Anasayfa Makale Ceza Hukuku Kapsamında Yapay Zekâ Sorumluluğu

Makale

Yapay zekâ sistemlerinin otonomlaşması, ceza hukukunda fail, kusur ve taksir gibi kavramların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türk Ceza Kanunu kapsamında yapay zekânın doğrudan cezai sorumluluğu bulunmamakla birlikte, üretici ve kullanıcıların sorumluluğu ile dolaylı faillik kurumu gibi hukuki mekanizmalar ön plana çıkmaktadır.

Ceza Hukuku Kapsamında Yapay Zekâ Sorumluluğu

Teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ teknolojisi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu durum, ceza hukuku alanında da yeni ve karmaşık hukuki ihtilafların doğmasına yol açmaktadır. Toplumsal düzeni sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacını taşıyan Türk Ceza Kanunu, suçun işlenmesinde insan unsurunu temel almaktadır. Ancak, makine öğrenmesi ve otonom karar verebilme yeteneğine sahip olan yapay zekâ sistemlerinin bir insan müdahalesi olmadan zararlı neticeler doğurması, cezai sorumluluk kavramının sınırlarını zorlamaktadır. Geleneksel suç genel teorisi bağlamında bir makinenin suç işleyip işleyemeyeceği, kusur yeteneğine sahip olup olmadığı ve olası bir suçta kimin sorumlu tutulacağı günümüz bilişim hukukunun en önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Bu makalede, bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle yapay zekânın ceza hukuku kapsamındaki konumu, suçun unsurları ve sorumluluk rejimleri detaylıca incelenmektedir.

Ceza Hukuku Genel Teorisi ve Tipiklik Unsuru

Ceza hukukunda bir fiilin suç oluşturabilmesi için tipiklik unsurunun, yani kanundaki tanıma uygunluğun gerçekleşmesi şarttır. Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca fail, suçun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştiren kişidir. Kanun lafzında kullanılan kişi ibaresi gereği, yalnızca insan varlığı suçun faili olabilmektedir. Mevcut durumda yapay zekâ, özgür iradeye ve tam bir öz farkındalık düzeyine sahip olmadığı için kendi başına bir suçun doğrudan faili kabul edilemez. Bir bilişim hukuku uygulaması bağlamında, yapay zekâ teknolojisinin sebep olduğu bir zararda, makinenin isnat kabiliyeti bulunmadığından ceza hukuku anlamında suçun hukuki konusu veya suçta kullanılan bir araç olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İlerleyen süreçlerde kendi bilincine sahip otonom sistemlerin ortaya çıkması halinde dahi, mevcut ceza mevzuatı çerçevesinde doğrudan cezai sorumluluğa tabi tutulmaları hukuken mümkün gözükmemektedir.

Yapay Zekânın Suçta Araç Olarak Kullanılması

Yapay zekâ sistemleri her ne kadar doğrudan fail olamasalar da, suçun işlenişinde araç olarak kullanılması durumunda cezai sorumluluk mekanizmaları devreye girmektedir. Türk Ceza Kanunu kapsamında, dolaylı faillik kurumu bu tür vakalara ışık tutmaktadır. İsnat yeteneği olmayan bir insanın suçta araç olarak kullanılmasında olduğu gibi, yapay zekâlı bir varlığın da bir suçun işlenmesi amacıyla programlanması veya yönlendirilmesi halinde asıl fail onu kullanan kişi olacaktır. Örneğin, otonom bir araca kasıtlı olarak hatalı koordinatlar girilerek ölüm neticesinin doğmasına sebebiyet verilmesi veya özel hayata karşı suçların işlenmesi amacıyla droneların kullanılması durumlarında, ceza sorumluluğu yapay zekâyı üreten veya onu bilerek tehlikeli bir yönde kullanan gerçek kişilere ait olmaktadır. Bu noktada bilişim hukuku pratiği, failin suç işleme kastını ve yapay zekâ sistemine olan müdahalesini saptamaya odaklanır.

