahale etmemesi, yaşanan psikolojik tacizin bir kurum politikası haline dönüştüğü şeklinde yorumlanabilmektedir. İşverenin koruma yükümlülüğünün bu şekilde ihlal edilmesi doğrudan hukuki yaptırımları doğuracağı için gerekli yasal şikayet yollarına ve dava süreçlerine başvurma hakkınız mevcuttur.
Çalışma arkadaşlarım beni sürekli dışlıyor, patronun buna müdahale etme zorunluluğu var mı? expand_more
Evet, 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca işverenlerin işçiyi psikolojik tacize karşı koruma ve gözetme borcu bulunmaktadır. İşveren, ortamdaki yatay güç dengesizliklerini, yani çalışma arkadaşlarınız arasındaki dışlama veya küçümseme eylemlerini proaktif olarak tespit edip durdurmak zorundadır. Kanun koyucu, işverenin tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemesi için gerekli tüm önlemleri almasını kesin bir kurala bağlamıştır. Şirket içi disiplin süreçlerinin hızlı ve tarafsız bir biçimde işletilmemesi, işverenin psikolojik tacizi önleme yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecektir.
Başhekim uğradığım baskıya "ufak tefek sürtüşme" deyip geçiyor, bu yasal olarak doğru mu? expand_more
Yöneticilerin veya başhekimlerin, çalışanlar arasında süregelen kasıtlı ve sistematik bezdiri hareketlerini sadece "kısa süreli iş sürtüşmesi" olarak nitelendirip geçiştirmesi hukuka aykırıdır ve onları sorumluluktan kurtarmaz. 2011 tarihli Başbakanlık Genelgesi açıkça ortaya koymaktadır ki, işyerlerinde psikolojik tacizle mücadele etmek öncelikle işverenin asli sorumluluğundadır. Şikayetlerinizin geçiştirilmesi ve disiplin soruşturmalarının tarafsızca yürütülmemesi, işverenin gözetim borcunu açıkça ihlal ettiği anlamına gelir. Bu idari zafiyet ve umursamazlık, ilerleyen süreçte hastane yönetiminin çok daha ağır mali ve idari davalarla karşılaşmasına zemin hazırlayacaktır.
Kurumun mobbingi engellemek için önceden alması gereken önlemler yok mu? expand_more
Yöneticilerin sağlıklı bir çalışma ortamı yaratabilmeleri ve hukuki sorumluluktan kurtulabilmeleri için bir mobbing vakası henüz oluşmadan önleyici idari stratejiler geliştirmeleri yasal bir zorunluluktur. İşletmeler, öncelikle kendi ahlak standartları çerçevesinde kurumsal hedefler belirlemeli ve tüm çalışanların görev sınırlarını iş tanımlarında net bir şekilde çizmelidir. Ayrıca her seviyedeki sorunu çözebilecek, şeffaf iletişim sağlayan adil ve güvenilir şikayet mekanizmaları kurulması elzemdir. Bu proaktif kurumsal risk analizlerinin ve tedbirlerin alınmaması, işverenin koruma yükümlülüğünü ihlali anlamına gelecek ve idareyi ağır hukuki yaptırımlarla baş başa bırakacaktır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir