Anasayfa Makale İşyerinde Mobbing Süreci ve Hukuki İspat Sorunları

Makale

İşyerinde psikolojik taciz süreci, sistematik yapısı ve gizli ilerleyen doğası gereği ispatı oldukça güç bir hukuki yoldur. TCK'da doğrudan yaptırımının bulunmaması ve eylemlerin yazılı delillere dayanmaması, mağdurların hukuki mücadelelerinde karşılaştıkları en temel zorlukları ve ispat problemlerini oluşturmaktadır.

İşyerinde Mobbing Süreci ve Hukuki İspat Sorunları

İş hayatında bireyleri derinden sarsan ve hukuki açıdan çözümü son derece karmaşık olan süreçlerin başında işyerinde psikolojik şiddet gelmektedir. Literatürde kabul gören tanımıyla bu durum, belirli bir süreye tabi, sistematik ve uzun süreli bir saldırı stratejisidir. Bir eylemin hukuki düzlemde psikolojik taciz olarak nitelendirilebilmesi için anlık bir öfke patlamasından ziyade, kasıtlı ve tekrar eden düşmanca davranışlar bütününü içermesi gerekir. Ne var ki, fiilin doğası gereği genellikle kapalı kapılar ardında veya pasif saldırganlık yöntemleriyle gerçekleştirilmesi, mağdurları çaresiz bir konuma itmektedir. Bu aşamada mağdur, sadece kendisine uygulanan ağır baskıyla değil, aynı zamanda maruz kaldığı bu durumun ispatlanması zor bir unsur olması gerçeğiyle de baş başa kalmaktadır. Avukatlık pratiğinde sıklıkla karşılaştığımız bu tabloda, eylemin mağdurun üzerinde bıraktığı travmatik hasarlara rağmen, fiiliyata dökülmüş somut ve yazılı bir belgenin bulunmaması, sürecin hukuki ispat boyutunu oldukça çetrefilli bir hale getirmektedir.

Mobbing Sürecinin Hukuki Açıdan Aşamaları

Mobbing eylemi durağan değil, aksine sürekli gelişen ve tırmanan bir çatışma evresidir. Hukuk literatürünün de dayanaklarından olan ve Heinz Leymann tarafından saptanan bu süreç, temelde dört aşamada gerçekleşir. İlk aşama, genellikle basit bir iş uyuşmazlığı gibi görünen kritik olaylar evresidir. Bu durumu takiben, eylemlerin zarar verme niyetiyle süreklilik kazandığı ve failin mağduru çevresinden izole ederek manipüle ettiği damgalama aşaması başlar. Mağdurun itibarına, iletişimine ve şahsına yönelik kasıtlı saldırılar bu evrede yoğunlaşır. Üçüncü aşamada yönetim devreye girerek mağduru bir vaka haline dönüştürür; burada genellikle faillerin önyargıları devralınarak durum bir kişilik sorunu gibi yansıtılır. Hukuki itilafların en sık patlak verdiği son aşama ise ihraç evresi olup kişi uzun süreli hastalık izinleri, aşağılayıcı görevler veya dışlanma yoluyla çalışma hayatının dışına itilir. Hukukçular olarak sürecin bu şekilde bilinmesi, iddia edilen sistematik taciz unsurunun ispatı açısından bize hayati referanslar sunmaktadır.

Hukuki İspat Külfeti ve Karşılaşılan Zorluklar

Psikolojik taciz davalarında hukuki olarak karşılaştığımız en temel handikap, eylemin yapısından kaynaklanan yazılı delil eksikliği problemidir. Özellikle Türk Ceza Kanunu'nda yasal bir yaptırımın mevcut olmaması, bu eylemlerin caydırıcılığını ortadan kaldırdığı gibi mağdurun omuzlarındaki ispat yükünü de ağırlaştırmaktadır. Mobbing uygulayan kişi çoğu zaman eylemlerini büyük bir ustalıkla gizler. Kendi düşmanca davranışlarını örtbas etmek için dışarıdan son derece nazik ve düşünceli davranışlar bile sergileyebilir. Failin bu pasif ve dolaylı saldırganlık biçimi, dışarıdan bakıldığında sıradan bir yönetimsel tasarruf veya işyeri kuralı gibi algılanabilmektedir. Dolayısıyla, işyerlerinde uygulanan psikolojik terörün ve yıldırma eylemlerinin belgelendirilememesi ile potansiyel şahitlerin kendi işlerini kaybetme korkusuyla sessiz kalması, hukuki ispat sürecini çoğu zaman çıkmaza sürükleyen başlıca nedenler arasında yer alır.

Hukuki İspatta Kullanılabilecek Mobbing Davranışları

Hukuki uyuşmazlıklarda, ispat edilemeyen iddiaların altını doldurabilmek adına Leymann tipolojisinde belirtilen davranış gruplarının detaylı tespiti büyük bir önem taşır. Yargılama aşamasında emare veya ispat aracı olarak ileri sürülebilecek ve mağdurun şahsına yöneltilen başlıca psikolojik şiddet eylemleri şu şekilde kategorize edilebilir:

  • İletişim Kurma Olanaklarına Saldırılar: Üstlerin iletişim kurmayı kısıtlaması, fail tarafından sözün sürekli kesilmesi veya mağdurun yüksek sesle azarlanması.
  • Sosyal İlişkilere Yönelik Saldırılar: Mağdurun diğer çalışanlarla diyalogunun kasten engellenmesi ve fiziksel olarak soyutlanmış bir çalışma yeri verilmesi.
  • Kişisel İtibara Yönelik Saldırılar: Mağdur hakkında asılsız söylentiler, dedikodu çıkarılması ve kararlarının sürekli olarak kötü niyetle sorgulanması.
  • Mesleki Duruma Yönelik Saldırılar: Çalışana anlamsız görevler verilmesi, mevcut saygın işlerinin elinden alınması ve kapasitesinin, yeteneklerinin çok altında işler yaptırılması.
3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: