Anasayfa Makale Elektronik Yayınların Hukuki Eser Niteliği

Makale

Elektronik yayınların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için taşıması gereken objektif ve sübjektif şartlar, yasal kapsamları ve dijital ortamdaki eser sahipliği kavramı bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir.

Elektronik Yayınların Hukuki Eser Niteliği

Gelişen teknolojilerle birlikte, geleneksel yayıncılık faaliyetleri büyük ölçüde dijital ortamlara taşınmış ve elektronik yayın kavramı hayatımızın merkezine yerleşmiştir. Ancak bir dijital verinin veya elektronik yayının hukuki anlamda korunabilmesi için öncelikle eser niteliği taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi zorunludur. Bilişim hukuku bağlamında, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için belirli kriterler öngörmektedir. Bu kriterler, eserin fiziksel veya dijital bir ortamda sunulmasından bağımsız olarak uygulanmaktadır. Elektronik ortamda üretilen e-kitaplar, e-dergiler, veritabanları ve multimedya içerikleri, kanunun aradığı şartları sağlamaları halinde eser korumasından yararlanır. Dijital mecralarda üretilen içeriklerin ticari dolaşımı ve hukuki güvenliği, eser kavramının doğru tanımlanmasına ve kapsamının net bir şekilde çizilmesine bağlıdır. Dolayısıyla, elektronik yayınların kanuni sınırlarının belirlenmesi, hak sahiplerinin korunması adına atılması gereken ilk hukuki adımdır.

Eser Sayılmanın Temel Şartları

Hukuk sistemimizde bir elektronik yayının eser olarak kabul edilebilmesi için FSEK uyarınca hem sübjektif hem de objektif şartları bir arada bulundurması gerekmektedir. Sübjektif şart olarak adlandırılan hususiyet unsuru, fikri ürünün yaratıcısının zihinsel çabasını, kişisel yorumunu ve bağımsız düşüncesini yansıtmasını ifade eder. Yani elektronik ortamda sunulan metin, görsel veya işitsel bir materyalin, sadece sıradan bir bilgi yığını olmaması, yazarının veya yaratıcısının kişisel imzasını taşıması şarttır. Objektif şart ise, söz konusu fikri ürünün kanunda sayılan eser türlerinden en az birinin sınırları içine girmesini ve dış dünyada algılanabilir bir şekil kazanmış olmasını gerektirir. Dijital dünyada bu durum, bilginin bilgisayar belleğine, optik disklere veya bulut sistemlerine kaydedilerek üçüncü kişiler tarafından algılanabilir hale gelmesiyle sağlanır. Bir bilginin yalnızca zihinde kalması yeterli değildir; elektronik bir formata dönüştürüldüğünde hukuki anlamda objektif şart gerçekleşmiş olur.

FSEK Kapsamında Elektronik Yayın Türleri

Elektronik yayınlar, içerdikleri format ve sunum biçimlerine göre mevzuat kapsamında farklı eser gruplarına dâhil edilerek korunmaktadır. Dijital formatta hazırlanan bir e-kitap veya çevrimiçi dergi metni, temel olarak ilim ve edebiyat eserleri kategorisinde değerlendirilir. Kanun koyucu, her biçim altında ifade edilen bilgisayar programlarını ve bunların hazırlık tasarımlarını da bu gruba dâhil etmiştir. Öte yandan, verilerin belirli bir sistem ve kural dâhilinde düzenlenmesiyle oluşturulan veritabanları, derleme eser niteliği taşıdıkları ölçüde hukuki korumadan faydalanır. İnternet üzerinden erişilen dijital dergiler, içerdikleri metinlerin yanı sıra hareketli veya sabit görseller barındırıyorsa, bu unsurlar duruma göre güzel sanat eserleri veya sinema eserleri kapsamında da incelenebilir. Geleneksel yayınların dijital ortama aktarılması, onların eser niteliğini değiştirmez; ancak yazılımlarla desteklenen yeni nesil yayınlar, hukuk dünyasında özgün fikri ürünler olarak özel inceleme gerektirir.

Veritabanları ve Multimedya Eserlerin Durumu

Bilişim teknolojilerinin sunduğu imkânlarla birden fazla unsurun bir araya getirildiği multimedya eserler, kanunda açıkça tanımlanmamış olsa da, doktrinde genellikle birleşik veya derleme eserler olarak ele alınmaktadır. Bu tür elektronik yayınların eser niteliği taşıması, içerdikleri alt unsurların bağımsızlıklarına veya ana sisteme entegre ediliş şekillerine göre tayin edilir. Elektronik yayıncılıkta ticari değeri oldukça yüksek olan dijital veritabanları ise, içeriğinin seçimi ve düzenlenmesi bakımından fikri bir yaratıcılık barındırıyorsa FSEK madde 6 kapsamında derleme eser olarak güvence altına alınır. Bir veritabanının sadece rutin bir veri yığını olması koruma için yeterli değildir; hususiyet taşıyan, emek ve sermaye harcanarak sistematik hale getirilen yapılar bu yasal ayrıcalıktan yararlanabilir.

Elektronik Ortamda Eser Sahipliği ve Yaratma Gerçeği

Dijital yayınların mülkiyet ve hak dağılımı açısından en önemli kavramlardan biri eser sahipliği kurumudur. Kanunun 8. maddesine göre, bir eserin sahibi onu bizzat meydana getiren kişidir. Bu hukuki durum, yargı kararlarında ve doktrinde yaratma gerçeği ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Elektronik yayıncılıkta içeriği üreten, yazılımı kodlayan veya veritabanını fikri çabasıyla tasarlayan gerçek kişiler eserin asıl sahibi kabul edilir. Tüzel kişilerin, yani şirketlerin veya internet servis sağlayıcılarının doğrudan eser sahibi sıfatını kazanması kural olarak mümkün değildir. Tüzel kişiler ancak gerçek kişi olan fikir işçilerinden mali hakları devralarak bu hakları kullanma yetkisine sahip olurlar. Bu nedenle, bir internet platformunda yayınlanan makalenin, yazılımın veya dijital yayının hukuki korumasından ilk elden yararlanacak olan taraf, o ürüne zihinsel emeğini katan kişidir.

  • İlim ve Edebiyat Eserleri: E-kitaplar, dijital dergi makaleleri ve yazılım kodları gibi metin odaklı veya algoritmik yapıdaki dijital ürünlerdir.
  • Derleme Eserler: Kendi içinde özgün bir seçim ve düzenleme kriteri barındıran, sistematik olarak hazırlanmış dijital veritabanlarıdır.
  • Güzel Sanat Eserleri: Web sitelerinde veya dijital yayınlarda kullanılan özgün grafik tasarımlar, arayüz çizimleri ve illüstrasyonlardır.
  • Sinema Eserleri: Elektronik ortamda sunulan, estetik veya bilimsel bir amaca hizmet eden özgün dijital videolar ve hareketli görsellerdir.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: