Makale
Evlilik birliği süresince BİST'te işlem gören hisse senetlerinin edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında tasfiyesi, edinim kaynağına ve kâr paylarına göre hukuki farklılıklar arz eder. Bu makale, borsa hisselerinin tasfiye hesaplamalarını, piyasa değerlerini ve katılma alacağı haklarını uzman bir aile hukuku perspektifiyle incelemektedir.
BİST Hisse Senetlerinin Mal Rejimi Tasfiyesinde Değerlendirilmesi
Toplumumuzda finansal piyasaların ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yatırım araçları çeşitlenmiş, Borsa İstanbul (BİST) nezdinde işlem gören hisse senetleri eşler arasında yaygın bir yatırım aracı haline gelmiştir. Bu durum, evlilik birliğinin sona ermesi ihtimalinde mal rejiminin tasfiyesi sürecine hisse senetlerinin ne şekilde dâhil edileceği sorusunu gündeme getirmektedir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak kabul edildiği hukuk sistemimizde, eşlerin borsa yatırımlarının paylaştırılması, hisselerin kişisel mal veya edinilmiş mal karakterinde olmasına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Halka açık anonim ortaklıklar tarafından ihraç edilen ve sermaye piyasalarında alınıp satılan bu menkul kıymetlerin tasfiye sürecindeki yeri, şirketin dağıttığı kâr paylarından bedelsiz hisse senedi ihraçlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirilir. Bu bağlamda, BİST'te işlem gören hisse senetlerinin mal rejimi hukukuna göre tasfiyesi, yalnızca eşlerin mülkiyet haklarının değil, aynı zamanda bu haklardan doğan mali getirilerin ve değer artışlarının da detaylı bir biçimde hesaplanmasını gerektiren oldukça teknik bir hukuki alanı oluşturmaktadır.
Borsa İstanbul Hisse Senetlerinde Değer Artış Payı Alacağı
Evlilik birliği süresince eşlerden birinin Borsa İstanbul nezdinde hisse senedi edinmesine diğer eş maddi olarak katkıda bulunabilir veya bu hisse senedinin bedelinin tamamını karşılayabilir. Eşlerin evlilik birliğine güvenerek yaptıkları bu doğrudan finansal katkı, evliliğin sona ermesiyle birlikte değer artış payı alacağı şeklinde talep konusu olmaktadır. Örneğin, eşlerden birinin borsadan hisse alımı yapabilmesi için diğer eşin düğünde kendisine takılan kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarını bozdurarak sermaye desteği sağlaması bu duruma tipik bir örnektir. Eşlerden biri, bağışlama kastı olmaksızın diğer eşe ait hisse senetlerinin alınmasına hiç veya uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa ve söz konusu menkul kıymetlerin tasfiye anında değerinde piyasa koşullarına bağlı bir artış yaşanmışsa, bu değer artış payı alacağı olarak gündeme gelir. Hukuk uygulamasında, bu katkının kanıtlanması ve hisselerin tasfiye sürecindeki borsa rayici üzerinden eşin katkı oranına göre güncellenmesi büyük önem taşımaktadır.
Değer artış payı hesaplanırken BİST'te işlem gören hisse senedinin katkı anındaki borsa değeri ile tasfiye anındaki sürüm değeri arasındaki oran dikkate alınmaktadır. Halka açık anonim ortaklık hisseleri, piyasa koşullarına göre günlük ve anlık değişimler gösterebildiğinden, tasfiye anına en yakın tarihteki piyasa değerinin tespiti zorunludur. Eğer hisse senetleri tasfiye anında değer kaybetmişse, kanun gereği başlangıçta yapılan katkı miktarı aynen korunarak geri istenir. Tasfiye davası devam ederken yatırımcının hisse senedini satıp elden çıkarması halinde ise mahkeme, değer artış payı alacağını hakkaniyet kuralları çerçevesinde takdir eder. Borsa işlemlerinde hisse edinimleri genellikle elektronik ortamda kayden gerçekleştirildiğinden, eşin malvarlığı transferleri ve yatırım hesabına gönderdiği katkı meblağları banka dekontları ve aracı kurum kayıtları ile ispat edilebilmektedir. Bu durum, mal rejiminin tasfiyesinde ispat kolaylığı sağlasa da hesaplama tekniği açısından uzmanlık gerektirir.
