Makale
İşgücü piyasasında liyakatsizlik ve kayırmacılık, çalışma barışını bozan unsurların başında gelmektedir. Niteliksiz kişilerin yönetim kademelerine getirilmesi, yetkin çalışanlar üzerinde psikolojik şiddet ve mobbing ortamı yaratmaktadır. Bu sarmal, iş hukukunun koruduğu insan onurunu ve çalışma etiğini derinden sarsmaktadır.
Liyakatsizlik ve Psikolojik Şiddet Sarmalı
Çalışma hayatında işgücü piyasasının sağlıklı ve etkin işlemesinin önündeki en büyük engellerden biri, hiç şüphesiz liyakatsizlik ve psikolojik şiddet sarmalıdır. Bir hukukçu perspektifiyle yaklaştığımızda, çalışma ilişkilerinin temelini oluşturan güven ve sadakat bağının, kayırmacılık (nepotizm) ve ehliyetsiz yöneticilerin baskılarıyla nasıl zedelendiğini açıkça görmekteyiz. Bireylerin başarı, deneyim, eğitim ve vasıfları göz ardı edilerek salt kişisel ilişkiler üzerinden istihdam edilmesi veya terfi ettirilmesi, işyerlerinde sistematik psikolojik şiddet olarak tanımladığımız mobbing vakalarının temel tetikleyicisidir. Ne yazık ki, niteliksiz yöneticilerin ve çalışanların, işini iyi yapan liyakat sahibi kişilere karşı uyguladıkları bu düşmanca ve etik olmayan davranışlar, işgücü piyasasında adeta kronik bir tıkanıklığa yol açmaktadır. Bu durum, yalnızca bireysel sağlığa ve onura zarar vermekle kalmayıp, kurumların rekabet gücünü ve verimliliğini de tamamen yok eden, hukuka aykırı toksik bir süreçtir.
Kayırmacılık ve Liyakatsizliğin İşyerlerindeki Yıkıcı Etkileri
İşe alım ve terfi süreçlerinde liyakatin terk edilerek nepotizm ve kayırmacılığın esas alınması, çalışma ortamlarında hukuki ve etik dışı bir yapının kök salmasına neden olmaktadır. Sahadaki veriler, liyakatsiz yöneticilerin, kendi yetersizliklerini gizlemek ve haksız elde ettikleri konumlarını korumak amacıyla yetkin ve başarılı çalışanlara yönelik bilinçli bir psikolojik taciz sürecini başlattıklarını göstermektedir. Bu bağlamda, işyerinde ehliyetsiz kişilerin yetkilendirilmesi, yetenekli bireylerin çaresiz ve savunmasız duruma düşürülmesini hedefleyen kötü niyetli tutumların yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır. Hukuk uygulamaları ve işçi-işveren uyuşmazlıkları açısından bu sarmal, işverenin işçiyi gözetme borcuna ve eşit davranma ilkesine açık bir aykırılık teşkil eder. Ayrıca, kadın çalışanların üst yönetimlerde yer almasını fiilen engelleyen cam tavan sendromu ve kadın yöneticilerin diğer kadınları tehdit olarak algıladığı kraliçe arı sendromu gibi zehirli yapılar da temelini liyakatsizlikten alan yıkıcı psikolojik şiddet türleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Psikolojik Şiddet Sarmalından Çıkış İçin Çözüm Önerileri
İşgücü piyasasında giderek kronikleşen mobbing ve liyakatsizlik sorununu çözebilmek adına, hem işletme içi insan kaynakları politikalarının hem de hukuki denetim mekanizmalarının liyakat temelinde yeniden yapılandırılması zorunludur. İşyerlerinde keyfi uygulamaların engellenmesi ve tehlikeli bir boyuta ulaşan psikolojik şiddet sarmalının kırılabilmesi için uygulanması gereken temel adımlar şunlardır:
- Görevlendirmelerin ve terfilerin sadece resmi eğitim durumuyla değil, yetenek ve beceri testleriyle objektif liyakat kriterlerine göre yapılması.
- İşe alım süreçlerinde kayırmacılığın (nepotizm) ve liyakatsiz kadrolaşmanın kesin bir dille engellenerek şeffaf mekanizmaların işletilmesi.
- Çalışanların mesleki gelişimlerini engelleyen cam tavan gibi görünmez engellerin ve cinsiyet temelli haksız rekabetin ortadan kaldırılması.
- İşletmelerde objektif ve ölçülebilir performans değerlendirme sistemlerinin kurularak yetkin çalışanların psikolojik baskıyla sistem dışına itilmesinin önlenmesi.
Bir mobbing avukatı olarak vurgulamak gerekir ki, bu adımların atılması, yalnızca işletme verimliliğini artırmakla kalmayıp, işverenin çalışan onurunu koruma yükümlülüğü kapsamında yasal bir zorunluluğudur. Şeffaf bir iş ahlakı kültürünün tesis edilmesi, sağlıklı bir çalışma barışının en büyük teminatıdır.