Makale
İşyerinde psikolojik taciz olarak tanımlanan mobbing, çalışanların kişiliğini hedef alan sistematik bir şiddet türüdür. Bu makalede, mobbing kavramının sınırları, yasal mevzuattaki yeri ve Türk Borçlar Kanunu ile İş Kanunu kapsamında işçi haklarını koruyan hukuki çerçeve uzman bir perspektifle ele alınmaktadır.
Mobbingin Hukuki Çerçevesi ve Kavramsal Sınırları
Günümüz çalışma hayatının en karmaşık sorunlarından biri olan mobbing, basit bir işyeri çatışmasının ötesinde, doğrudan çalışanın kişiliğini ve onurunu hedef alan sistematik bir psikolojik taciz sürecidir. Kelime kökeni olarak Latince "mobile vulgus" teriminden türeyen bu olgu, mağdur ile saldırgan arasında belirgin bir güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir davranışın hukuki anlamda mobbing olarak nitelendirilebilmesi için eylemin iş yerinde gerçekleşmesi, belirli bir süreklilik arz etmesi (en az altı ay gibi bir geçmişe sahip olması) ve kasıtlı olarak yapılması şarttır. Anlık tartışmalar veya geçici anlaşmazlıklar bu kavramın sınırları dışında kalmaktadır. Hukuki perspektiften bakıldığında, mobbing sadece etik bir ihlal değil, aynı zamanda işçinin kişilik haklarına yapılmış ağır bir saldırıdır. Bu yazımızda, mobbing kavramının sınırlarını belirleyerek, mağdurların haklarını güvence altına alan Türk mevzuatındaki mevcut yasal düzenlemeleri ve bu alandaki hukuki çerçevenin nasıl işlediğini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Mobbing Kavramının Sınırları ve Davranış Türleri
Hukuk uygulamalarında en sık karşılaşılan zorluklardan biri, olağan işyeri çatışmaları ile sistematik psikolojik taciz arasındaki çizginin belirlenmesidir. Herhangi bir olumsuz davranışın mobbing sayılabilmesi için, altı ay gibi belirli bir geçmişe sahip olması, sürekli tekrar etmesi ve güç eşitsizliği barındırması gerekmektedir. Mobbing eylemleri; hiyerarşik yapıya göre dikey, yatay ve düşey olmak üzere üç farklı türde karşımıza çıkar. Üstlerin astlarına yetkilerini kötüye kullanarak uyguladığı düşey mobbing uygulamada en sık rastlanan türdür. Aynı hiyerarşik seviyedeki çalışanların, genellikle rekabet veya kıskançlık nedeniyle birbirlerine uyguladıkları şiddet ise yatay mobbing olarak adlandırılır. Astların üstlerine karşı gerçekleştirdiği eylemler ise dikey mobbing çerçevesinde değerlendirilmektedir. Hukuki süreçlerde mağduriyetin ispatı için, bu davranışların kasten ve yıldırma amacıyla yapıldığının somut olarak ayrıştırılması büyük önem taşır.
Türk Mevzuatında Mobbing ve Yasal Düzenlemeler
Ülkemizde mobbing eylemlerine karşı yasal koruma kalkanı, birden fazla kanun ve düzenleme ile şekillenmiştir. Psikolojik taciz kavramı, hukukumuza doğrudan ilk kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile girmiştir. Kanunun 417. maddesinde yer alan işçinin kişiliğinin korunması hükmü, işverene çalışanlarını psikolojik tacize karşı koruma ve bu tür eylemleri engelleme yükümlülüğü getirmektedir. İş Kanunu'nda ise mobbing kelimesi açıkça geçmese de, 5. maddede düzenlenen eşit davranma ilkesi, işçilerin maruz kaldığı haksızlıkları önlemeyi amaçlar. Aynı zamanda kanunun 22. maddesi (çalışma koşullarında değişiklik), 24. maddesi (işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı) ve 25. maddesi mobbing mağdurlarına hukuki koruma sağlar. İşverenlerin mobbingi, tazminat ödemeden işçiyi istifaya zorlamak için bir araç olarak kullandığı durumlarda bu kanun maddeleri işçinin en büyük güvencesidir.
Kamu Sektöründe Yasal Çerçeve ve Genelgeler
Sadece özel sektörde değil, kamu sektöründe de mobbinge yönelik hukuki güvenceler bulunmaktadır. Kamu çalışanları açısından Devlet Memurları Kanunu'nun 8. ve 10. maddeleri (davranış, iş birliği ve amirlerin görev ve sorumlulukları) amirlerin astlarına karşı adil ve koruyucu davranmasını emreder. Ayrıca hukuki bilinci artırmak ve mağduriyetleri önlemek adına yayınlanan 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi (İşyerlerindeki Psikolojik Tacizin Önlenmesi), bu konuda atılmış son derece önemli bir adımdır. Daha sonrasında 2014 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Bilgilendirme Rehberi, çalışanların süreç hakkındaki farkındalığını artırmış ve hak arama yollarını aydınlatmıştır. Bu düzenlemeler, işverenlerin veya idarenin önlem alma yükümlülüğünü pekiştirirken, mağdur olan çalışanların yasal haklarını ararken kullanabilecekleri sağlam bir yasal temel oluşturmaktadır.
Hukuki Bağlamda İşyerinde Sık Karşılaşılan Mobbing Davranışları
Mobbing iddialarının yargıya taşınması aşamasında, hangi eylemlerin psikolojik şiddet kapsamında değerlendirileceği büyük önem taşır. Anlık veya bir defaya mahsus gerginlikler hukuken mobbing olarak kabul edilmez. Davaya konu olabilen ve çalışan üzerinde ağır psikolojik tahribat yaratarak iş akdinin feshine zemin hazırlayan, en yaygın karşılaşılan sistematik mobbing davranışları yasal bir bakış açısıyla aşağıda sıralanmıştır:
- Çalışanın işyerinde sözlü ve duygusal tacize maruz bırakılması,
- Hiyerarşik güç kullanılarak çalışanın kasıtlı olarak sosyal dışlanmaya uğraması,
- Çalışanın kişiliğine ve mesleki itibarına yönelik asılsız saldırılar yapılması,
- Yükselme, terfi veya işyerindeki diğer fırsatların kasten engellenmesi,
- Cinsiyet veya ırk temelinde sistematik bir şekilde ayrımcılık uygulanması.
Bu tür eylemlerin tamamı, mağdurun yasal haklarını kullanarak yargı yoluna gitmesi ve maddi manevi tazminat talep edebilmesi için gerekli olan güçlü ispat araçlarını oluşturmaktadır.