Makale
Dijitalleşen sağlık hizmetleri, hekimlerin teşhis ve tedavi süreçlerindeki hukuki sorumluluklarını yeniden şekillendirmektedir. Elektronik sağlık kayıt sistemlerinin hatalı kullanımı, uyarıların dikkate alınmaması veya yanlış veri girişi, hekimler açısından dijital malpraktis olarak nitelendirilebilecek yeni hukuki riskler barındırmaktadır.
Dijital Malpraktis ve Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu
Sağlık hizmetlerinde bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması, hasta bakım kalitesini artırırken aynı zamanda hekimlerin hukuki sorumluluklarının sınırlarını da genişletmiştir. Hekim ve hasta arasındaki hukuki ilişkinin temeli genellikle bir vekalet sözleşmesine dayanır ve bu sözleşme kapsamında hekim, hastasına karşı yüksek bir özen yükümlülüğü altındadır. Günümüzde bu özen yükümlülüğü, salt fiziki muayene ile sınırlı kalmayıp, hastanın elektronik sağlık kayıtlarının dikkatle incelenmesini, sistem üzerinden sunulan verilerin doğru analiz edilmesini ve klinik karar destek sistemleri gibi dijital araçların hatasız kullanılmasını da zorunlu kılmaktadır. Hekimin bu dijital araçları hiç kullanmaması veya hatalı kullanması, tıbbi standartlara aykırılık oluşturarak dijital malpraktis iddialarına zemin hazırlamaktadır. Bilişim hukuku perspektifinden bakıldığında, dijital malpraktis vakaları, geleneksel tıbbi uygulama hatalarının teknolojik bir boyuta taşınmış halidir ve hekimlerin teşhis ve tedavi borcunu doğrudan etkilemektedir.
Elektronik Ortamda Özen Yükümlülüğü ve Tıbbi Standartlar
Hekimlerin hastalarını tedavi ederken uymak zorunda oldukları tıbbi standartlar, teknolojik gelişmeler ışığında yeniden tanımlanmaktadır. Birlikte çalışabilirlik özelliğine sahip elektronik sağlık kayıt sistemleri, hastanın geçmişteki tüm hastalık, ilaç, alerji ve test verilerini tek bir ekranda toplamaktadır. Bu durum, hekimin hastayı muayene etmeden önce veya tedavi kararı alırken bu kapsamlı veri havuzunu dikkatle incelemesi gerekliliğini doğurur. Önceki kayıtlarda yer alan hayati bir bilginin zaman darlığı veya bilgi yüklemesi sebebiyle gözden kaçırılması, hekimin maksimum özen gösterme borcunun ihlali anlamına gelir. Ayrıca, diğer sağlık personelleri tarafından girilen verilere körü körüne güvenerek, hastayı bizzat muayene etmeden ve gerekli araştırmaları yapmadan karar alınması da hukuka aykırı fiil niteliğindedir. Dolayısıyla, dijital platformlarda sunulan verilerin teyit edilmesi ve güncel tutulması, tıbbi standartların vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.
Klinik Karar Destek Sistemlerinin Hatalı Kullanımı
Dijital malpraktis davalarında sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri de klinik karar destek sistemlerinin sunduğu uyarıların göz ardı edilmesidir. Bu sistemler; ilaç-ilaç etkileşimleri, hastanın mevcut alerjileri veya normalin dışındaki laboratuvar sonuçları hakkında hekimlere otomatik bildirimler sunar. Ancak, sistemin sürekli ve yoğun bir şekilde uyarı vermesi, hekimlerde bildirim yorgunluğu yaratarak hayati öneme sahip alarmların dahi görmezden gelinmesine yol açabilmektedir. Örneğin, hastanın kayıtlarında açıkça belirtilen bir alerji durumuna rağmen, sistem uyarısının dikkate alınmayarak ilgili ilacın reçete edilmesi doğrudan sözleşmeye aykırılık ve kusurlu hareket oluşturur. Özellikle yapay zekâ temelli sistemlerin sunduğu teşhis ve tedavi önerilerinin, hekimin kendi mesleki kanaati ve hastanın somut durumu ile harmanlanmadan doğrudan uygulanması, hekimin malpraktis sorumluluğunu doğuracak ağır bir ihmal olarak değerlendirilmektedir.
Veri Girişi Hataları ve İletişim Kusurları
Hekimlerin veya yardımcı sağlık personelinin elektronik ortama veri girişi sırasında yaptıkları basit gibi görünen hatalar, telafisi imkânsız zararlara yol açabilir. Özellikle kopyala-yapıştır yönteminin dikkatsizce kullanılarak eski ve güncel olmayan verilerin yeni kayıtlara aktarılması, açılır menülerden yanlış ilaç veya dozaj seçilmesi gibi kullanıcı hataları, hekimin kayıt tutma ve özen yükümlülüklerinin açık ihlalidir. Bunun yanı sıra, teletıp uygulamaları ve elektronik mesajlaşma araçları üzerinden hastalarla kurulan iletişimin sınırlarının net çizilmemesi de ciddi hukuki sorunlar yaratır. Hekimin, dijital kanallar üzerinden hastanın acil yardım çağrılarına veya şikayetlerine makul süre içinde dönüş yapmaması, teşhis ve tedavi borcunun ihmali sayılarak haksız fiil veya sözleşme ihlali kapsamında tazminat yükümlülüğü doğurmaktadır.
Dijital ortamlarda hekimlerin hukuki sorumluluğunu doğuran ve hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) olarak değerlendirilen başlıca eylemler şunlardır:
- Hastanın geçmiş elektronik sağlık kayıtlarının hiç veya gereği gibi incelenmemesi.
- Klinik karar destek sistemleri tarafından verilen hayati ilaç ve alerji uyarılarının dikkate alınmaması.
- Sisteme veri girerken kopyala-yapıştır hataları yapılması veya açılır listelerden yanlış teşhis/ilaç seçilmesi.
- Teletıp araçları üzerinden hastayla kurulan iletişimde mesleki özenin gösterilmemesi ve hastanın yönlendirilmesinde gecikilmesi.
- Başka bir hekimin sisteme girdiği şüpheli verilere, hastayı bizzat muayene etmeden körü körüne güvenilmesi.