Makale
Bu makale, internet servis sağlayıcılarının, erişim, yer ve içerik sağlayıcı rollerine göre değişen hukuki sorumluluklarını Türk, AB ve ABD hukuk sistemleri ışığında incelemektedir. Özellikle aracı hizmet sağlayıcıların genel denetim yükümlülüğünün bulunmaması ve güvenli liman prensipleri hukuki bir perspektifle ele alınmıştır.
İnternet Servis Sağlayıcılarının Hukuki Sorumluluk Rejimi
İnternet teknolojilerinin gelişmesi ve dijital işlemlerin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, internet servis sağlayıcılarının hukuki sorumluluğu konusu bilişim hukukunun en temel tartışma alanlarından biri haline gelmiştir. Geleneksel hukuki sorumluluk kurallarının dijital dünyaya doğrudan uyarlanmasındaki güçlükler, internet süjelerinin sorumluluk rejiminin kendi dinamiklerine uygun olarak özel normlarla düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, internet ekosisteminde faaliyet gösteren aktörler; erişim sağlayıcı, yer sağlayıcı ve içerik sağlayıcı olmak üzere temel kategorilere ayrılmaktadır. Her bir sağlayıcının üstlendiği teknik ve işlevsel role göre hukuki sorumluluk sınırları da farklılaşmaktadır. Bilişim hukuku uygulamaları çerçevesinde, aracı konumunda olan internet servis sağlayıcılarının, aktif bir şekilde hukuka aykırılıkları denetleme gibi bir genel yükümlülük altına sokulması hakkaniyete ve teknolojik gelişimin doğasına aykırı kabul edilmektedir. Bu nedenle hem Türk Hukuku hem de Avrupa Birliği ve ABD mevzuatlarında söz konusu aktörler için çeşitli sorumsuzluk halleri öngörülerek dengeli bir hukuki zemin kurulmaya çalışılmıştır.
İnternet Süjelerinin Sınıflandırılması ve Temel İşlevleri
İnternet alanında altyapı veya herhangi bir şekilde hizmet sunan tüzel veya gerçek kişiler genel olarak internet servis sağlayıcı olarak adlandırılır. Hukuki sorumluluğun tespiti için bu aktörlerin işlevlerine göre doğru sınıflandırılması şarttır. İlk olarak, kullanıcılarına internet ortamına kesintisiz bağlantı olanağı sağlayan ve veri iletişimini mümkün kılan altyapı sistemlerini kuran kurumlara erişim sağlayıcı denilmektedir. Erişim sağlayıcılar, bilişim ağının fiziksel bağlantılarını organize eden temel altyapı aktörleridir. İkinci temel aktör olan yer sağlayıcı, hizmet ve içerikleri barındıran, kullanıcıların ulaşmak istedikleri verileri saklayan, geçici olarak depolayan veya doğrudan ileten sistemleri sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir. Yer sağlayıcılar kural olarak, kullanıcıların yaptıkları işlemlere ve yükledikleri verilere aktif bir müdahalede bulunmazlar. Son olarak, internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi bizzat üreten, değiştiren ve sağlayan kişilere ise içerik sağlayıcı adı verilmektedir. Hukuki ihtilaflarda asıl kusur sorumluluğu, veriyi ağa yükleyen içerik sağlayıcının üzerinde toplanmaktadır.
Avrupa Birliği ve ABD Hukukunda Sorumluluk Sınırları
Gelişmiş hukuk sistemleri, internetin doğasını korumak adına aracı hizmet sunan sağlayıcılara belirli sorumsuzluk kayıtları tanımıştır. Avrupa Birliği'nin 2000/31 sayılı Elektronik Ticaret Yönergesi, yer sağlayıcıların veriyi doğrudan aktarması, ara belleğe alması ve depolaması süreçlerine ilişkin net sınırlar çizmiştir. Bu yönerge uyarınca, bilgi toplumu servis sağlayıcılarının hizmet sundukları ağ üzerindeki bilgileri aktif olarak kontrol etmeleri veya hukuka aykırı faaliyetleri araştırmaları hususunda kendilerine genel bir denetim yükümlülüğü yüklenemez. Aynı şekilde ABD Hukukunda uygulanan Dijital Binyıl Telif Hakları Kanunu (DMCA), aracı sağlayıcıların ihlal yaratan etkinlikler hakkında fiili bilgisinin olmaması ve bu etkinlikten finansal fayda elde etmemesi durumunda sorumlu tutulamayacağını kurala bağlamıştır. Hem AB hem de ABD hukukunda, yer sağlayıcının hukuka aykırı bir içeriği fark ettiği veya bildirildiği anda söz konusu içeriğe erişimi süratle engellemesi, sorumluluktan kurtulmasının en temel hukuki şartı olarak düzenlenmiştir.
Türk Hukukunda İnternet Servis Sağlayıcılarının Sorumluluğu
Türk mevzuatında internet servis sağlayıcılarının sorumluluğu, Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 5651 sayılı İnternet Kanunu çerçevesinde şekillenmektedir. Özellikle TTK'nın 58. maddesinin 4. fıkrası, haksız eylemler özelinde aracı sağlayıcıların sorumluluğunu AB normlarıyla uyumlu hale getirmiştir. Kanuna göre; hukuka aykırı fiilin iletimini bizzat başlatmayan, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmeyen ve fiili gerçekleştirecek şekilde içeriği değiştirmeyen hizmet sağlayıcılar aleyhine kural olarak dava açılamaz ve tedbir kararı verilemez. Buna ek olarak, ticari iletişimi düzenleyen kanun tasarıları da yer sağlayıcıların bilgileri otomatik ve geçici olarak saklamasından dolayı kusurlu sayılamayacağını vurgulamaktadır. 5651 sayılı kanun da benzer şekilde yer sağlayıcının içeriği kontrol etmekle veya hukuka aykırı bir faaliyeti araştırmakla yükümlü olmadığını açıkça ifade etmektedir. Tüm bu yasal düzenlemeler, kusur sorumluluğu ilkesi temelinde hukuki çerçevenin inşasını sağlamaktadır.
Yer Sağlayıcıların Sorumsuzluk Şartları
İnternet alanında en sık karşılaşılan hukuki ihtilaflar genellikle yer sağlayıcılar üzerinden gerçekleşmektedir. Aracı konumda bulunan yer sağlayıcıların, kullanıcılar tarafından yüklenen hukuka aykırı verilerden dolayı sorumlu tutulabilmesi için belirli hukuki sınırların aşılmış olması gerekmektedir. Bilişim hukuku doktrini ve pozitif hukuk kuralları çerçevesinde, bir yer sağlayıcının hukuki sorumluluktan muaf tutulabilmesi için taşıması gereken temel şartlar genel hatlarıyla şu şekilde özetlenebilir:
- Hukuka aykırı içeriği, bilgiyi veya faaliyeti bizzat üretmemiş, seçmemiş veya değiştirmemiş olması.
- İhlal yaratan veri hakkında önceden herhangi bir fiili bilgiye sahip olmaması veya hukuka aykırı durumun açıkça anlaşılamıyor olması.
- İhlale konu olan yasadışı içerikten veya faaliyetten dolayı doğrudan bir finansal menfaat elde etmemesi.
- Hukuka aykırılığın idari veya adli makamlarca bildirilmesi halinde, söz konusu içeriği sistemden gecikmeksizin kaldırması veya erişime engellemesi.
- Kullanıcıların eylemlerini aktif bir biçimde denetleme yönünde genel bir gözetim yükümlülüğünün fiilen ve hukuken bulunmaması.