Makale
İş yerinde karşılaşılan psikolojik taciz, yani mobbing, çalışanların maruz kaldığı baskıcı ve sistematik bir yıldırma eylemidir. Bu makalede, mobbingin hukuki çerçevesi, temel unsurları ve iş hiyerarşisindeki yönüne göre ortaya çıkan türleri ele alınarak, hukuki uyuşmazlıklara temel teşkil eden kavramsal bir perspektif sunulmaktadır.
İş Yerinde Mobbingin Hukuki Tanımı, Unsurları ve Türleri
Çalışma yaşamında bireylerin karşılaştığı en temel problemlerden biri olan psikolojik taciz, literatürdeki yaygın adıyla mobbing, iş yerinde haksız söylem ve tutumları barındıran yıkıcı bir süreçtir. Biyologların on dokuzuncu yüzyılda uçan kuşların yuvalarını korumak amacıyla sergiledikleri saldırgan davranışları tanımlamak için kullandıkları bu terim, günümüzde çalışma yaşamında kötü davranış ve yıldırma politikası anlamını taşımaktadır. Hedef alınan bireye veya gruba yönelik uygulanan baskıcı, aşağılayıcı ve dışlayıcı eylemler bütünü olarak tanımlanan mobbing, mağdurun çalışma ortamında kendini değersiz hissetmesine ve tehdit altında kalmasına neden olmaktadır. Hukuki açıdan değerlendirildiğinde, bu eylemlerin sistematik bir biçimde yapılması, onu anlık bir çatışmadan ayırarak bir hak ihlali boyutuna taşımaktadır. Mobbing, gücün kötüye kullanıldığı, güç eşitliğinin bulunmadığı ortamlarda ortaya çıkan bir olgu olarak iş hukukunun ve avukatlık uygulamasının en temel inceleme alanlarından birini oluşturmaktadır.
Mobbingin Hukuki Tanımı ve Temel Unsurları
Hukuk ve çalışma sosyolojisi bağlamında mobbing, belirli kişilerin veya grupların, bir bireye karşı belirli bir zaman içerisinde ve stratejik bir biçimde uyguladığı psikolojik şiddet olarak tanımlanmaktadır. Bu eylemin hukuki bir nitelik kazanabilmesi için en temel unsurlardan biri, eylemlerin güç eşitliğinin mümkün olmadığı bir çalışma ortamında gerçekleşmesidir. Hedef olarak seçilen bireye yönelik gösterilen bıktırıcı, haksız söylem ve tutumlar, çalışanın iş yerindeki psikolojik bütünlüğünü ve mesleki varlığını açıkça tehdit eder niteliktedir. Belirli bir amaca matuf olarak sistematik şekilde uygulanan bu kötü davranış ve yıldırma çalışmaları, bireyin kendine olan güvenini sarsmayı ve mesleki becerilerini sorgulatmayı amaçlar. Hukuk uygulamasında bir eylemin mobbing sayılabilmesi için tek seferlik, anlık bir tartışma olmaması; aksine hedefi psikolojik açıdan olumsuz etkileyen ve süreklilik arz eden eylemler olması aranmaktadır. İş hukukunda mağduriyetin tespiti, bu unsurların eylemli olarak bir araya gelmesine bağlıdır.
Hiyerarşik Yapısına Göre Mobbing Türleri
İşletme içerisindeki hiyerarşik düzene ve eylemin yönüne bağlı olarak psikolojik taciz, temel olarak üç farklı boyutta gerçekleşmektedir. Bu sınıflandırma, eylemi gerçekleştiren fail ile hedef alınan mağdur arasındaki yetki ve pozisyon ilişkisine göre tayin edilmektedir. Çalışma yaşamında gücün hangi yönden geldiği, hukuki uyuşmazlığın niteliğini ve ispat araçlarını doğrudan etkileyebilen önemli bir kriterdir. İster aynı pozisyonda çalışanlar arasında olsun, isterse alt-üst ilişkisi içerisinde dikey veya düşey düzlemde gerçekleşsin, uygulanan yıldırma politikaları iş yeri düzenini bozan haksız fiillerdir. Uygulamada karşılaşılan temel mobbing çeşitleri hiyerarşik yapıya göre şu şekilde ayrılmaktadır:
- Düşey Mobbing: İş yerinde üst pozisyonda veya daha yetkili bir departmanda yer alan çalışanların, astlarına yönelik gerçekleştirdikleri eylemlerdir. Üst yönetim, sahip olduğu kurumsal gücü kötüye kullanarak astlarını baskılar ve onların kendilerine olan güvenlerini kasıtlı olarak düşürür.
- Yatay Mobbing: İşletme içerisinde benzer görevlerde veya aynı hiyerarşik konumda, eşit koşullarda bulunan çalışanların birbirlerine uyguladıkları psikolojik şiddet türüdür. Bireylerin birbirlerini rakip görmesi, çıkar çatışması, kişisel hoşnutsuzluklar ve terfi beklentisi gibi ihtilaflardan kaynaklanır.
- Dikey Mobbing: Hukuk uygulamasında ve literatürde daha az karşılaşılan bir durum olup, ast konumundaki çalışanın yönetici pozisyonundaki kişiye uyguladığı şiddeti ifade eder. Çalışanların yeni yöneticiyi kabullenememesi, eski yöneticiye duyulan bağlılık veya kıskançlık gibi nedenlerle, işletme hiyerarşisine ters bir biçimde ortaya çıkmaktadır.