Makale
Ebeveynlerin çocuklarına ait verileri sosyal medyada paylaşması olan sharenting, çocukların mahremiyetini tehlikeye atmaktadır. Bu makalede, paylaşım ebeveynliğinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bağlamındaki hukuki niteliği, sınırları ve çocukların dijital hakları incelenmektedir.
KVKK Çerçevesinde Çocuğun Veri Güvenliği ve Sharenting
Dijital çağın gelişmesiyle birlikte ebeveynlerin çocuklarına ait kişisel verileri sosyal medya platformlarında paylaşma alışkanlığı, literatürde bilinen adıyla sharenting yani paylaşım ebeveynliği, giderek yaygınlaşmaktadır. Ebeveynler, çocuklarıyla ilgili özel anları, sevinçli haberleri veya günlük yaşamlarına dair görselleri genellikle iyi niyetle, çevrelerinden destek ve onay almak ya da anı biriktirmek amacıyla paylaşmaktadır. Ancak bu durum, çocukların dijital ayak izinin ebeveynleri tarafından rızaları dışında oluşturulmasına neden olmakta ve çocukların kişisel verilerinin güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atmaktadır. Sosyal medyada paylaşılan her türlü fotoğraf, video, isim ve konum bilgisi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında kişisel veri niteliği taşımaktadır. Ebeveynlerin, çocuklarının verilerinin tam sahibi olmadıkları, yalnızca onların haklarını korumakla yükümlü yasal temsilcileri oldukları unutulmamalıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, dijital platformlarda gerçekleştirilen bu tür veri paylaşımlarının hukuki boyutunun dikkatle ele alınması ve çocukların mahremiyet haklarının güvence altına alınması hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir.
Sharenting (Paylaşım Ebeveynliği) ve Barındırdığı Hukuki Riskler
Sharenting, ebeveynlerin çocuk yetiştirme süreçlerini veya çocuklarına ait görüntüleri sosyal mecralarda paylaşma eylemini ifade etmektedir. Her ne kadar ebeveynler bu paylaşımları yalnızca kendi akraba ve arkadaş çevrelerine açık olan, kilitli ve gizli profillerde yapsalar dahi, internetin doğası gereği bu durum çocukların istismara maruz kalma riskini ortadan kaldırmamaktadır. İnternete yüklenen bir verinin kopyalanma, saklanma ve üçüncü kişilerle izinsiz paylaşılma ihtimali her zaman mevcuttur. İyi niyetle yapılan bu paylaşımlar sonucunda çocuklara ait kişisel veriler, ticari amaçlarla veri toplayan firmaların, reklamcıların veya kötü niyetli kişilerin eline geçebilmektedir. Çocukların fotoğraflarının izinsiz olarak çeşitli platformlarda kullanılması, çocukların dijital zorbalığa uğraması veya fotoğraflarının pedofili siteleri gibi tehlikeli mecralara aktarılması, paylaşım ebeveynliğinin barındırdığı en ciddi riskler arasında yer almaktadır. Bu nedenle, çocuğun kişilik haklarının korunması, velayet hakkının dahi sınırlarını çizen temel bir önceliktir.
KVKK Kapsamında Çocuğun Kişisel Verileri ve Ebeveynin Konumu
Mevzuatımız uyarınca kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Bu bağlamda, çocukların isimleri, fotoğrafları, videoları ve ses kayıtları hukuken kişisel veri statüsündedir. Ebeveynlerin çocuklarına ait bu verileri sosyal medya platformlarında paylaşması, kanun kapsamında açıkça kişisel verilerin işlenmesi olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar kişisel verilerin aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesine yönelik bir ev içi istisna bulunsa da, verilerin sosyal medya gibi geniş ağlarda üçüncü kişilerin erişimine açılması bu istisnanın dışına çıkılmasına neden olmaktadır. Ebeveynlerin çocuklarına ait verileri aleni olarak sosyal medyada paylaşması durumunda, ebeveynler adeta bir veri sorumlusu veya veri işleyen konumuna gelmektedir. Bu durum, çocukların özel hayatının ve mahremiyetinin ebeveynler eliyle ihlal edilmesi sonucunu doğurmakta, ebeveynlerin çocuğun üstün yararını gözetme yükümlülüğü ile doğrudan çelişmektedir.
Çocuğun Rıza Ehliyeti ve Veri Güvenliğine Yönelik Hakları
Kişisel verilerin işlenmesinde aranan en temel hukuka uygunluk sebebi ilgili kişinin açık rızasıdır. Hukukumuzda kişisel verilerin işlenmesine onay verme hakkı, devredilemez ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğindedir. Çocuğun bu hakkı bizzat kullanabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması yeterli görülmekte, yasal temsilcisinin izni aranmamaktadır. Ancak ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler adına bu rızanın ebeveynler tarafından verilmesi zorunludur. Ebeveynler bu hakkı kullanırken, velayet hakkının bir sınırı olan çocuğun üstün yararı ilkesini dikkate almak zorundadır.
Çocukların veri güvenliği kapsamında başvurabileceği başlıca haklar aşağıda sıralanmıştır:
- Bilgi edinme hakkı: Kişisel verilerin hangi amaçla ve kimler tarafından işlendiğini öğrenme talebi.
- Verilerin düzeltilmesini isteme hakkı: Eksik veya yanlış işlenen verilerin düzeltilmesini talep etme.
- Verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkı: İşlenme şartları ortadan kalkan veriler için AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı kapsamında silme talebi.
- Zararın giderilmesini isteme hakkı: Verilerin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle doğan zararların tazmini talebi.