Taksir Sorumluluğu ve Özen Yükümlülüğü

Yapay zekâ kaynaklı kazalarda kast unsurunun bulunmadığı hallerde, taksir sorumluluğu gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesi, taksiri dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık neticesinde öngörülebilir bir sonucun öngörülemeyerek fiilin gerçekleştirilmesi olarak tanımlar. Otonom araçlar veya tıbbi robotik cihazlar gibi ileri teknoloji ürünlerinin kullanımı sırasında oluşan zararlarda, yazılımcı, üretici veya kullanıcının izin verilen risk sınırlarını aşıp aşmadığı incelenmelidir. Sistemin açık bir programlama hatası barındırması veya kullanıcının gerekli müdahale şartlarını yerine getirmemesi, taksirli hareketin temelini oluşturur. Ancak, makinenin kendi kendine öğrenme algoritmalarıyla tamamen bağımsız ve öngörülemez bir tepki vermesi durumunda, objektif isnadiyet bağının kesilmesi söz konusu olabilir. Böyle bir senaryoda, beklenmeyen teknik sapmalardan doğan zararların kime isnat edileceği hukuki bir boşluk yaratabilmektedir.

Olası Ceza Sorumluluğu Süjeleri

Yapay zekâ ekosisteminde karmaşıklaşan eylem ve netice ilişkisinde, nedensellik bağının kurulabileceği çeşitli aktörler bulunmaktadır. Bir ceza yargılamasında haksız fiile veya suça kimin sebebiyet verdiğinin tespiti için bilişim hukuku avukatları aşağıdaki aktörleri ve yükümlülüklerini özel olarak inceler:

  • Yazılımcılar ve Programcılar: Algoritmanın kodlanması sırasındaki ihmaller, açıklar veya doğrudan suça yönlendiren yazılımsal direktiflerden doğan sorumluluklar.
  • Üretici Firmalar: Teknolojinin donanımsal arızalarla piyasaya sürülmesi, gerekli güvenlik testlerinin veya standartların ihlal edilmesi sonucu oluşan taksirli sorumluluklar.
  • Son Kullanıcılar: Sistemin kullanım kılavuzlarına veya dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir şekilde çalıştırılması yahut manipüle edilmesi neticesinde ortaya çıkan ihlaller.

Yukarıda belirtilen süjeler, olay anında yapay zekânın tamamen bağımsız davranıp davranmadığına veya dışarıdan bir veri manipülasyonuna maruz kalıp kalmadığına göre objektif isnadiyet değerlendirmesine tabi tutulur. Geleneksel hukuk mekanizmaları şimdilik bu aktörler üzerinden ilerlemektedir.

Yaptırım Sistemi ve Hayvan Sahibinin Sorumluluğuna Kıyas

Hukuk sistemimizde kusursuz ceza olmaz ilkesi geçerlidir. Eğer yapay zekâ bir fiili gerçekleştirmişse, ona hapis veya adli para cezası gibi geleneksel ceza hukuku yaptırımları uygulamak anlamsızdır; zira makinenin acı çekme veya ıslah olma kapasitesi yoktur. Doktrinde bazı yazarlar, yapay zekânın otonom hareketlerini kontrol altında tutma zorunluluğundan hareketle, Türk Ceza Kanunu'nun 177. maddesindeki hayvan malikinin sorumluluğu düzenlemesinin kıyas yoluyla veya rehber niteliğinde tartışılabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bilişim hukuku prensipleri ve ceza hukukundaki kıyas yasağı göz önüne alındığında, bu yaklaşım eleştirilere açıktır. Sonuç olarak, yapay zekânın neden olduğu ihlallerde sorumluluk zincirinin doğru kurulması, yazılımcı, üretici veya son kullanıcının kişisel kusurlarının teker teker tespit edilmesine bağlıdır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: