Anasayfa/ Makale/ Gizlilik Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Gizlilik Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Bu makalede, ticari ve özel hayatta büyük önem taşıyan gizlilik sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki hukuki niteliği, isimsiz ve kendine özgü (sui generis) yapısı ile taraflara yüklediği borçlar hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde ticari ilişkilerin karmaşıklaşması ve bilgi güvenliğinin ön plana çıkmasıyla birlikte, gizlilik sözleşmeleri hukuki ilişkilerin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Türk özel hukukunda tarafların karşılıklı iradelerine dayanan bu sözleşmeler, aktarılan bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmamasını güvence altına almaktadır. Hukuk sistemimizde özel bir kanun maddesiyle doğrudan düzenlenmemiş olmaları, bu sözleşmelerin hukuki niteliği bağlamında bazı spesifik değerlendirmeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde şekillenen bu metinler, tarafların ihtiyaçlarına göre esnek bir biçimde tasarlanabilmektedir. Bir hukuk bürosu pratiğinde sıklıkla karşılaştığımız üzere, gizlilik sözleşmelerinin hukuki altyapısının doğru kurgulanması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi adına hayati önem taşımaktadır. Bu makalede, gizlilik sözleşmelerinin temel karakteristikleri, isimsiz sözleşme vasfı ve kendine özgü yapısı, yasal mevzuatımız ışığında detaylı bir şekilde ele alınacaktır.

Türk Borçlar Hukukunda Gizlilik Sözleşmesinin Yeri

Gizlilik sözleşmesi, kanunlarımızda açıkça tanımlanmamış olması sebebiyle isimsiz sözleşmeler kategorisinde yer alan bir özel hukuk işlemidir. Türk Borçlar Kanunu kapsamında taraflar, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmamak şartıyla sözleşme serbestisi ilkesinden faydalanarak bu tür metinleri serbestçe düzenleyebilirler. Hukuki niteliği gereği bu sözleşmeler, kanunda yer alan tipik sözleşme tanımlarına tam olarak uymadığından atipik sözleşme vasfı taşırlar. Doktrinde bazı görüşler bu hukuki ilişkiyi hizmet, vekâlet veya saklama sözleşmelerine benzetmeye çalışsa da, ağırlıklı olarak kabul gören hukuki görüş, bunların kendine özgü (sui generis) bir yapıya sahip olduğudur. Sui generis yapısı nedeniyle, ortaya çıkabilecek ihtilaflarda dürüstlük kuralı ve benzer mahkeme içtihatları kıyasen uygulanarak uyuşmazlıklar çözüme kavuşturulmaktadır.

Gizlilik Sözleşmelerinin Borç Yükleme Durumu

Hukuki niteliği itibarıyla gizlilik sözleşmeleri, tarafların iradelerine ve asıl borç ilişkisinin gereksinimlerine göre farklı şekillerde kurulabilmektedir. Bu kapsamda sözleşmeler, tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler ya da iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olarak karşımıza çıkar. Tek tarafa borç yükleyen durumlarda, yalnızca bir taraf elde ettiği bilgileri koruma altına alma ve saklama borcu altına girerken, diğer tarafın bilgi saklama yükümlülüğü bulunmaz. Buna karşın, her iki tarafın da birbirine ait ticari sırları veya stratejik verileri paylaştığı ortak projelerde, karşılıklı gizlilik yükümlülüğü devreye girer. Bu senaryoda her iki taraf da gizli bilgiyi koruma konusunda aktif bir hukuki borç altına girmekte ve sözleşme iki tarafa da borç yükleyen bir statü kazanmaktadır.

Asıl Borç İlişkisiyle Olan Bağlantısı ve Bağımsızlığı

Gizlilik sözleşmesinin hukuki niteliğini belirleyen bir diğer önemli unsur ise başka bir sözleşme ile olan bağıdır. Gizlilik taahhütleri, genellikle bir asıl borç ilişkisinin fer'i (yan) niteliğinde düzenlenebilmektedir. Ancak taraflar, asıl hukuki ilişkiden tamamen bağımsız bir sözleşme olarak da gizlilik anlaşması akdedebilirler. Asıl borç ilişkisine bağlanmadan, bağımsız olarak akdedilen gizlilik sözleşmelerinin temel hukuki özellikleri şunlardır:

  • Tarafların henüz ana sözleşmeyi imzalamadan önceki müzakere aşamasında paylaştıkları bilgileri koruma altına alır.
  • Asıl sözleşme herhangi bir sebeple iptal edilse dahi, bağımsız nitelikteki sır saklama yükümlülüğü geçerliliğini korumaya devam eder.
  • Sözleşmede belirlenen şekil serbestisi kuralı geçerli olup, kanunen özel bir geçerlilik şartına veya şekle tabi tutulmazlar.

Bu yapı, işletmelerin sahip olduğu ekonomik ve ticari değerlerin hukuki koruma kalkanını önemli ölçüde güçlendirir ve taraflara güvenli bir hukuki zemin sağlar.

Kanunda yeri yok diyorlar, bu gizlilik sözleşmesi imzalatsam geçerli olur mu? expand_more
Gizlilik sözleşmeleri kanunlarımızda açıkça tanımlanmamış olsa da hukuken tamamen geçerlidir. Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme serbestisi ilkesi gereğince, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmadığı sürece bu metinler serbestçe düzenlenebilir. Bu sözleşmeler atipik ve kendine özgü (sui generis) yapıda kabul edilir; olası uyuşmazlıklarda mahkemeler dürüstlük kuralını ve emsal içtihatları kıyasen uygulayarak uyuşmazlıkları çözüme kavuşturur.
Gizlilik sözleşmesinde sadece karşı taraf mı sır tutmak zorunda, yoksa ikimiz de mi? expand_more
Bu durum tamamen ticari ilişkinizin yapısına ve bilgi paylaşımının yönüne göre değişmektedir. Eğer sadece siz bilgi aktarıyorsanız, tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme hazırlayarak yalnızca karşı tarafın sır saklamasını talep edebilirsiniz. Ancak her iki tarafın da birbirine ait stratejik verileri veya ticari sırları paylaştığı ortak projelerde karşılıklı gizlilik yükümlülüğü düzenlenmeli ve sözleşme iki tarafa da borç yükleyen bir statüye kavuşturulmalıdır.
Asıl iş anlaşmamız iptal olursa, önceden imzaladığımız gizlilik sözleşmesi biter mi? expand_more
Hayır, asıl sözleşmeniz herhangi bir sebeple iptal edilse dahi sır saklama yükümlülüğünüz geçerliliğini korumaya devam eder. Taraflar gizlilik taahhütlerini, asıl borç ilişkisinden tamamen bağımsız bir sözleşme olarak da akdedebilmektedir. Bağımsız nitelikte hazırlanan bu metinler, özellikle henüz ana sözleşme imzalanmadan önceki müzakere aşamasında paylaşılan bilgileri koruma altına alarak ticari değerlerinize güçlü bir hukuki koruma sağlar.
Bu gizlilik sözleşmesini noterde mi yapmamız lazım, belli bir şekil şartı var mı? expand_more
Gizlilik sözleşmeleri hukuken herhangi bir özel geçerlilik şartına veya katı bir şekil kuralına tabi tutulmamaktadır. Kanunlarımız gereği şekil serbestisi kuralı geçerli olduğundan, taraflar karşılıklı iradelerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak bu sözleşmeyi serbestçe hazırlayabilirler. Ancak ileride doğabilecek bilgi güvenliği uyuşmazlıklarının kesin olarak önüne geçebilmek adına hukuki altyapısının doğru ve spesifik biçimde kurgulanması hayati önem taşımaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir