Anasayfa Makale Mobbing Hukuku: Kavramsal Çerçeve ve Tipik...

Makale

İş yerinde sistematik psikolojik şiddet anlamına gelen mobbing, çalışma hayatının en karmaşık hukuki sorunlarından biridir. Bu makalede, mobbingin tarihsel gelişimi, temel unsurları, dikey ve yatay türleri ile sürece dahil olan zorba, mağdur ve tanık profilleri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.

Mobbing Hukuku: Kavramsal Çerçeve ve Tipik Profiller

İş hukukunda son derece kritik bir uyuşmazlık alanı olan mobbing, en temel ifadeyle bir veya birden fazla kişinin diğer bir çalışana karşı sistematik olarak yürüttüğü düşmanca ve zarar verici tutumlar bütünüdür. Kelime kökeni itibarıyla İngilizce "mob" ve Latince "Mobile Vulgus" (kararsız kalabalık) terimlerinden türeyen bu olgu, yalnızca bireysel bir saldırıyı değil, gruplar tarafından da uygulanabilen zihinsel ve psikolojik şiddeti ifade etmektedir. Çalışma mevzuatı ve yargı içtihatları bağlamında değerlendirildiğinde, bir eylemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için yöneticiler, astlar veya eşit statüdeki çalışanlar tarafından sürekli ve sistematik biçimde gerçekleştirilmesi, kişiyi sindirmeyi hedeflenmesi gerekmektedir. Hukuki uyuşmazlıklarda sınırlarının doğru çizilebilmesi için mobbingin tarihsel gelişimini, ortaya çıkış biçimlerini ve bu psikolojik terör sürecinde yer alan aktörlerin karakteristik özelliklerini derinlemesine analiz etmek, sağlıklı bir hukuki değerlendirme yapmanın ilk adımıdır.

Mobbingin Gelişimi ve Temel Türleri

Hukuki uyuşmazlıklarda sıklıkla karşılaştığımız psikolojik taciz iddialarının temeli, Konrad Zacharias Lorenz'in hayvan davranışları üzerine yaptığı çalışmalara kadar uzanmakla birlikte, çalışma hayatındaki modern tanımı Heinz Leymann tarafından yapılmıştır. Leymann, bu durumu birine karşı cephe oluşturma ve duygusal saldırıda bulunma olarak tanımlamıştır. Hukuk uygulamalarında mobbing iddiaları incelenirken, eylemin yönüne göre bir sınıflandırma yapılmaktadır. Bu sınıflandırmada, amirlerin astlarına yönelik gücünü kötüye kullandığı durumlar aşağıya yönelik dikey mobbing, astların birleşerek amirlerini taciz ettiği durumlar ise yukarıya yönelik dikey mobbing olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, hiyerarşik olarak aynı seviyede bulunan ve genellikle kıskançlık veya haksız rekabet saikleriyle hareket eden çalışma arkadaşları arasındaki çatışmalar ise yatay mobbing kapsamında değerlendirilmektedir. İddia edilen uyuşmazlığın yatay veya dikey türünün tespiti, davanın temelini kavramak açısından büyük önem taşır.

Psikolojik Taciz Sürecinin Aşamaları

İş hukukunda bir eylemin mobbing kabul edilebilmesi için anlık bir öfke patlaması değil, sürece yayılan ve giderek şiddetlenen bir eylemler silsilesi olması şarttır. Heinz Leymann, hukuki incelemelere ve ispat süreçlerine de ışık tutan bu mobbing sürecini dört temel aşamada ele almaktadır:

  • Önceden var olan çatışma: İş yerindeki çözülmemiş basit anlaşmazlıkların ve fikir ayrılıklarının tetikleyici olduğu başlangıç evresidir.
  • Damgalama: Hedef alınan kişinin psikolojik dengesinin bozulmaya başladığı, asılsız söylentilerin çıkarıldığı ve sosyal izolasyonun devreye girdiği kritik aşamadır.
  • Yönetimin sürece dahil olması: Yönetimin, sorunu çözmek yerine mağdura karşı önyargılı bir tutum sergileyerek zımnen zorbaya destek verdiği, mağdurun suçlandığı safhadır.
  • İşten çıkarılma veya ayrılma: Artan manipülasyonlar sonucunda, kişinin iş sözleşmesini feshetmeye zorlandığı veya haksız yere işten çıkarıldığı en yıkıcı evredir.

Mobbing Sürecindeki Aktörler ve Profilleri

Hukuki ihtilafların merkezinde yer alan failler, yani mobbing uygulayanlar (mobber), genellikle zayıflıklarını gizlemeye çalışan belirli kişilik tiplerine sahiptir. Dava dosyalarına yansıyan vakalarda faillerin; kendilerine karşı komplo kurulduğunu düşünen paranoid tipler, sürekli övgü bekleyen ve gücü arzulayan narsist tipler, başkalarına acı çektirmekten haz alan sadist tipler, aşırı kontrolcü obsesif tipler veya sosyal kuralları hiçe sayan uyumsuz tipler oldukları görülmektedir. Bu kişilerin temel motivasyonu haksız bir hakimiyet kurmaktır. Davacı konumunda yer alan mobbing mağdurları ise sanılanın aksine genellikle son derece çalışkan, üretken, dürüst ve idealist kişilerdir. Faillerin kıskançlığını tetikleyen bu üstün mesleki özellikler, mağdurların sistematik bir saldırının hedefi haline gelmesine ve izole edilmesine zemin hazırlamaktadır.

Tanıkların Sürece Etkisi ve Hukuki Önemi

Mobbing uyuşmazlıklarında ispat açısından en kritik aktörlerden biri de sürecin tanıklarıdır. Bir iş yerinde psikolojik şiddet uygulanırken, diğer çalışanlar genellikle olayın pasif izleyicileri olarak kalmakta veya sıradaki hedefin kendileri olacağı korkusuyla faile destek verebilmektedirler. Yargılama aşamasında başvurulan tanık beyanları, eylemin sürekliliğini, sistematiğini ve kasıt unsurunu ortaya koymak açısından belirleyici bir ispat aracıdır. Tanığın olaya sessiz kalması veya failleri desteklemesi, mağdurun hissettiği psikolojik baskıyı geri dönülmez şekilde derinleştirir. Dolayısıyla, uyuşmazlık süreci içerisindeki tanıkların davranış biçimleri, mobbing dinamiğinin nasıl beslendiğini ve mağdurun nasıl çaresiz bırakıldığını kanıtlamak açısından hukuki sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: