Makale
Ceza muhakemesinde dijital delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi adil yargılanmanın temelidir. Bu makalede, dijital delillerin elde edilmesinde ve değerlendirilmesinde karşılaşılan hukuka aykırılık halleri, delil yasaklarının kapsamı, zehirli ağacın meyvesi öğretisi ve tesadüfen elde edilen delillerin durumu incelenmektedir.
Dijital Delillerde Hukuka Aykırılık ve Delil Yasakları
Bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve hayatımızın her alanına entegre olması, ceza muhakemesinde ispat araçlarının da dijitalleşmesine yol açmıştır. Dijital deliller, suçun aydınlatılmasında kritik bir rol oynasa da, bu delillerin elde edilmesi sürecinde bireylerin temel hak ve özgürlükleri ile özel hayatın gizliliği sıkça karşı karşıya gelmektedir. Ceza muhakemesi hukukumuzda geçerli olan delil serbestisi ilkesi, her türlü ispat aracının kullanılmasına olanak tanır; ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Anayasamız ve Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, maddi gerçeğe ulaşılırken insan onurunun korunması ve delillerin mutlak surette hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi zorunludur. Kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular, adil yargılanma hakkının teminatı olan delil yasakları kuralı çerçevesinde yargılamada kullanılamaz. Bu yazımızda, bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle, dijital delillerin toplanması ve kullanılması aşamalarındaki hukuka aykırılıkları, delil değerlendirme yasaklarını ve bu kuralların yargılama sürecine olan doğrudan etkilerini detaylı bir şekilde analiz edeceğiz.
Ceza Muhakemesinde Delil Yasakları ve Dijital Delillerin Değerlendirilmesi
Ceza muhakemesinde yargılama makamının, sunulan ispat araçlarından sonuç çıkarma sürecine delillerin değerlendirilmesi denir. Hukukumuzda Anayasanın 38. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili maddeleri uyarınca, yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez ve reddedilir. Bu kapsamda delil yasakları, delil elde etme yasakları ve delil değerlendirme yasakları olmak üzere iki temel başlık altında incelenir. Dijital delillerin doğası gereği kolayca değiştirilebilir ve manipüle edilebilir olması, onların elde edilmesinde şekli ve maddi hukuk kurallarına sıkı sıkıya uyulmasını gerektirir. Örneğin, geçerli bir karar olmaksızın veya yasal şartlar oluşmadan doğrudan cihazlara müdahale edilmesi, o cihazdan elde edilecek tüm dijital verileri kesin bir şekilde yasak delil statüsüne sokacaktır.
Delil Yasaklarının Uzak Etkisi: Zehirli Ağacın Meyvesi Öğretisi
Hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen birincil delil vasıtasıyla ulaşılan diğer türev delillerin akıbeti, ceza hukukunda delil yasaklarının uzak etkisi veya genel bilinen adıyla zehirli ağacın meyvesi öğretisi kapsamında tartışılmaktadır. Hukuk sistemimizde hakim olan mutlak yasaklayıcı görüşe göre, başlangıçtaki hukuka aykırılık kendisinden sonra gelen ispat silsilesini de sakatlar. Başka bir deyişle, yasa dışı bir arama sonucu ele geçirilen bilgisayardan elde edilen yasadışı bir şifreyle ulaşılan bulut verileri de hukuka aykırı kabul edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da istikrarlı kararlarında, hukuka aykırı şekilde icra edilen bir işlem sonucu elde edilen dijital bulguların adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini ve hükme esas alınamayacağını vurgulamıştır. Dolayısıyla bir delilin dolaylı veya doğrudan yasadışı elde edilmesi fark etmeksizin, ceza yargılamasında hiçbir şekilde ispat gücü bulunmamaktadır.
Dijital Delillerde Rıza, Üçüncü Kişiler ve Tesadüfen Elde Edilen Deliller
Soruşturma makamları dışında, mağdur veya üçüncü kişiler tarafından elde edilen dijital verilerin yargılamada kullanılıp kullanılamayacağı sıklıkla karşılaşılan hukuki bir sorundur. Kural olarak, özel kişiler tarafından elde edilen delilin, eğer doğrudan müstakil bir suç işlenerek temin edilmişse, yasak delil niteliğinde olacağı ve yargılamada değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Öte yandan, arama ve inceleme işlemi sırasında ilgilinin bizzat rıza göstermesi de hukuka aykırılığı tek başına ortadan kaldırmaz. Danıştay kararlarıyla iptal edilen rızaya dayalı arama müessesesi sonrasında, hakim veya savcı kararı olmaksızın sırf cihaz sahibinin izniyle yapılan dijital incelemeler mutlak surette hukuka aykırıdır. Yetkili makamlarca yürütülen yasal bir inceleme esnasında, soruşturma konusu olan asıl suç dışında başka bir suça ilişkin dijital izlerin bulunması ise ceza hukukundaki tesadüfen elde edilen delil kavramını gündeme getirir.
Tesadüfi Delillerin Yasallığı İçin Gerekli Şartlar
Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, tesadüfen elde edilen dijital delillerin hukuka uygun kabul edilebilmesi ve yargılamada kullanılabilmesi için birtakım sıkı usuli kurallara riayet edilmesi zorunludur. Dijital veriler üzerinde yapılan yasal bir inceleme esnasında farklı bir suça ait dijital izlere rastlandığında izlenmesi gereken başlıca adımlar şunlardır:
- Mevcut inceleme işleminin dayanağı olan geçerli bir arama kararının bulunması şarttır.
- Ele geçirilen tesadüfi nitelikteki dijital bulgunun derhal muhafaza altına alınması sağlanmalıdır.
- Elde edilen bu yeni bulgu zaman kaybetmeksizin yetkili Cumhuriyet savcılığına bildirilmeli ve savcılıktan gerekli talimatlar alınmalıdır.
- Asıl soruşturma izninin sınırları aşılarak, inceleme kararı dışındaki dosyalar sırf başka bir suç bulma gayesiyle taranmamalıdır.
Belirtilen bu katı kurallara riayet edilmeden ele geçirilen veya arama sınırları kasten aşılarak toplanan her türlü dijital veri, doğrudan hukuka aykırı delil olarak işlem görecek ve mahkeme tarafından kesinlikle dosyadan dışlanacaktır.