Borsa yatırımlarına yapılan katkılarda, hisse senedine yatırım yapan eşin bu işlemleri gizli veya aşikâr olarak yapması katkı alacağının niteliğini değiştirmez. Burada temel şart, hisselerin edinimine maddi bir değer aktarılmış olması ve bu aktarımın karşılıksız bir bağışlama amacı taşımamasıdır. Tasfiye davalarında, katkı yapan eşin kişisel veya edinilmiş malından çıkan tutarın, diğer eşin BİST portföyündeki belirli bir hisse senedinin alışında kullanıldığı somut verilerle ispatlandığında, borsa rayicinde yaşanan yükselişler eşin alacak hakkına doğrudan yansır. Bu husus, tarafların ekonomik birikimlerinin korunması ve aile içindeki dayanışmanın suiistimal edilmemesi adına yasa koyucu tarafından güvence altına alınmış bir mekanizmadır. Mahkeme aşamasında bilirkişiler aracılığıyla aracı kurum hesap özetleri geriye dönük olarak incelenir ve eşler arasındaki fon akışının tam dökümü çıkartılarak değerler hukuki denetime tabi tutulur.
BİST Hisse Senetlerinde Artık Değere Katılma Alacağı ve Kâr Payları
Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinin edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca tasfiyesi sürecinde en sık karşılaşılan alacak kalemi artık değere katılma alacağı talepleridir. Eşlerden birinin evlilik birliği içinde çalışma karşılığı elde ettiği gelirlerle borsa portföyü oluşturması veya mevcut yatırım hesabını büyütmesi halinde, bu hisse senetleri edinilmiş mal kabul edilerek tasfiyeye dâhil edilir. Şirketin maliki veya ortağı konumunda bulunan hisse senedi sahibi yatırımcının, bu hisselerden kaynaklı olarak elde ettiği kâr payı (temettü) ödemeleri de doğrudan edinilmiş mal havuzuna eklenir. Şirketin dağıttığı temettüler yatırım hesabında nakit olarak tutulabileceği gibi, yeniden hisse senedi alımında kullanılarak portföyün genişletilmesi amacıyla da değerlendirilebilir. Her iki durumda da, bu getiriler yasal mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla mevcutsa, diğer eşin katılma alacağı hesaplamalarında aktif değer olarak yer alır.
Kişisel mal niteliğindeki hisse senetlerinden doğan kâr paylarının tasfiyedeki durumu ise özellik arz eden bir hukuki müessesedir. Kural olarak, evlilik öncesi alınan veya miras yoluyla geçen borsa hisseleri kişisel mal statüsünde olsa dahi, bu hisselere bağlı olarak evlilik birliği süresince ödenen kâr payları kanun gereği edinilmiş mal sayılır. Şayet halka açık anonim şirket tarafından elde edilen kâr, pay sahiplerine nakit olarak dağıtılmayıp ana sermayeye eklenmiş ve bu yolla ortaklık bünyesinde tutulmuşsa, şirketin büyümesi hisse değerine yansıyacaktır. Borsa rayicindeki bu tür endüstriyel artışlar, mal rejiminin tasfiyesinde yatırımcı eşin olağan yönetim sınırlarını aşan özel bir çabasından kaynaklanmıyorsa konjonktürel artış olarak da değerlendirilebilir. Ancak kâr payı ödemelerinin tespit edilebilir olması ve rejim süresince gerçekleşmesi halinde, bu nakdi getiriler üzerindeki tasfiye hesabı eşlerin hakkaniyetli paylaşımı esasına göre yürütülür.
Ödenmiş kâr payının mal rejiminin sona erdiği tarihte ortada bulunmaması durumu, tasfiye hukukunda ispat sorunlarına yol açabilmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, şirket temettüsünün yatırım hesabından çekilip aile içi müşterek giderlere harcandığının tespit edilmesi halinde, hayatın olağan akışına uygun bu makul harcamalar tasfiye değerinden düşülerek kalan miktar üzerinden katılma alacağı hesaplanır. Eğer borsa gelirleri, eşlerden birinin tamamen kendi lüks tüketimine veya diğer eşin onaylamadığı riskli harcamalara konu edilmişse, bu tutarlar hesaplamada kâğıt üzerinde yeniden portföye dâhil edilir. Mal rejimi tasfiyesi davalarında borsadan elde edilen ve kayıplara karışan fonların izinin sürülmesi, merkezi otoritelerin sistemlerindeki veriler üzerinden geriye dönük hesap hareketlerinin incelenmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir.
Bedelsiz ve Bedelli Sermaye Artırımlarında Tasfiye Dinamikleri
Halka açık anonim şirketlerin gerçekleştirdiği sermaye artırımları, borsada işlem gören hisse senetlerinin tasfiyesini doğrudan etkileyen işlemlerdir. Bedelsiz sermaye artırımı, şirketin herhangi bir ek bedel talep etmeden mevcut ortaklarına yeni hisse senetleri dağıtması işlemidir. Tasfiye sürecinde, kişisel mal grubundaki bir hisse senedinden doğan bedelsiz payların durumu oldukça tartışmalıdır. Eğer bedelsiz hisse verilmesiyle birlikte mevcut hissenin piyasa değerinde bir artış yaşanmıyorsa, sadece hisse adedi artıp birim fiyatı o oranda azalıyorsa yatırımcının malvarlığında net bir artış meydana gelmez. Bu senaryoda bedelsiz paylar kişisel mal olarak kalmaya devam eder. Ancak bedelsiz hisseler, dağıtılmayan kurum kârlarının sermayeye eklenmesiyle oluşmuş ve piyasa değerinde somut bir artı değer yaratmışsa, bu durum gelir niteliği taşıyacağından, söz konusu bedelsiz payların mal rejimi tasfiyesinde edinilmiş mal olarak aktif hesaba eklenmesi gerekmektedir.
Bedelli sermaye artırımında ise rüçhan hakkı kullanılarak yeni borsa hisseleri satın alınmaktadır. Yeni edinilen bu hisse senetlerinin tasfiye hesaplamasındaki yeri, rüçhan hakkının kullanılması için ödenen bedelin kaynağına bağlıdır. Hissedar eş, sermaye artırımına katılım bedelini evlilik içi tasarruflarından veya maaş gelirinden ödemişse, bu yolla elde edilen yeni paylar bütünüyle edinilmiş mal havuzunda toplanır. Buna karşılık, bedelli artırım için gerekli fon doğrudan eşin miras gelirinden veya evlilik öncesi tasarruflarından aktarılmışsa yeni hisseler kişisel mal sayılır. Tasfiye davası aşamasında, hangi hissenin hangi finansman kaynağıyla alındığının birbirine karıştığı karmaşık borsa hesaplarında, denkleştirme hükümleri işletilerek adil bir oranlama yapılır. Pay senetlerindeki bu sürekli değişken yapı, borsa hisselerinin mal rejimindeki tasfiyesini diğer klasik taşınmaz veya nakit paylaşımlarından ayıran en önemli özelliktir.
Tasfiye Anında BİST Hisselerinin Değerleme Ölçütleri
Mal rejiminin tasfiyesinde, Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinin parasal karşılığının tespit edilmesi için değerleme anı ve ölçütü büyük bir titizlikle belirlenmelidir. Kanun koyucu, eşlerin boşanma davası tarihinden itibaren karar aşamasına kadar geçen süreçteki ekonomik dalgalanmalardan zarar görmemesi adına, malların tasfiye anındaki (karar tarihine en yakın tarihteki) değerlerinin esas alınmasını öngörmüştür. Hisse senetleri, piyasa şartlarında çok hızlı fiyat değişikliklerine maruz kaldığından, tasfiye kararının verileceği güncel zaman dilimi içindeki sürüm değeri hesaplama için temel alınır. Borsa hisseleri açısından sürüm değeri, ilgili menkul kıymetin değerleme anından önceki son işlem gününde BİST'te oluşan kapanış fiyatları veya ortalama işlem değerleridir. Vergi mevzuatı hükümleriyle de paralellik arz eden bu borsa rayici tespiti, taraflar arasında herhangi bir sübjektif değerlemeye veya haksızlığa mahal vermeyecek objektif bir kriter sunmaktadır.
Borsa hisselerinin değerleme sürecinde, şirketlerin bölünme, birleşme veya borsa kotundan çıkma gibi kurumsal operasyonları da tasfiye değerini şekillendirir. Örneğin, mal rejiminin sona erdiği tarihte (boşanma dava tarihi) mevcut olan bir hisse senedi serisi, yargılama sürecinde şirket birleşmesi nedeniyle farklı bir hisse koduyla değiştirilmiş olabilir. Bu gibi durumlarda, mal rejiminin sona erdiği tarihteki portföy yapısı baz alınır, ancak değerleme olarak hisselerin dönüştüğü yeni yapının karar tarihine en yakın sürüm değeri dikkate alınır. Yargıtay uygulamaları, borsa hisseleri gibi likiditesi yüksek varlıklarda, sadece dava tarihindeki fiyat üzerinden hüküm kurulmasını ciddi hak kayıplarına yol açacak hukuki bir hata olarak nitelendirmektedir. Bu itibarla, mal rejimi tasfiye davalarında mali müşavirler ve sermaye piyasası uzmanlarından oluşan heyetler aracılığıyla güncel borsa verileri sisteme entegre edilerek artık değerin parasal büyüklüğü netleştirilir.
Eşlerden birinin BİST üzerinde yaptığı işlemlerin çok sık ve hacimli olduğu durumlarda, tasfiye edilecek portföyün tespiti için mal rejiminin sona erme gününe ait kapanış portföy bakiyesi esas teşkil eder. O gün elde tutulan hisse senetleri listelenir, miktar bazında dondurulur ve bu listedeki varlıkların karara en yakın tarihteki borsa fiyatlarıyla çarpılması sonucu brüt edinilmiş mal tutarı elde edilir. Hisselerin üzerinde aracı kuruma ait kredi borçları veya hisse rehinleri mevcutsa, bu pasifler brüt değerden indirilerek tasfiyeye konu olan net tutar bulunur. Bu hukuki işlemlerin tamamı, hisse senetlerinin borsadaki objektif nakde dönüştürülebilme kabiliyeti göz önünde bulundurularak icra edilir.
Hisse Senetlerinin Elden Çıkarılması ve Tasfiyede İkame İlkesi
Evlilik birliği içinde eşlerden birinin tasarrufundaki Borsa İstanbul hisselerini satarak yatırım portföyünü boşaltması veya elde ettiği gelirle farklı varlık sınıflarına yönelmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu noktada tasfiye hukuku açısından ikame kuralı devreye girer. Edinilmiş mal niteliğindeki hisse senetlerinin borsada satılarak elde edilen meblağ ile otomobil, döviz veya gayrimenkul alınması halinde, yeni edinilen bu malvarlığı da edinilmiş mal statüsünü korur ve tasfiyeye dâhil edilir. Hisselerin nakde çevrilip banka hesabında tutulması durumunda dahi söz konusu nakit para aynı hukuki statüyle katılma alacağı hesabında aktif kalemde değerlendirilecektir. İkame ilkesi, tarafların mal rejiminin getirdiği yasal sınırlamaları aşarak malların karakterini kendi lehlerine değiştirmelerini önlemek üzere getirilmiş, kaynağı takip eden katı bir mal paylaşımı güvencesidir.
Hisse senetlerinin eş tarafından mal rejiminin sona ermesinden hemen önceki bir yıllık süre zarfında, olağan dışı yollarla ve diğer eşin rızası hilafına elden çıkarılması halinde, eklenecek değerler mekanizması çalışır. Yatırımcı eş, yaklaşan tasfiye sürecinden mal kaçırmak maksadıyla borsa hisselerini zararına satmış, hileli yollarla üçüncü bir kişinin portföyüne virmanlamış veya bedelsiz devretmişse, bu varlıklar sanki hiç satılmamış gibi farz edilir. Kâğıt üzerinde yeniden portföye dâhil edilen bu hisselerin devir tarihindeki nitelikleri gözetilerek, tasfiye anındaki güncel piyasa sürüm değeri üzerinden hesaplamaya yansıtılır. Böylece, kötü niyetli eşin diğer eşin katılma alacağını azaltmaya yönelik borsa spekülasyonlarının önüne geçilmiş ve tarafların mal rejimi kapsamındaki oransal hakları yasal bir zırh ile muhafaza edilmiş olur.
Tasfiye hukuku çerçevesinde, borsa portföyünde yatırım amacıyla bulundurulan ve elden çıkarılan hisselerin katılma alacağı hesaplamasına dâhil edilebilmesi için belirli kanuni şartların somut vakıalarla ispatlanması gerekmektedir. İhtilaf halinde yargı mercileri tarafından şu hususlar incelenir:
- Hisse senetlerinin diğer eşin açık veya zımni rızası dışında, haksız bir şekilde portföyden çıkarılmış olması.
- İlgili devir işleminin, mal rejiminin sona ermesinden önceki son bir yıl içinde gerçekleşmesi veya doğrudan mal kaçırma kastıyla yapılmış olması.
- Yapılan hisse virmanı, bağışlama veya nakit aktarımının örf ve âdete uygun olağan bir hediye niteliği taşımaması.
- Yatırım hesabı üzerinden gerçekleştirilen satıştan elde edilen gelirin, evlilik birliğinin müşterek giderlerine harcanmayıp, doğrudan eşin şahsi çıkarlarına özgülenmesi.
- Tüm hisse edinim, iptal veya devir işlemlerinin ilgili kurumlar nezdindeki yatırımcı alt hesap kayıtları aracılığıyla mahkemeye eksiksiz olarak sunulabilmesi.
Sonuç itibarıyla, Borsa İstanbul nezdinde işlem gören hisse senetlerinin mal rejimi kapsamında tasfiyesi, menkul kıymetlerin ve sermaye piyasalarının kendine has dinamiklerinden ötürü diğer varlık türlerine kıyasla çok daha kapsamlı bir finansal ve hukuki analizi zorunlu kılmaktadır. Hisselerin edinim kaynağının belirlenmesi, bedelli veya bedelsiz sermaye artırımlarından doğan rüçhan ve kâr paylarının ayrıştırılması, ayrıca borsanın değişken yapısı içerisinde tasfiye anındaki objektif piyasa sürüm değerlerinin saptanması adil bir yargılamanın temel şartlarıdır. Aile hukuku ve sermaye piyasası hukukunun kesiştiği bu hassas zeminde, eşlerin değer artış payı ve katılma alacağı haklarının tam manasıyla korunabilmesi için yatırım hesaplarının geriye dönük uzman incelemesine tabi tutulması gerekmektedir. Kusursuz bir tasfiye işleminin gerçekleştirilebilmesi, yalnızca medeni hukuk ilkelerinin değil, aynı zamanda borsa ve şirketler hukuku mekanizmalarının da doğru yorumlanmasına ve somut ulaştırmazlık özelinde titizlikle uygulanmasına bağlıdır.