Anasayfa/ Makale/ Cinsiyet Temelli Bezdiri ve Etkileri

Cinsiyet Temelli Bezdiri ve Etkileri

İşyerinde cinsiyet temelli bezdiri (mobbing), kadın çalışanların psikolojik bütünlüğünü ve çalışma hakkını doğrudan ihlal eden ciddi bir hukuki sorundur. Bu makale, mobbingin kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini, verimlilik kayıplarını ve cam tavan sendromu ile olan ilişkisini hukuki bir perspektiften incelemektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Çalışma hayatında kadınların karşılaştığı en temel sorunlardan biri, Türk Dil Kurumu tarafından da bir kişiyi hedef gösterip çalışmasını sistemli bir şekilde engelleyerek onu yıldırma ve dışlama eylemi olarak tanımlanan bezdiri (mobbing) eylemidir. Cinsiyet temelli bezdiri, sadece bireysel bir uyuşmazlık değil, aynı zamanda anayasal bir hak olan çalışma hakkının ve kişi dokunulmazlığının açık bir ihlalidir. Ataerkil toplumsal cinsiyet rollerinin işgücü piyasasına yansıması sonucunda kadınlar, fiziksel görünümleri, medeni durumları veya yalnızca kadın olmaları sebebiyle sistematik psikolojik tacize maruz kalabilmektedir. Bir mobbing hukuku avukatı olarak değerlendirdiğimizde, bu durumun mağdurlar üzerinde yarattığı yıkıcı psikolojik etkiler, iş hukukunun temel prensipleri olan işçiyi koruma ve eşit davranma borcu çerçevesinde ele alınmalıdır. Kadınların iş dünyasında var olma ve yükselme çabaları, bu tür yıldırma politikaları ile sekteye uğratılmakta, dolayısıyla kadın istihdamı ciddi zararlar görmektedir.

Cinsiyet Temelli Bezdirinin Temel Dinamikleri

İşyerinde cinsiyet temelli psikolojik taciz, genellikle kadının toplumdaki dezavantajlı konumundan beslenen ve işyerindeki hiyerarşik veya yatay ilişkilerde ortaya çıkan bir baskı aracıdır. Bazen işyerinde çalışmakta olan tek kadın olmak bile tek başına bir bezdiri sebebi olabilmektedir. Failin eylemleri, kadının başarısını gölgeleme, onu izole etme ve işyerinden uzaklaştırma kastı taşır. Sadece erkek yöneticiler veya çalışma arkadaşları tarafından değil, bazen de Kraliçe Arı Sendromu olarak bilinen durum neticesinde, kadın yöneticilerin hemcinslerine yönelik uyguladıkları engelleyici tavırlarla da ortaya çıkabilmektedir. Hukuki açıdan, işverenin gözetim yükümlülüğü altında olan bu eylemler, işçinin manevi bütünlüğüne yapılmış ağır bir saldırı niteliği taşır. Çalışanların maruz kaldığı bu dışlayıcı muameleler, iş barışını kökünden sarsarken ayrımcılık yasağının da açık bir ihlalini oluşturmaktadır.

Kadın Çalışanlar Üzerindeki Psikolojik ve Mesleki Etkileri

Sistematik psikolojik tacize uğrayan kadın çalışanlar, derin bir psikolojik yıpranma süreci içine girerler. Bu süreç, bireyin özgüveninin sarsılmasına ve öğrenilmiş çaresizlik sendromuna sürüklenmesine yol açabilmektedir. Şiddet ve taciz korkusu, mağdur kadınların çalışma şevkini kırarken, kariyer hedeflerinden vazgeçerek daha düşük vasıflı ve düşük ücretli işlere yönelmelerine sebep olmaktadır. Hukuk uygulamasında sıklıkla karşılaştığımız üzere, failin sürekli tacizleri sonucunda kadınlar istifa etmeye ve işten ayrılmak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, işverenler nezdinde kadının işe bağlılığının düşük olduğu yönünde haksız ve hatalı bir önyargının yerleşmesine yol açar. Ayrıca cinsiyetçi engeller, kadınların üst yönetim kadrolarına yükselmesini de baskılamakta ve karar alma mercilerine ulaşmalarını engelleyen aşılmaz bir sınır olan cam tavan sendromu olgusunu doğurmaktadır.

