Makale
İnternet yayıncılığında web sitelerinin içeriği ve tasarımı 5846 sayılı FSEK kapsamında eser olarak korunmaktadır. Bu makalede, dijital ortamda eserlerin izinsiz kullanımı durumunda doğan hukuki ve cezai sorumluluklar ile mahkeme süreçleri bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir.
İnternet Yayıncılığında Telif Hakları ve Hukuki Sorumluluk
Bilişim çağının en önemli iletişim platformlarından biri olan internet, içeriklerin hızla kopyalanıp yayılmasına olanak tanırken, aynı zamanda karmaşık telif hakkı ihlallerine de zemin hazırlamaktadır. Hukuki açıdan incelendiğinde, bir web sayfasının veya internet sitesinin kendisi, yaratıcısının hususiyetini taşıması şartıyla 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında korunan bir eser olarak kabul edilmektedir. Sadece metinler ve resimler değil, sitenin özgün grafik tasarımı ve hatta sayfaların kaydedildiği HTML kaynak kodları da bu kanuni koruma şemsiyesi altındadır. İnternet ortamında oluşturulan içeriklerin telif hakları, kural olarak eseri meydana getiren yaratıcıya ait olup, bu hakların kullanımı sözleşmelerle devredilmediği sürece üçüncü kişilerin yetkisiz müdahalesine kapalıdır. Ancak, dijital medyanın sınırları aşan yapısı ve etkileşimli özellikleri, eserlerin internette izinsiz kopyalanması durumunda hukuki ve cezai sorumlulukların doğru tespit edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Eserin İnternet Ortamında Kullanıcılara Sunulması
Bir eserin, o ana kadar hiçbir araçla kamuya sunulmamışken internet ortamına aktarılarak internet kullanıcılarının bilgilerine sunulması, FSEK anlamında umuma arz olarak değerlendirilmektedir. Bu yetki münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibinin rızasıyla eserin internete taşınması, yazarın diğer mali ve manevi haklarından feragat ettiği anlamına kesinlikle gelmez. Bununla birlikte, internetin dijital doğası gereği eserler hızlı bir şekilde kopyalanmaya son derece açıktır. Bilgisayar programlarının veya sitelerde yer alan dijital verilerin izinsiz olarak yüklenmesi, çalıştırılması veya iletilmesi kanunla yasaklanmıştır. Eserini internette umuma arz eden hak sahibi, dijital kopyalamayı önleyici teknolojik imkanlardan yararlanabileceği gibi, sunulan içeriğin kullanımını belirli bir ücret ödenmesi şartına da bağlayabilir. İzleyicilerin ve kullanıcıların, hak sahibinin meşru menfaatine zarar vermeme şartına uygun hareket etmesi gereklidir; aksi takdirde sınırlamaların aşılarak eserden izinsiz yararlanılması açık bir hukuka aykırılık teşkil eder.
İzinsiz Kullanım Halinde Hukuki Sorumluluk
Eserin, hak sahibinin rızası olmaksızın yetkisiz kişilerce internet ortamına taşınması ve umuma arz edilmesi, öncelikle eser sahibinin çoğaltma ve yayma haklarının ihlali anlamına gelir. İnternet yayıncılığından doğan haksız fiillerde, hukuki sorumluluk öncelikle içeriği sağlayan kişiye veya ilgili yayının yapıldığı sitenin sahibine aittir. Sorumluluk zinciri belirlenirken sadece erişim sağlayan aracıların doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir; hukuka aykırı içeriği sunan ve doğrudan zarara sebep olan yayıncılar asıl hedeftir. Ayrıca, uyuşmazlıklarda Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi gereğince istihdam edenin sorumluluğu da devreye girebilmektedir. Çalıştıran konumundaki site yöneticilerinin, çalışanlarının faaliyetlerini yürütmesinde sıkı bir denetim yükümlülüğü bulunmaktadır. Zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan tüm failler, ortaya çıkan zararın tazmini bakımından eksik veya tam birlikte sorumluluk ilkeleri çerçevesinde maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulurlar.
Dava Süreçleri ve Yetkili Mahkemeler
Hukuk Usulleri Muhakemesi Kanunu'nun 21. maddesi çerçevesinde, yayın yoluyla kişilik haklarına veya telif haklarına yapılan her türlü saldırı birer haksız fiil niteliğindedir. Bu tür hukuki uyuşmazlıklarda davanın, haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya mağdurun oturduğu yer mahkemesinde açılması usulen mümkündür. Ceza davaları söz konusu olduğunda, internet üzerinden işlenen hakaret veya ihlal suçlarında doğrudan şahsi dava açılamaz; mağdurun bir dilekçeyle savcılığa müracaat ederek kamu davası açılmasını talep etmesi gerekmektedir. Tüzel kişiliğe sahip toplulukların bir yayından zarar görmesi durumunda ise süreç, yetkili organlar vasıtasıyla fail aleyhine dava açılarak işletilir. Tüketiciyi koruma mevzuatı gereğince yanıltıcı internet reklamları için idari otoritelerin ceza verme yetkisi saklı olup, bu hukuka aykırı eylemlerden kaynaklanan zararlar da genel sorumluluk kurallarına tabidir.
Davaların Açılma ve Zamanaşımı Süreleri
İnternet yayıncılığında telif ihlali ve haksız fiil kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde, yasal mevzuatta öngörülen zamanaşımı sürelerine harfiyen uyulması hukuki kayıpların önüne geçmek adına kritik bir öneme sahiptir.
- Haksız fiil kaynaklı tazminat davaları: Borçlar Kanunu'nun 60 ve 66. maddeleri uyarınca, zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda yayından itibaren en çok on yıl içerisinde dava açılmalıdır.
- Haksız rekabet davaları: Türk Ticaret Kanunu'nun 62. maddesine göre öğrenmeden itibaren bir yıl ve nihayetinde en çok üç yıllık yasal süreye tabidir.
- Ceza davaları ve şikayet süresi: Suç teşkil eden internet yayınlarında şikayet süresi failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren altı ay olup, işlemlerin ceza zamanaşımı olan beş yıl içerisinde yapılması zorunludur.