Anasayfa Makale E-Tebligat İhlallerinde Hukuki ve Cezai...

Makale

Elektronik tebligat sürecinde yaşanan ihlaller, muhataplar ve PTT açısından önemli hukuki ve cezai sorumluluklar doğurmaktadır. Delil kayıtlarının sahteliği resmi belgede sahtecilik suçunu oluştururken, usulsüz tebligat işlemlerinden kaynaklanan zararlardan PTT özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda tazminat ile sorumlu tutulabilmektedir.

E-Tebligat İhlallerinde Hukuki ve Cezai Sorumluluklar

Elektronik tebligat, hukuki işlemlerin muhataplarına hızlı ve güvenilir bir biçimde ulaştırılmasını sağlayan modern bir usul işlemidir. Geleneksel tebligat yöntemlerine kıyasla birçok avantaj barındırmasına rağmen, elektronik tebligat sürecinde yaşanabilecek hukuka aykırılıklar ve ihlaller, taraflar açısından ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu mağduriyetlerin giderilmesi noktasında, süreci yürüten ve Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'ni işleten Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi ile sürece müdahil olan diğer kişilerin sorumlulukları gündeme gelmektedir. Hukuk sistemimizde, elektronik tebligat ihlallerinde hukuki ve cezai sorumluluk kavramları, hem Tebligat Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu ve özel hukuk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. İhlallerin niteliğine göre idari personelin cezai sorumluluğundan, resmi belgede sahtecilik suçuna ve zararların tazmini için açılacak tazminat davalarına kadar geniş bir hukuki yelpaze mevcuttur. Bu makalede, bir bilişim ve usul hukuku uzmanı perspektifiyle, elektronik tebligat ihlallerinin doğurduğu cezai müeyyideler ile hukuki tazmin sorumlulukları ele alınacaktır.

Elektronik Tebligat Sürecinde Cezai Sorumluluk

Tebligat Kanunu'nun üçüncü babında düzenlenen tebligat suçları, tebligatların doğru ve gecikmeksizin yapılmasını temin etmeyi amaçlamaktadır. Ancak, elektronik tebligata özgü bağımsız bir suç tipi henüz mevzuatımızda açıkça yer almamaktadır. Geleneksel tebligat usullerinde karşılaşılan yanlış adres bildirme veya tebliğ evrakını almaktan kaçınma gibi suçların, muhatabın sabit bir Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi adresinin bulunması sebebiyle elektronik tebligatta işlenmesi fiilen imkansızdır. Bununla birlikte, sistemi işletmekle görevli olan PTT personeli, işledikleri suçlar ile kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu uyarınca kamu görevlisi statüsünde değerlendirilerek cezalandırılırlar. Elektronik tebligatın güvenilirliğine zarar verecek hukuka aykırı sistemsel müdahalelerin ise bilişim suçları kapsamında değerlendirilmesi ve ağır yaptırımlara tabi tutulması hukuki bir gerekliliktir.

Delil Kayıtlarında Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Elektronik tebligat işlemlerinin tamamlandığını tevsik eden en önemli araç delil kayıtlarıdır. Fiziki ortamdaki tebliğ mazbatasının yerini tutan bu kayıtlar, mevzuatımız uyarınca resmi belge niteliğini haizdir ve aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılmaktadırlar. Bu kapsamda, elektronik tebligat sürecinde oluşturulan delil kayıtlarının sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir kaydın başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte kaydın kullanılması doğrudan doğruya resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesi çerçevesinde değerlendirilen bu fiiller, delil kayıtlarının kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması sebebiyle daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır. İlgili kanun maddesi uyarınca, bu nitelikteki belgeler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında faile verilecek temel hapis cezası yarısı oranında artırılarak hükmolunmaktadır.

E-Tebligat İhlallerinde PTT'nin Hukuki Sorumluluğu

Elektronik tebligat işlemlerinin kusursuz ve hukuka uygun bir şekilde yerine getirilmesinde yegane yetkili kurum PTT'dir. Sistemin mevzuata uygun şekilde işletilmesi ve tebligatların usulüne uygun ulaştırılması tamamen PTT'nin yükümlülüğü altındadır. Görevli personelin kastı veya ihmali neticesinde usulsüz tebligat yapılması hallerinde, PTT'nin hukuki sorumluluğu doğmaktadır. Meydana gelen usulsüz işlemler sebebiyle hak kaybına uğrayan muhataplar tazminat talep edebilirler. Bu kapsamda bir tazminat davasının kabulü için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:

  • Tebliğ memurlarının kasten veya ihmal suretiyle usulsüz bir tebliğ işlemi gerçekleştirmesi,
  • Muhatabın bu hukuka aykırı işlem neticesinde ispat edilebilir bir zarara uğraması,
  • Meydana gelen zarar ile usulsüz işlem arasında illiyet bağının bulunması.

Ortaya çıkan bu zararın tahsili, eylemi gerçekleştiren memurunun hukuka aykırı fiili ile zarar arasındaki illiyet bağının tespitine dayanmaktadır.

Tazminat Davalarında Görevli Yargı Kolu

PTT'nin elektronik tebligat kaynaklı ihlallerinden doğan zararların tazmini için açılacak davalarda görevli yargı kolunun tespiti uygulamada tartışma konusu olmuştur. Kurum, hukuki statüsü itibarıyla 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile yeniden yapılandırılarak Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi adını almış ve Türk Ticaret Kanunu ile özel hukuk hükümlerine tabi kılınmıştır. Bu statü değişikliği sebebiyle, kurumun işlem ve eylemleri idari bir tasarruf olmaktan çıkmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatlarına göre, kurumun özel hukuk tüzel kişisi niteliği taşıması nedeniyle üçüncü kişilerle arasında çıkacak hukuki uyuşmazlıklarda idari yargı değil, adli yargı merciileri görevlidir. Dolayısıyla, elektronik tebligat ihlallerinden doğan tazminat taleplerinin Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir.

Tebligat Hilesi ve Yargılamanın İadesi

Elektronik tebligatta, sistemin kapalı yapısı gereği geleneksel anlamda bir tebligat hilesi yapılması oldukça güçtür. Ancak, bilişim sistemlerine yönelik hukuka aykırı müdahaleler veya bilgisayar korsanlığı yöntemleriyle sahte delil kaydı veya zaman damgası oluşturulması ihtimali göz ardı edilemez. Şayet bir tarafın hileli eylemleri sonucunda elektronik tebligat işlemleri usulsüz bir şekilde gerçekleştirilmiş ve bu durum mahkemenin hatalı bir karar vermesine yol açarak karar kesinleşmişse, mağdur olan tarafın başvurabileceği olağanüstü kanun yolu mevcuttur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi uyarınca, lehine karar verilen tarafın karara etki eden hileli bir davranışta bulunması hali yargılamanın iadesi sebebi sayılmaktadır. Bu kapsamda, elektronik tebligat sürecine hile karıştırılması, kişinin hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: