Anasayfa Makale Mobbing (Psikolojik Taciz): Hukuki Tanımı ve...

Makale

İş hukukunda sıkça karşılaşılan mobbing, bireylere yönelik sistematik ve etik dışı düşmanca davranışları ifade eder. Bu makalede, psikolojik tacizin kavramsal ile hukuki sınırları ve hiyerarşik (dikey) ile eşdeğer (yatay) olmak üzere uygulamada karşılaşılan temel türleri uzman bir avukat perspektifiyle incelenmektedir.

Mobbing (Psikolojik Taciz): Hukuki Tanımı ve Türleri

İş hukukunun en karmaşık alanlarından biri olan ve uygulamada bezdiri veya psikolojik taciz olarak da adlandırılan mobbing, çalışma hayatında sıklıkla karşımıza çıkan çok boyutlu bir sorundur. Hukuki doktrinde ve bilimsel kaynaklarda yapılan temel tanımlamalara göre mobbing, bir veya daha fazla kişinin genellikle bir kişiye karşı sistematik olarak uyguladığı düşmanca ve etik olmayan bir iletişim tarzı olarak nitelendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü bu durumu, bir kişiye veya gruba yönelik güç kullanmak suretiyle fiziksel, ruhsal veya sosyal gelişime zarar veren davranışlar bütünü şeklinde tanımlamaktadır. Türk Dil Kurumu ise bu kavramı, işyerlerinde belirli bir kişiyi hedef alarak çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleme, kişiyi huzursuz etme, dışlama ve gözden düşürme olarak ifade etmektedir. Hukuki uyuşmazlıklara konu olan olaylarda bu eylemlerin anlık veya bir defaya mahsus olmaması, aksine uzun süre tekrarlanan sistematik saldırganlık boyutuna ulaşması, eylemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için kurucu bir unsurdur.

Mobbingin Yönlerine Göre Temel Türleri

İş yerindeki hiyerarşik yapıya ve faillerin konumlarına göre mobbing eylemleri farklı kategorilerde değerlendirilmektedir. Hukuk uygulamalarında ve akademik kaynaklarda mobbing, eylemi gerçekleştiren kişinin mağdur ile olan ast-üst ilişkisi veya eşdeğer konumda bulunmasına bağlı olarak başlıca dikey mobbing ve yatay mobbing olmak üzere iki ana başlık altında sınıflandırılır. İş yerlerindeki hiyerarşik yapılanmanın güçlü olduğu durumlarda genellikle hiyerarşik (dikey) mobbing türü baskınken, hiyerarşinin daha az hissedildiği eşdeğer çalışma ortamlarında ise yatay mobbing eylemlerine rastlanmaktadır. Bu ayrımların doğru yapılması, hukuki süreçlerde eylemin niteliğinin ispatlanması ve somut olaya uygulanacak olan hukuki stratejinin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Dikey (Hiyerarşik) Mobbing Eylemleri

Dikey mobbing, işyerindeki hiyerarşik düzen içerisinde üstlerden astlara veya astlardan üstlere doğru yönelen psikolojik taciz eylemlerini kapsar. En sık rastlanan türü olan yukarıdan aşağıya uygulanan mobbing vakalarında, amir konumundaki kişiler sahip oldukları yönetsel gücü kötüye kullanarak astlarına yönelik kısıtlayıcı, aşağılayıcı ve güven sarsıcı eylemlerde bulunurlar. Adaletsiz görev dağılımı yapmak ve çalışanın performansını düşürecek orantısız baskılar kurmak bu eylemlere örnektir. Daha az karşılaşılan ancak hukuken aynı derecede ciddiyet taşıyan aşağıdan yukarıya uygulanan mobbing ise, astların birleşerek veya bireysel olarak amirlerine karşı sergiledikleri sistematik itaatsizlikleri ifade eder. Astların amir hakkında dedikodu yayması, hiyerarşik konumunu yok sayması, asılsız şikayetlerde bulunması veya keyfi olarak işleri geciktirerek yöneticiyi başarısız göstermeye çalışması bu kapsamdaki temel psikolojik şiddet davranışlarıdır.

Yatay (Eşdeğer Arasında) Mobbing

İşçi ile işçi arasındaki uyuşmazlıklarda sıkça karşılaşılan yatay mobbing, aynı statüde ve eşit hiyerarşik mevkide bulunan çalışma arkadaşları arasında gerçekleşen sistematik yıldırma eylemleridir. Eşdeğer çalışanlar, aynı ortamda bulunmanın getirdiği rekabet hissiyle birbirlerinin mesleki yeterliliklerini haksızca eleştirerek veya psikolojik baskı kurarak hedef aldıkları kişiyi izole etmeyi amaçlarlar. Yatay mobbing iddialarında hukuki nitelendirme yapılırken faillerin statü eşitliği dikkate alınır. Uygulamada ve çalışma ortamlarında bu psikolojik saldırı iddialarına konu olan temel eylem biçimleri şunlardır:

  • Çalışma arkadaşının başarısını etkileyecek hayati iş bilgilerinin kasten saklanması.
  • Ortak projelerde kasıtlı olarak iş yavaşlatarak hedeflenen çalışanın mecburi görevlerinde dışlanması.
  • Hedef alınan kişi hakkında asılsız söylentiler ve dedikodular yayarak sosyal dışlanma yaratılması.
  • Eşdeğer konumdaki işçinin uzmanlığını yok sayarak ona karşı sürekli itibar düşürücü tavırlar sergilenmesi.

Bu eylemler failler tarafından çoğu zaman normal bir mesleki rekabet gibi gösterilmeye çalışılsa da, uygulanan bu sistematik baskı, mağdurun yasal koruma talep etmesini gerektiren açık bir hukuki ihlal durumudur.

3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: