Makale
Sivil havacılık sektöründe görev yapan uçuş personelinin iş sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri, havacılığın dinamik yapısı gereği özel bir önem taşır. İşverenin ücret ödeme, gözetme ve eşit davranma borçları ile uçuş personelinin iş görme, sadakat ve itaat borçları, uçuş güvenliği ve operasyonel verimlilik temelinde şekillenmektedir.
İş Hukukunda Uçuş Personeli ve İşverenin Karşılıklı Hak ve Yükümlülükleri
Havayolu yolcu taşımacılığında faaliyet gösteren hava yolu şirketleri ile bu şirketlere bağlı olarak kokpit ve kabin ekibinde görev yapan uçuş personeli arasındaki istihdam ilişkisi, hukuki yapısı itibarıyla son derece özellikli bir alandır. Sivil havacılık sektöründe, yer hizmetlerinde çalışan personelin aksine hava taşıma işlerinde çalışan uçuş personeli İş Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu istisnai durum, uçuş personelinin iş sözleşmelerinin genel kanun niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olmasını beraberinde getirmektedir. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun standart hizmet sözleşmesi hükümleri, ulusal ve uluslararası havacılık kurallarının katı ve dinamik yapısıyla birleştiğinde kendine has bir hukuki çerçeve oluşturur. İşçi ve işveren arasındaki ilişki, yalnızca karşılıklı edimlerin ifası ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda uçuş emniyetinin sağlanması, yolcu güvenliğinin korunması ve sivil havacılık otoritelerinin belirlediği sıkı standartlara uyulması gibi üstün kamu yararı taşıyan unsurları da barındırır. Bu bağlamda, istihdam ilişkisinin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi, tarafların kanunlardan, uluslararası sözleşmelerden ve işyeri iç yönetmeliklerinden doğan hak ve yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmelerine bağlıdır. Sözleşme ilişkisi boyunca tarafların birbirlerine karşı dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket etmeleri, havacılık sektörünün hassas dengelerinin korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.
Uçuş Personelinin İş Sözleşmesinden Doğan Borçları
Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen iş sözleşmelerinde, uçuş personelinin en temel asli yükümlülüğü iş görme borcu olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sözleşmesinin kişisel niteliğinin ön plana çıktığı bu ilişkide, personelin üstlendiği uçuş görevini bizzat yerine getirmesi zorunludur; edimin üçüncü bir kişiye devredilmesi kesinlikle söz konusu olamaz. İş görme borcu, aynı zamanda personelin işini özenle yapmasını da kapsar. Havacılık sektörü, en ufak bir ihmalin dahi yıkıcı kazalara yol açabileceği son derece yüksek riskli bir alandır. Bu nedenle uçuş personeli, ulusal ve uluslararası sivil havacılık otoriteleri tarafından belirlenen katı kurallara, uçağın teknik talimatlarına ve uçuş operasyon prosedürlerine harfiyen uymak zorundadır. Aksi takdirde, işin güvenliğini tehlikeye düşüren veya işvereni zarara uğratan özensiz davranışlar, işveren açısından derhal kullanılabilecek bir haklı fesih nedeni oluşturabilir. Kaptan pilotun uçağın idaresinde gösterdiği özen ile kabin memurunun yolcu emniyetini sağlarken sergilediği dikkat, iş görme borcunun en kritik yansımalarıdır.
Uçuş personelinin işverene karşı taşıdığı bir diğer hayati yükümlülük ise sadakat borcu kapsamındaki edimleridir. Sadakat borcu, işçinin işverenin haklı menfaatlerini korumasını, sırlarını ifşa etmemesini ve şirketin itibarına zarar verecek eylemlerden kaçınmasını gerektirir. Uçuş personeli, iş ilişkisi devam ederken işvereni ile rekabet etmemeli ve doğruluk kurallarına aykırı hareketlerde bulunmamalıdır. Örneğin, uçuşlarda görevliyken hırsızlık yapılması, şirketin kılık kıyafet ve imaj standartlarına aykırı davranılması veya kaçakçılık faaliyetlerine karışılması sadakat borcunun ağır ihlali niteliğindedir. İş ilişkisi sona erdikten sonra ise işçinin başka bir hava yolunda çalışmasını engelleyecek katı bir rekabet etmeme borcu öngörülmesi, uçuş personelinin ekonomik özgürlüğünü ciddi şekilde zedeleyebileceğinden mahkemelerce dar yorumlanmaktadır. Havacılıkta elde edilen bilgi ve tecrübelerin olağan kullanımı, işverene önemli bir zarar verme kastı taşımadıkça, personelin mesleki icrasını kısıtlayacak rekabet yasağı anlaşmaları genellikle geçersiz kabul edilmektedir.
Uçuş personelinin çalışma düzeni içinde işverenin, uçuş güvenliği ve operasyonel zorunluluklar kapsamında verdiği emir ve talimatlara uyma borcu bulunmaktadır. Uçuş emniyetinin vazgeçilmezi olan bu yükümlülük şunları içerir:
- Kaptan pilotun uçuşun yönetimiyle ilgili havacılık standartlarına uygun talimatlarına eksiksiz itaat edilmesi.
- İşveren tarafından belirlenen kılık, kıyafet, saç ve sakal gibi imaj standartlarına sürekli olarak uyulması.
- Kabin içi ve uçuş öncesi güvenlik, raporlama ve acil durum prosedürlerinin tam anlamıyla tatbik edilmesi.
- Sivil havacılık otoritelerince zorunlu kılınan alkol ve psikoaktif madde testlerine itiraz edilmeksizin katılım sağlanması.
- Kokpit ve kabin ekibi arasında karşılıklı iletişime dayalı mürettebat kaynak yönetimi kurallarının titizlikle işletilmesi.
- Uçuş esnasında yaşanan kabin içi olağandışı durumların, teknik arızaların veya kural dışı yolcu eylemlerinin derhal amirlere bildirilmesi.
- Uçuş sırasında üçüncü kişilerden veya yolculardan tahsil edilen uçak içi satış gelirlerinin eksiksiz biçimde işverene teslim edilmesi.
İşverenin Temel Yükümlülüğü Olarak Ücret Ödeme Borcu
İş sözleşmesinin tanımlayıcı unsurlarından biri olan ücret ödeme borcu, işverenin uçuş personeline karşı en önemli yükümlülüğüdür. Havacılık sektöründe ücret sistemi genellikle karmaşık bir yapıya sahiptir ve baz ücretin yanı sıra personelin fiili uçuş saatine göre hesaplanan uçuş tazminatlarını da içerir. İşveren, çalışanın hak ettiği asgari garanti ücretini, uçuş primini, gece uçuş tazminatını ve varsa fazla mesai ücretlerini zamanında ve eksiksiz olarak ödemekle mükelleftir. Geniş anlamda ücret kavramı içine giren bu ödemelerin yanı sıra, uçak içi satışlardan elde edilen komisyonlar ve belirli dönemlerde dağıtılan kâr payları da personelin gelir kalemleri arasında yer alabilir. Mevzuatımıza göre, Türkiye'de yerleşik ticari havayolu işletmeleri, uçuş personeli ile yapacakları iş sözleşmelerinde döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller kararlaştırabilme istisnasına sahiptir. Bu hukuki olanak sayesinde, küresel bir nitelik taşıyan havacılık mesleğinde uluslararası piyasa koşullarına uygun, döviz bazlı maaş ödemeleri hukuken geçerli kabul edilmekte ve olası uyuşmazlıklarda tazminat hesaplamaları da döviz üzerinden yapılabilmektedir.
İşverenin ücret ödeme borcu kapsamında, personele dağıtılması kararlaştırılan ikramiyeler ve primler de büyük önem taşır. İşverenin belirli dönemlerde veya hedeflerin tutturulması halinde ödemeyi taahhüt ettiği primler, tek taraflı ve süreklilik arz eden bir uygulamaya dönüştüğünde bağlayıcı bir işyeri şartı halini alır ve işveren bu ödemeleri keyfi olarak kesemez. Uçuş personelinin kıdemine göre şekillenen ücret politikalarında, kıdem kazanan personelin daha yüksek saatlik ücret alması, objektif bir kritere dayandığı için eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Örneğin, yıl sonunda hedeflenen ciro veya kârlılığa ulaşılması durumunda uçuş personeline dağıtılan kâr payları, sözleşmeden doğan kazanılmış bir haktır ve işçi yıl bitmeden işten ayrılsa dahi çalıştığı süreyle orantılı olarak bu payı talep edebilir. Ayrıca, ücretin ödenmemesi veya uçuş tazminatlarının haksız bahanelerle eksik yatırılması, uçuş personeli açısından iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih imkânı doğurmaktadır.
İşverenin Uçuş Personelini Gözetme ve Koruma Borcu
İşverenin asli yükümlülüklerinden biri olan gözetme borcu, uçuş personelinin can güvenliğini, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü ile onurunu korumayı amaçlar. Havacılık mesleği, sürekli zaman dilimi değişiklikleri nedeniyle yaşanan sirkadiyen ritim bozuklukları, kozmik radyasyona maruz kalma, yüksek irtifa basıncı ve bulaşıcı hastalık riski taşıyan endemik bölgelere seyahat gibi ağır fiziksel ve biyolojik riskler barındırır. İşveren, bu riskleri asgari düzeye indirmek için iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı çerçevesinde her türlü tıbbi ve teknik önlemi almak zorundadır. Personelin koruyucu aşılarının yapılması, dinlenme tesislerinin uygun standartlarda sağlanması ve yorgunluk risk yönetimi sistemlerinin etkin biçimde çalıştırılması gözetme borcunun doğrudan gereğidir. Bu borç yalnızca uçuş esnasını değil, personelin otel konaklamalarındaki güvenliğini veya dinlenme sürelerinde yaşanan iş kazalarını da kapsayacak kadar geniş yorumlanmaktadır. Ayrıca, işveren uçuş güvenliğini tehdit edecek düzeyde yorgunluk veya hastalık hisseden personelin çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmasına saygı göstermeli ve bu durumu bir yaptırım aracına dönüştürmemelidir.
Gözetme borcunun kapsamı fiziksel korumanın ötesine geçerek, uçuş personelinin kişilik haklarının ve kişisel verilerinin korunmasını da kuvvetle içerir. Havayolu şirketleri, pilotların ve kabin memurlarının mesleki geçmişlerine, tıbbi tetkiklerine veya disiplin kayıtlarına ilişkin elde ettikleri hassas bilgilerin gizliliğini sağlamakla mükelleftir. Bu kayıtların yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşılması veya personelin itibarını zedeleyecek biçimde kullanılması, işverenin gözetme borcunun açık bir ihlali olarak kabul edilir. Ek olarak, uçuş personelinin işyerinde, geçici konaklama merkezlerinde veya uçuş esnasında psikolojik ya da cinsel tacize uğramaması için koruyucu denetim mekanizmalarının eksiksiz kurulması şarttır. İşveren, kural dışı yolcuların saldırgan veya tacizkâr eylemlerine karşı uçuş ekibini maddi ve manevi olarak korumakla, havacılık güvenliği ihlallerini bildiren ihbarcı çalışanları misillemelere karşı güvence altına almakla ve personeline her koşulda huzurlu, adil ve güvenli bir çalışma ortamı temin etmekle hukuken yükümlü kılınmıştır.
Eğitim Verme ve İdari Bildirim Yükümlülükleri
Uçuş güvenliğinin vazgeçilmez bir unsuru olarak işveren, uçuş personeline sivil havacılık standartlarının gerektirdiği tüm mesleki ve periyodik eğitimleri sağlamakla yükümlüdür. Uçak tip eğitimleri, simülatör çalışmaları, acil durum tahliye tatbikatları ve ilk yardım kursları, operasyonların yasalara uygun yürütülebilmesi için personele verilmesi zorunlu eğitimlerdir. Uçuş personeline sağlanan bu eğitimlerin maliyetlerinin, iş sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi halinde işçiden talep edilip edilemeyeceği konusu uygulamada sıkça tartışılmaktadır. İşverenler, personel için yaptıkları ve faturalandırılabilen gerçek eğitim masraflarını, personelin taahhüt edilen süreden önce haksız olarak işten ayrılması durumunda kıstelyevm esasına göre geri talep edebilirler; ancak bu bedel hiçbir zaman fahiş bir cezai şart niteliği taşımamalıdır. Öte yandan işveren, personelin lisans güncellemeleri, uçuş görev ve dinlenme sürelerine ilişkin kayıtların tutulması ve yetkili sivil havacılık otoritelerine gerekli idari bildirimlerin zamanında yapılması gibi yasal yükümlülüklerini de eksiksiz olarak yerine getirmek durumundadır.
Eşit Davranma Borcu ve Ayrımcılık Yasağı
İşverenin tüm işçilerine karşı objektif kriterler çerçevesinde adil muamelede bulunmasını ifade eden eşit davranma borcu, havacılık sektöründe büyük bir hassasiyetle uygulanması gereken anayasal bir kuraldır. İş ilişkisinin kurulması, çalışma şartlarının belirlenmesi ve sözleşmenin sona erdirilmesi süreçlerinin hiçbirinde personele yönelik dil, ırk, renk, cinsiyet, felsefi inanç veya din temelli bir ayrımcılık yapılamaz. Ancak havacılık sektörünün dinamikleri gereği, bazı durumlarda işverenin getirdiği belirli standartlar tartışma konusu olabilmektedir. Yasalar, ayrımcılığın yalnızca işletmenin normal işleyişi açısından makul gerekli iyi niyetli mesleki yeterlilik kriterinin varlığı halinde, yani işin niteliğinin mutlak surette zorunlu kıldığı istisnai durumlarda hukuka uygun kabul edilebileceğini düzenlemektedir. Bu zorunluluk durumu haricinde, aynı veya benzer bir uçuş görevini ifa eden kadın ve erkek uçuş personeli arasında cinsiyete dayalı daha düşük bir ücret belirlenmesi veya haksız terfi engelleri konulması kesinlikle yasadışıdır ve işverene ağır idari yaptırımlar ile tazminat yükümlülükleri doğurur.
Sivil havacılıkta özellikle yaş, kilo ve kılık kıyafet standartları üzerinden yürütülen uygulamalar, eşit davranma yükümlülüğünün ihlali riskini barındırmaktadır. Kabin memurlarının belirli bir yaşa ulaştıklarında yalnızca yaş haddi gerekçe gösterilerek işten çıkarılmaları, personelin çalışma yeteneğini kaybetmediği ve yer hizmetlerinde değerlendirilme imkânının incelenmediği durumlarda geçerli fesih olarak kabul edilmemektedir. Benzer şekilde, havayolu şirketlerinin uçuş personeli için belirlediği sıkı boy ve kilo endeksleri ile imaj yönetmelikleri zaman zaman ayrımcılık iddialarına zemin hazırlamaktadır. Çalışanın kilo fazlalığı nedeniyle işten çıkarılması sürecinde, bu durumun tıbbi bir nedene dayanıp dayanmadığının araştırılmadan ve çalışana makul süre tanınmadan yapılan fesihler hukuka aykırı bulunmaktadır. İşverenin, uçuş güvenliği ve operasyonel gereklilikler ile işçinin kişilik hakları ve mesleki güvenceleri arasında adil bir denge kurması, ayrımcı ve keyfi politikalardan kaçınarak eşitliği her alanda tesis etmesi zorunludur.
İnanç ve ibadet hürriyetine dayalı ayrımcılık iddiaları da uçuş personeli istihdamında dikkatle ele alınması gereken hukuki bir meseledir. Uçuş personelinin ibadetlerini yerine getirme, dini semboller taşıma veya inançları gereği belirli hizmetlerden kaçınma talepleri, havayolu şirketinin operasyonel işleyişine aşırı bir maliyet veya zorluk getirmediği sürece işveren tarafından makul uyum çerçevesinde karşılanmalıdır. İşverenin, müşteri tercihleri veya tek tip üniforma dayatması gibi salt ticari gerekçelerle personelin inanç özgürlüğünü kategorik olarak engellemesi ve bu durumu bir fesih bahanesi yapması dolaylı ayrımcılık yasağını ihlal eder. Gerek ulusal mahkemelerde gerekse uluslararası insan hakları yargılamalarında, işverenin din veya inanç temelli kısıtlamalarının meşru bir amaca dayanması ve uygulanan aracın bu amaca ulaşmak için mutlak surette orantılı olması şartı aranmaktadır. Bu nedenle, işverenlerin inanç temelindeki farklılıklara saygı duyan kapsayıcı bir işyeri politikası yürütmeleri hukuki bir ödevdir.
Havayolu taşımacılığında uçuş personeli ve işveren arasındaki istihdam ilişkisi, yüksek güvenlik standartlarının ve zorlu çalışma koşullarının getirdiği ağır sorumluluklarla şekillenmektedir. İşçinin asli görevini ifa ederken gösterdiği üstün özen, sadakat ve kurallara sıkı sıkıya itaat etme yükümlülüğü; işverenin adil bir ücret ödeme, ayrımcılıktan uzak durma ve personelin ruhsal ile fiziksel bütünlüğünü koruyan gözetme borçlarıyla karşılık bulur. Kanunların kapsamı dışında bırakılan uçuş personelinin çalışma barışının tesis edilmesi, tarafların Borçlar Kanunu'na ve sivil havacılık standartlarına dayanan bu karşılıklı yükümlülüklere iyi niyet çerçevesinde riayet etmelerine bağlıdır. Bu hak ve yükümlülükler dengesinin zedelenmesi yalnızca hukuki ihtilafları ve ağır tazminat yüklerini beraberinde getirmekle kalmaz, aynı zamanda sivil havacılığın temel taşı olan uçuş ve yolcu güvenliğini de derinden sarsar.