Psikolojik Tacizin İşletmelere ve Ekonomiye Yansımaları

İşyerlerinde cinsiyet odaklı gerçekleştirilen yıldırma politikaları, hukuki bir uyuşmazlık olmanın yanı sıra işletmeler nezdinde çok boyutlu zararlara sebebiyet verir. Uzman bir hukukçu gözüyle değerlendirildiğinde, bu eylemlerin yol açtığı ekonomik ve kurumsal kayıplar şu şekilde özetlenebilir:

  • Failin, mesaisini iş üretmek yerine taciz eylemlerine ayırması ve mağdurun yaşadığı psikolojik baskı nedeniyle işine odaklanamaması sonucu oluşan verimlilik düşüşü.
  • Baskıcı ortamı gözlemleyen diğer çalışanların da benzer bir duruma düşme korkusuyla performans kaybı yaşaması.
  • İstifaya zorlanan kadın personelin kaybıyla birlikte, söz konusu çalışan için yapılmış olan eğitim yatırımlarının israf edilmesi.
  • Kadınların hak ettikleri pozisyonlara ulaşamaması sonucunda nitelikli işgücü potansiyelinin kullanılamaması.

Bu yansımalar, sadece tazminat yükümlülükleri doğuran birer haksız fiil sonucu değil, aynı zamanda işverenlerin eşit davranma ve işçiyi gözetme borcunu ihlal etmelerinin işletme ekonomisine kestiği ağır bir faturadır.

Sırf kadın olduğum için veya dış görünüşüm yüzünden işyerinde sürekli eziliyorum, bu yasal mı? expand_more
İşyerinde sadece kadın olmanız, medeni durumunuz veya fiziksel görünümünüz nedeniyle maruz kaldığınız sistematik psikolojik taciz kesinlikle yasal değildir. Bu tür eylemler, anayasal bir hak olan çalışma hakkınızın ve kişi dokunulmazlığınızın açık bir ihlalidir. İş hukukunun temel prensipleri çerçevesinde, işverenin işçiyi koruma ve eşit davranma borcu bulunmaktadır. Dolayısıyla, size uygulanan bu ayrımcı ve dışlayıcı muameleler hem iş barışını sarsmakta hem de ayrımcılık yasağını ihlal ederek size hukuki yollara başvurma hakkı vermektedir.
Kadın yöneticim bana sürekli takıyor ve işimi engelliyor. Mobbing sadece erkeklerden mi gelir? expand_more
Hayır, işyerinde psikolojik taciz yalnızca erkek yöneticiler veya erkek çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilmez. Hukuk uygulamalarımızda ve literatürde "Kraliçe Arı Sendromu" olarak da bilinen bir durum mevcuttur ve bu durum kadın yöneticilerin kendi hemcinslerine yönelik uyguladıkları engelleyici tavırları ifade eder. Failin cinsiyeti ne olursa olsun, başarınızı gölgeleme, sizi izole etme ve işyerinden uzaklaştırma amacı taşıyan her türlü eylem mobbing kapsamındadır. İşverenin gözetim yükümlülüğü altında gerçekleşen bu tür eylemler, manevi bütünlüğünüze yapılmış ağır bir saldırı niteliğindedir ve hukuki yaptırımlara tabidir.
İşyerindeki baskılara ve dışlanmaya dayanamayıp istifa edersem haksız duruma mı düşerim? expand_more
Sistematik psikolojik tacize maruz kalan birçok kadın çalışan, şiddet ve taciz korkusuyla ne yazık ki istifa etmeye veya işten ayrılmaya zorlanmaktadır. Failin sürekli tacizleri sonucunda işten ayrılmak zorunda bırakılmanız sizi haksız duruma düşürmez; aksine bu durum işverenin eşit davranma ve işçiyi gözetme borcunun açık bir ihlalidir. Bu baskılar nedeniyle istifaya zorlanmanız, tazminat yükümlülükleri doğuran bir haksız fiil sonucudur. Bu nedenle, hak kaybı yaşamamak adına bu süreçte yaşadığınız öğrenilmiş çaresizlik ve kariyer hedeflerinizden vazgeçmek zorunda kalmanız gibi durumları yasal zeminde ileri sürerek haklarınızı arayabilirsiniz.
Patronun bu baskıları durdurmak gibi bir görevi yok mu, işletmenin hiç mi suçu yok? expand_more
Kesinlikle vardır; işverenin işyerindeki çalışanlarını gözetme ve eşit davranma borcu yasal bir zorunluluktur. İşyerindeki cinsiyet odaklı yıldırma politikalarına göz yummak, işverenin bu borcunu ihlal etmesi anlamına gelir ve kendisi açısından tazminat yükümlülükleri doğuran bir haksız fiil teşkil eder. Hukuki uyuşmazlığın ötesinde, patronun bu gözetim borcunu yerine getirmemesi işletmede verimlilik düşüşüne, diğer çalışanlarda performans kaybına ve eğitim yatırımlarının israf edilmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla patronunuz, işyerindeki bu dışlayıcı muameleleri engellemek ve sağlıklı, ayrımcılıktan uzak bir çalışma ortamı sunmakla kanunen mükelleftir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir